Diyarbakır'daki operasyonda yaralanan bir asker şehit oldu

DİYARBAKIR

Diyarbakır‘ın Kocaköy ilçesi kırsalında terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonda yaralanan askerlerden biri şehit oldu.

Valilikten yapılan açıklamada, Kocaköy ilçesi Boyunlu Köyü bölgesindeki operasyonun ardından Kocaköy İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Binbaşı Harun Yılmaz ve Jandarma Uzman Çavuş Hatip Çağlar’ın bulunduğu aracın Boyunlu köyünden Gözebaşı Köyü’ne gittiği sırada Gözebaşı köyü mevkiinde bir araçtan ateş açıldığı belirtildi.

Açılan ateşe ateşle karşılık verildiği, çıkan çatışmada Kocaköy İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Binbaşı Yılmaz ve Jandarma Astsubay Başçavuş Kenan Mercimek’in hafif, Jandarma Uzman Çavuş Hatip Çağlar’ın ise ağır şekilde yaralandığı aktarılan açıklamada, yaralılardan, Yılmaz ve Çağlar’ın Diyarbakır Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi’ne helikopterle nakledildiği bildirildi.

Jandarma Uzman Çavuş Çağlar’ın hastanede ameliyata alındığı ifade edilen açıklamada, Çağlar’ın yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olduğu kaydedildi.

Olayla ilgili olarak adli ve idari soruşturma başlatıldı.

Muhabir: Hasan Namlı

Öldürülen teröristler, örgütün 'sözde' sorumlusu çıktı

ELAZIĞ

Elazığ‘ın Karakoçan ilçesinde terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonda etkisiz hale getirilen 2’si üst düzey 6 teröristin çok sayıda terör saldırısını gerçekleştirdikleri belirlendi.

Valilikten yapılan açıklamada, Elazığ İl Jandarma Komutanlığınca 22 ve 23 Eylül’de Karakoçan ilçesi Bulgurcuk köyü kırsalında eylem hazırlığında olduğu değerlendirilen teröristlere yönelik operasyonda 6 teröristin etkisiz hale getirildiği, bir teröristin sağ ele geçirildiği anımsatıldı.

Açıklamada, etkisiz hale getirilen teröristlerin yanında keskin nişancı tüfeği, 6 uzun namlulu silah, 9 el bombası,17 uçaksavar fişeği, uzun namlulu silahlara ait bin 253 fişek ve 30 şarjör, 45 boş kovan, 2 yapay mayın patlayıcı madde düzeneği, 3 telsiz, 3’ü gece görüş özelliğine sahip 6 dürbün, 7 sırt çantası, 2 flaş bellek, 8 uyku tulumu, kamera, radyo, 3 şemsiye, çok sayıda yaşamsal ve sağlık malzemesi ele geçirildiği bildirildi.

Açıklamada, etkisiz hale getirilen teröristlerden “Dersim Ferhat” kod adlı B.A’nın sözde Dersim eyalet sorumlusu, sağ olarak ele geçirilen “Ciğerhun” kod adlı F.E’nin de sözde Tunceli bölgesi cephe sorumlusu olduğunun tespit edildiği kaydedildi.

Çok sayıda terör saldırısını gerçekleştirmişler

Etkisiz hale getirilen teröristlerin 23 haziran 2008’de Gaziantep’in İslahiye ilçesinde 2 personelin şehit edildiği, 1 Nisan 2011’de Osmaniye Hasanbeyli ilçesinde 1 askerin şehit ve 5 askerin yaralandığı, 28 Ekim 2011’de 2 polis memurunun şehit edildiği Osmaniye Emniyet Müdürlüğü trafik ekiplerine yönelik saldırılar ile 5 Haziran 2016’da Bingöl’ün Yayladere ilçesine bağlı Dalbasan köyünden bir vatandaşın kaçırılması ve aracının yakılması olayı başta olmak üzere çok sayıda saldırıyı gerçekleştirdiklerinin tespit edildiği belirtilen açıklamada, ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik her türlü tehdide karşı mücadeleye kararlılıkla devam edildiği vurgulandı. 

Muhabir: İsmail Şen

'Kimse sadece dershaneye gittiği için FETÖ’cülükle suçlanmıyor'

İSTANBUL

FETÖ‘nün darbe girişimi sırasında Selimiye‘de bulunan 1. Ordu Komutanlığı‘nda yaşananlar ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü yerleşkesinin ele geçirilmeye çalışılmasına ilişkin 54’ü tutuklu 128 kişinin yargılandığı davada, sanıkların savunmasının alınmasına başlandı.

Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları karşısındaki binada yer alan binadaki salonda İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, sanıkların kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından, iddianamenin özeti okundu.

Duruşmada ilk savunmayı yapan tutuklu sanık Ertuğrul Gük, amirlerinin yanıltıcı emirleri doğrultusunda kışlaya gittiğini, kanunsuz emir durumunu fark edince kışladan çıkmak istediğini ve kanunsuz emirleri yerine getirmediğini savundu.

Tayinlerden dolayı 10 Temmuz 2016’da akademinin misafirhanesinde kalmaya başladığını, 12 Temmuz’da Harp Akademileri’nde bir albayın konferans verdiğini, bu konferansta büyük şehirlerde terör eylemlerinin yapılabileceğine dair istihbarat alındığının konuşulduğunu ifade eden Gük, “15 Temmuz günü istihbarattan gelen emirler tebliğ edildi. Her şey göz önüne alındığında terör olayları kanısı bende oluştu. Ahmet Zeki Gerehan sert mizaçlı birisidir. O gün yapılan toplantıya geç kaldığım için katılmadım. Gerehan’ın herkesin önünde bana laf söylemesini istemedim. Aynı gün 15.30’da da toplantı olacağı söylendi. Bu toplantının görev ve atama kapsamında olacağı söylendi. Salonda Zafer Binbaşı terör olaylarının olacağını söyledi. Harekat Merkeziyle istişare edeceğimiz ve terör saldırısı maksadıyla görevlendirildiğimizi söyledi.” şeklinde konuştu.

Daha önce İstanbul dışında staj yerlerinde bu şekilde götürüldüklerini ve yazılı bir emrin olmadığını dile getiren Gük, sıkıyönetim ilan edileceğine dair bir bilgisinin olmadığını, askeri lise ve harp okulunda aldığı eğitimlerde emir sorgulanmadığını öğrendiklerini söyledi.

Sanık Gük, “Bana söylenilen terör istihbaratı olduğu ve 1. Ordu Komutanlığı’nda görevlendirildiğimdi. Ben askerim, ast olarak üste itimat ederim. Ben amirin emrini yerine getirmediğim diye hain olarak yargılanıyorum. Ahmet Zeki Gerehan, bana kağıtları toplamamı söyledi. Masada duran kağıtları toplarken sıkıyönetim yazısını gördüm. Tamamını okumadım. Gerehan’a ‘sıkıyönetimden bahsediliyor’ diye çıkıştım. O sırada Gerehan elini belindeki silahına götürerek, ’emirleri yerine getirin’ dedi. Ahmet Zeki Gerehan cep telefonuma el koydu. Kimseyle iletişime geçemedim. Bir gariplik sezdim. Bir ara Ahmet Zeki Gerehan bulunduğumuz salondan çıkınca, nizamiyeye doğru gittim. Çıkmaya çalıştım. Bana çıkışların yasak olduğu söylendi. Geri döndüm, salonda karmaşa hakimdi. Salondan çıkmak istedim, çıkamadım ve emirleri yerine getirmedim.” ifadelerini kullandı.

Kendisinin ve arkadaşlarının kumpasa kurban gittiğini öne süren Gük, koskoca karargahı 11 kişinin nasıl işgal edebileceğini sordu. Sanık Gük, 11 kişinin karargahı rehin olmasının mümkün olmadığını, komutanı tarafından terör bahanesiyle kandırıldığını, emirleri yerine getirmediğini savundu.

Mahkeme Başkanı Fikret Demir, “Sen şimdi ‘Ahmet Zeki Gerehan, Eyüp Gürler ve Zafer Özlebleci darbeye katılmıştır’ diyorsun. Başka katılan yok muydu?” diye sordu. Gük, “Yoktu” yanıtını verdi.

Söz alan 2 tutuklu sanık, kapıda görevli olduklarını ve sanık Ertuğrul Gük’ün dışarı çıkmak istediğini görmediklerini dile getirdi.

”Kimse sadece dershaneye gittiği için FETÖ’cülükle suçlanmıyor”

Sanık Osman Erim de savunmasında, 14 aydır tutuklu olduğunu belirterek, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Erim’in doğumundan itibaren hayatını anlatmaya başlaması üzerine Mahkeme Başkanı Demir, “Daha önceki davalarda da bu şekilde savunma yapılıyor. Yargılamanın bu bilgilerle ilgisi yoktur. Bu tür bilgilerin verilmesine gerek yok.” dedi.

FETÖ üyeliğiyle suçlandığını dile getiren Erim, FETÖ’cülerin kendi adamlarını kayırdığını, bu kayırmaya tabi tutulmadığını göstermek için bunları söylemek istediğini dile getirdi.

Mahkeme Başkanı Demir’in kimin nerede çalıştığına göre FETÖ’cü olup olmadığının belirlenemeyeceğini söylemesi üzerine, bazı sanık avukatları buna itiraz ederek, dershaneye gidenlerin FETÖ’cülükle suçlandığını ileri sürdü.

Başkan Demir de, “Bir pamuk ipliği düşünün, çekerseniz kopar. Başka pamuk ipliğiyle birleşirse kopmaz. Kimse sadece dershaneye gittiği için FETÖ’cülükle suçlanmıyor.” ifadesini kullandı.

Erim, savunmasının devamında, FETÖ’cü olduğuyla ilgili herhangi bir şüpheye düşülecek bir durumun olmadığını, Bylock, Eagle kullanmadığını, sosyal medya hesabının bile bulunmadığını savundu.

Darbe girişimi günü kendisine verilen emirlerin suç teşkil etmediğini öne süren Erim, amirlerinin kendisini böyle bir yanlışa çekeceğini düşünmediğini ve emir komuta zinciri içerisinde sinsi planlarla kullanılmak istendiğini belirtti.

Sanığa ”Hulusi Akar” sorusu

Fikret Demir, savunmasını tamamlayan Erim’e, “Savunmanda Zafer Özleblebici’ye ‘Binbaşı Zafer’, Ahmet Zeki Gerehan’a ise ‘Albay Ahmet Zeki Gerehan’ şeklinde bahsediyorsun. Genelkurmay Başkanı’ndan ise ‘Hulusi Akar’ diye bahsediyorsun. Bunları iyi bir asker olmandan dolayı mı yoksa birileriyle hareket etmenden dolayı mı söylüyorsun?” sorusuna, “Gayri ihtiyari bir durumdur.” cevabını verdi.

Tutuklu sanık Harun Özdemirci ise savunmasında, 15 Temmuz’da öğrenci subaylarının amfide toplanılmasının söylendiğini, kendisinin ve 8 arkadaşının Zafer Özleblebici’nin emrine girecek kişiler olarak isimlerinin okunduğunu ifade ederek, “Zafer Özleblebici, Kara Kuvvetleri’nden gelen emirle terörle ilgili olarak 1. Ordu Komutanlığı’na hareket etmemiz emredildi.” şeklinde konuştu.

Ahmet Zeki Gerehan’ın kendisini yanlış yönlendirdiğini, emirlerinin yanıltıcı emir olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan Özdemirci, şunları söyledi:

“Zafer Özleblebici ve Ahmet Zeki Gerehan ile birlikte Selimiye’ye gitmek için hareket ettik. Yol boyunca sürekli telefonla meşgullerdi, bizimle konuşmadılar. Nizamiyeye ulaşınca Harekat Merkezine gittik. Gerehan bize İstanbul haritası vererek, birleştirmemizi istedi. Büyük salonla iritbatım olmadı. Neler olup bittiğini sorduğumda ise ‘Siz işinize bakın’ diye cevap aldım. Odada televizyon da yoktu. Gece boyunca sıkıyönetim ve darbe sözleri duymadım. Sabaha doğru uçakların alçak uçuşlarını duyunca bir şeylerin yanlış gittiğini düşünmeye başladım. Nöbetçilerden dolayı kışladan dışarı çıkamadım.”

Duruşma, sanık Harun Özdemirci’nin savunmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Muhabir: Murat Paksoy, Melike Gallenkuş

Ankara'da inşaatta göçük: 1 ölü, 1 yaralı

ANKARA

Başkentte, Mamak ilçesindeki bir inşaatın 2’nci katına beton döküldüğü sırada meydana gelen göçükte 1 işçi öldü, 1 işçi yaralandı.

Edinilen bilgiye göre, Mavi Göl Caddesi‘nde yapımı devam bir inşaatın 2’nci katında beton döküldüğü sırada göçük meydana geldi.

2 işçinin göçük altında kaldığı olayın ardından Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE), itfaiye ve polis ekipleri kısa sürede olay yerine ulaştı.

Ekiplerin, çevredekilerin de yardımıyla yaptığı çalışmalarda, enkaz altında kalan ve isimleri henüz belirlenemeyen 2 işçiye kısa sürede ulaşıldı.

Göçükten çıkarılan 2 işçiden 1’i hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti. Yaralı diğer işçi ise tedavi altına alındı.

Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Muhabir: Aykut Karadağ

FETÖ'den firari askerler kontrol noktasında yakalandı

MANİSA

Manisa‘nın Turgutlu ilçesinde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması‘na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan iki asker, Turgutlu ilçesinde gözaltına alındı.

Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan ihraç edilmiş firari eski astsubaylar H.S. ve Y.S, Turgutlu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı yol uygulaması sırasında yakalandı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden görülen duruşma sonrasında tutuklandı.

Muhabir: Haluk Satır

AA foto muhabirine haber fotoğrafı dalında ödül

İZMİR

İzmir Büyükşehir Belediyesinin, 1994 yılında göreve giderken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden gazeteci Barış Selçuk‘un anısını yaşatmak ve genç gazetecileri teşvik amacıyla bu yıl 18’incisini düzenlediği “Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması”nda dereceye girenlere düzenlenen törenle ödülleri verildi.

Fuar Atlas Pavyonu arkası çim alanda düzenlenen törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen ve davetliler katıldı.

Törende, haber fotoğrafı dalında Hande Mumcu Ödülü’nü “Dünyaca ünlü orkestranın sevimli hayranı” başlıklı haberde yayınlanan fotoğrafıyla kazanan Anadolu Ajansı foto muhabiri Evren Atalay, ödülünü Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı Sabri Ünlütürk’ten aldı.

“Ödül aldığım gün işten çıkarıldım”

Yarışmada, “Haber Fotoğrafı” dalında “Kuru Ekmeğe Hücum” fotoğrafıyla birinci olan Doğan Haber Ajansından Mustafa Oğuz ödülünü İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen’den aldıktan sonra yaptığı konuşmada, ödül aldığı bir günde işten çıkarılmasının üzüntüsünü yaşadığını dile getirdi.

Yaklaşık 40 yıldır sokak gazeteciliği yaptığını ifade eden Oğuz, kendisinin de bu yönüyle tanındığını vurgulayarak, “Bu gün iki duyguyu birden yaşıyorum. Hem, Barış Selçuk gibi onurlu bir ödülü almanın mutluluğunu diğer yandan da işten çıkarılmanın hüznünü yaşıyorum. Bu meslekte böyle ironiler de yaşanıyor. ‘Ekmeğe hücum’ fotoğrafı ile çaresiz insanların sesini duyurmaya çalışırken ben de son yıllarda bu meslekte işsiz kalan, işten atılan binlerce meslektaşımdan biri oldum. Büroda benimle birlikte Utku Bolulu ve Sedat Yağcı’nın da işine son verildi.” diye konuştu.

Diğer ödüller

Yarışmada, “Ulusal Haber Dalında” Hürriyet gazetesinden Nurettin Kurt, “Tank değil ben çarptım” başlıklı haberiyle birincilik, Hande Mumcu Ödülü’nü ise Doğan Haber Ajansından (DHA) Ergin Karataş’ın “6.2 milyonu çöpe attılar” haberi ile aldı.

“İzmir Kent TV Haberi” dalında İhlas Haber Ajansından (İHA) Ceren Atmaca ile Halil Karahan’ın “Kalpten Buluşma” haberi birinci olurken, bu dalda Hande Mumcu Ödülü TRT İzmir Bölge Müdürlüğünden Elif Korkmaz ve Altan Ayhan’ın “İdealist öğretmenin meslek aşkı” isimli haberine verildi.

“İzmir Kent Haberi” dalında ise Ege Telgraf Gazetesinden Serkan Aksüyek “İzmir Limanı’nda büyük kan kaybı” haberiyle birincilik ödülünü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’dan aldı.

Bu dalda Hande Mumcu Ödülü’nü de Habertürk gazetesinde yayınlanan “Erkek koğuşunda trans kadın şoku” başlıklı haberi ile Melis Apaydın İde kazandı. İde’ye ödülünü İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın verdi.

Muhabir: Mustafa Yıldırım

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kuruluna katılacak

ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) 72. Genel Kuruluna katılacak.

Edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti, 17-22 Eylül tarihlerini kapsıyor.

BM 72. Genel Kuruluna katılmak üzere yarın ABD’ye hareket edecek Erdoğan, 19. Eylül Salı günü “İnsana Odaklanma: Sürdürülebilir Bir Dünyada Herkes İçin Barış ve İnsanca Bir Yaşam İçin Mücadele” temasının işleneceği Genel Kurulun ilk gününde, BM Genel Kuruluna hitap edecek.

Erdoğan’ın, aynı gün BM Genel Sekreteri tarafından düzenlenecek öğle yemeğine, akşam saatlerinde ise ABD Başkanı Donald Trump ve eşi tarafından verilecek davete katılması ön görülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu vesilesiyle gideceği New York’ta, İslam İşbirliği Teşkilatının Rohinga Temas Grubu toplantısına, ayrıca Birleşmiş Milletler’in karşısında yer alan yeni Türkevi binasının temel atma törenine de katılacak.

New York’ta bulunacağı sürede ABD Başkanı Donald Trump dahil, bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler de gerçekleştirecek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD’li yatırım ve iş çevreleri, kanaat önderleri, ABD’deki Türk ve Müslüman toplumu ile Yahudi kuruluşu temsilcileriyle bir araya gelmesi, farklı medya kuruluşlarına mülakatlar vermesi de planlanıyor.

Muhabir: Zehra Aydın

Trafikte "hafta sonu"na dikkat

ANKARA – DENİZ ÇİÇEK 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme, İçişleri ve Milli Eğitim bakanlıklarından temsilcilerin katılımıyla 12-13 Eylül’de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde gerçekleştirilen Trafik Güvenliği ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Çalıştayı’nda, trafikteki son durumun ve kazaların analizi yapıldı.

Buna göre, bu yılın 7 aylık döneminde trafiğe kayıtlı 21 milyon 90 bin 424 motorlu taşıt bulunuyor. Sürücü sayısının 28 milyon 740 bin 383’e ulaştığı Türkiye’de, her 3,6 kişiye bir araç düşüyor.

Yolcu taşımacılığının yüzde 89,2’si karayoluyla yapılıyor. Bu oran havayolunda yüzde 9,1, demiryolunda 1,1, denizyolunda ise yüzde 0,6.

Trafik kazalarında her gün ortalama 20 kişi hayatını kaybediyor. Sadece geçen yıl 7 bin 300 kişi kazalarda yaşamını yitirdi. Buna karşın, 1 milyon araca düşen ölüm sayısı 2002’de 449 iken, 2016’da 166 düzeyine geriledi. 1 milyon nüfusa düşen ölüm sayısı ise 60’tan 44’e geriledi.

Türkiye’de, trafik kazaları nedeniyle ortaya çıkan sosyoekonomik zarar, geçen yıl 38,9 milyar lira olarak hesaplandı. Ülkede, 2002’de yüzde 1,4 olan alkollü araç kullanım oranı, 2016’da yüzde 1’e düşürüldü.

Kazalar öğleden sonra artıyor

Türkiye’de ölümlü ve yaralamalı trafik kazalarının hafta sonunda artış göstermesi de dikkati çekti. Analize göre 2007-2016 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde meydana gelen kazalardan yüzde 15’i cumartesi günleri gerçekleşti. En fazla kazanın olduğu günler sıralamasında cumartesiyi yüzde 14,8 oranıyla cuma, yüzde 14,5’le de pazar günü izledi. Kazaların en az olduğu günler ise salı, çarşamba ve perşembe oldu.

Türkiye’de ölümlü ve yaralamalı kazaların daha çok 14.00-20.00 saatlerinde meydana geldiği belirlendi. En az kaza ise 04.00 ile 05.59 saatleri arasında oldu.

Kazaların yüzde 89,1’i açık, yüzde 7,7’si ise yağmurlu havada gerçekleşti.

Bir başka dikkat çekici sonuç yaz aylarında kazaların artışı oldu. Analize göre kazalar en fazla temmuz, ağustos ve eylül aylarında meydana geldi. Ölümlü kazaların yüzde 74,1’i yerleşim yerlerinde, yüzde 25,9’u ise yerleşim yeri dışında yaşandı.

Çanakkale'de deprem

ÇANAKKALE

Çanakkale‘nin Ayvacık ilçesinde 4,1 büyüklüğünde deprem oldu.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) alınan bilgiye göre, Ayvacık’ta 4,1 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

Depremin saat 11.12’de, 6,37 kilometre derinlikte gerçekleştiği belirlendi.

Muhabir: Burak Akay

Akıncı Üssü davasında 27 celsede 31 sanık savunma yaptı

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı belirlenen Akıncı Hava Üssü‘ndeki eylemlere ilişkin 486 sanığın 1 Ağustos’ta başlanan yargılamalarında 27 celse tamamlandı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda yapılan duruşmalarda savunmaları dinlenen sanıklar, inkar taktiğine devam etti.

Savunmalarında genellikle ilk ifadelerini reddeden sanıkların, “hatırlamıyorum”, “bilmiyorum” şeklindeki yanıtları ve görüntü ya da ses kayıtlarını kabul etmemeleri şeklinde savunma taktiği izledikleri dikkati çekti.

Duruşmalarda inkar stratejisi uygulayan sanıkların yalan beyanları üzerine zaman zaman şehit ve gazi yakınlarının tepki göstermesi gerginliğe neden oldu.

Davanın ilk hafta duruşmalarında, davanın en önemli sanıklarından Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Akın Öztürk savunmalarını yaptı.

Duruşmaların ikinci haftasında, Yurtta Sulh Konseyi üyeleri Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancık, Mustafa Barış Avıalan, Murat Koçyiğit, Bilal Akyüz ve Mehmet Dişli’nin savunması alındı. 

Davanın üçüncü haftasındaki duruşmalar, 8 sanığın daha savunmasının alınmasıyla tamamlandı. Duruşmalarda, sanıklar inkar taktiğine devam etti. Akıncı Üssü’nde 143. Filo koridorunda sivil imamlar Harun Biniş ve Kemal Batmaz ile görüntüleri bulunmasına rağmen bu kişileri tanımadıklarını iddia eden bazı sanıklar, görüntülerle ilgili soruları genellikle “hatırlamıyorum” diyerek geçiştirdi.

Eski Kurmay Binbaşı Osman Doğan, darbe gecesi Akıncı Üssü’ne çağrıldığı, telefonunu şarja taktığı ve burada unuttuğunu ileri sürerek, darbecilerle gerçekleştirdiği iddia edilen telefon görüşmelerinin başkalarınca yapıldığını savundu. Darbe girişimi gecesi Çankaya civarında gece saat 04.00’e kadar telefonun baz verdiği belirtilen sanık Muzaffer Düzenli’nin “Çocuğuma okul bakıyordum.” gerekçesi de dikkati çekti.

Dördüncü hafta duruşmaları

Davanın dördüncü hafta duruşmalarında, darbe girişimi gecesi alıkonulan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’a, “Sizi kanaat önderimiz (Fetullah Gülen) ile görüştürebiliriz.” dediği kaydedilen eski 4. Ana Jet Üs Komutanı Hava Tuğgeneral Hakan Evrim, 2 gün savunma yaptı. Evrim, böyle bir ifadenin ağzından çıkmadığını iddiasında bulundu.

Dördüncü hafta savunma yapan Akıncı’nın “baş FETÖ’cüsü” olmakla suçlanan sanık eski Albay Ahmet Özçetin ise darbeci pilotlara Ankara’daki çeşitli noktaları bombalama emri verdiği konuşmaları hatırlamadığını savunarak, “Konuşmaların bana ait olup olmadığını bilmiyorum. Bana ait olsa bile hangi şartlarda gerçekleştiğini hatırlamıyorum.” dedi.

Davanın 8 Eylül’deki duruşmasında, sanık eski üs komutanı Hakan Evrim’in, Ali Durmuş’un yaptığı savunmanın ardından 16 Ağustos’ta saat 21.00’de cezaevindeki odasından diğer odalara doğru yaptığı konuşma tutanak altına alındığı ortaya çıktı.

Son hafta savunmalar

Akıncı üssü davasının beşinci haftası, 11 Eylül Pazartesi günü yapılan 23. celseyle başladı. Duruşmada, oğlu darbe girişimi sırasında bazı komutanların İstanbul’dan Akıncı Üssü’ne kaçırılmasında görev yapan ve darbe sonrasında 17 Temmuz’da firari Adil Öksüz’e ait telefondan aranarak 3 kez görüşme yaptığı belirtilen sivil sanık Hasan Balcı’nın çapraz sorgusuna devam edildi. Hakkındaki iddiaları reddeden Balcı’nın ardından suç tarihinde yüzbaşı rütbesiyle görevli sanık Mustafa Mete Kaygusuz savunma yaptı.

Duruşmada daha sonra, suç tarihinde Akıncı’daki 143. filoda F-16 pilotu olarak binbaşı rütbesiyle görev yapan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığına bomba atılması için lazer poduyla işaretleme yaptığı, TBMM’de nerelere bomba atılacağını tarif ettiği belirtilen sanık Mustafa Azimetli’nin savunmasına geçildi.

Suç tarihinde 143. filo komutanı olarak görev yapan ve sanıklardan Ekrem Aydoğdu ile F-16 kullanarak bombalanması için Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığını lazer poduyla işaretleyen sanık eski Binbaşı Azimetli, “O gün filo benim değildi, silahlı kişilerce işgal altındaydı. Bir süre sonra komutam kalmadı. O gün ne hukuken ne fiilen ben filo komutanı değildim. Çünkü filom, fiilen ele geçirilmişti ve emir komuta vereceğim kimse yoktu.” şeklinde savunma yaptı.

Azimetli’nin ardından darbe girişimi gecesi TBMM’yi bombalayan pilotlardan Akıncı’daki 4. Ana Jet Üs Komutanlığında görevli eski hava pilot kurmay yarbay Hasan Hüsnü Balıkçı savunma yaptı.

Külliye’yi bombalayan pilot

Davanın 13 Eylül’de yapılan 25. celsesi, darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin bombalanması emrini veren ve o gece ilk uçuşu yapan sanık eski Pilot Kurmay Binbaşı Mehmet Fatih Çavur’un savunmasıyla başladı.

Savunmasına hazırlık aşamasında verdiği ifadeleri reddederek başlayan Çavur, düşman unsurlarına gözdağı vermek için 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanlığı karargahı üstünde uçtuğunu iddia etti.

Çavur, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ilişkin “Ak Saray’ın camlarını indirin.” dediği yönündeki beyanını da yalanladı.

Çavur’un ardından aynı gün darbe girişimi günü Akıncı Üssü’nde plan astsubayı olarak görev yapan sanık Ahmet Taşhanlıoğlu savunma yaptı. Havanın sıcak olması nedeniyle bayrak töreninin önceki günlere göre daha erkene alındığını, tören sonrası özel aracıyla üsten ayrılarak evine gittiğini öne sürdü.

“Akın Öztürk, ‘İsrail bizi sattı.’ dedi”

Savunmadan sonra Mahkeme Başkanı Selfet Giray, dava dosyasına gelen evrakları okudu.

Başkan Giray, eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümgeneral Cevat Yazgılı’nın darbe girişiminden sonra gözaltında bulunduğu sırada yaşadıklarına ilişkin tanık sıfatıyla verdiği ifadenin bir nüshasının dosyaya dahil edildiğini söyledi.

Darbe girişiminin ardından gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Yazgılı, dosyaya giren yazılı ifadesinde, gözaltında olduğu Ankara Emniyet Müdürlüğünde davanın bir numaralı sanığı Akın Öztürk’ün de aralarında bulunduğu üst düzey rütbelilerle aynı yerde kaldığını belirtti.

Yazgılı, yazılı beyanında, sanıklar Akın Öztürk, Aydemir Taşçı, Kemal Mutlu ve tanımadığı başka bir rütbeli ile sorgulama aşamasına kadar bir arada kaldıklarını kaydederek, “Başımızda polisler olduğu için Akın Öztürk ile sohbet etme imkanı bulamadım. Akın Öztürk bir ara benim de duyabileceğim bir şekilde kendi kendine ‘İsrail bizi sattı’ dedi. Bu sözü Kemal Mutlu da duymuş olabilir. Bu sözü duyduğumda darbe girişiminde dış güçlerin parmağı olduğunu düşündüm.” ifadelerini kullandı.

İfadenin okunması üzerine söz alan sanık Akın Öztürk, Yazgılı’nın aleyhindeki beyanlarını kabul etmediğini dile getirerek, “Böyle bir konuşma geçmiş ise duyulacak kadar Kemal Mutlu yakınımdaydı, ona da sorulsun. Zinhar itiraz ediyorum. Aydemir Taşçı da oradaydı, ona da sorulabilir.” dedi.

Davanın 15 Eylül’de yapılan 27. celsesinde eski tümgeneral Yazgılı’nın, Akın Öztürk’ün, gözaltındayken, “İsrail bizi sattı.” dediği iddiası, yanlarında bulunduğu belirtilen diğer sanıklara soruldu.

Mahkeme Başkanı Giray, sanık Kemal Mutlu’ya söz verdi. Mutlu, gözaltı sürecinde emniyetin spor salonunda Akın Öztürk ile kaldıklarını ifade ederek, “Akın Öztürk kesinlikle böyle bir ifade kullanmamıştır. En önde durduğumuz için polisler başımızı bile yukarı kaldırtmıyordu. Konuşmak mümkün değildi. Kesinlikle böyle bir ifade kullanmadı.” iddiasında bulundu.

Diğer sanık Aydemir Taşçı da salonda kafalarını yukarı kaldırmalarının bile yasaklandığını, bu nedenle konuşmalarının söz konusu olamayacağını savunarak, “Kaldığımız zaman zarfında bazı kişiler zaman zaman uyuyordu, Yazgılı da bir ara uyumuştu. Ortamın şartları nedeniyle uyumadım, böyle bir konuşma kesinlikle olmadı.” şeklinde konuştu.

Mahkeme Başkanı Giray’ın, “Aranızda konuştuğunuzu söylemiyor, ‘Akın Öztürk kendi kendine söylendi.’ diyor.” şeklindeki sözleri üzerine Taşcı, “Duymadım. Kesinlikle böyle bir konuşması olmadı.” ifadelerini kullandı.

Duruşmanın son günü, müşteki ve sanık avukatlarının beyanlarının ardından Mahkeme Başkanı Giray ara kararları açıkladı.

Ara karar

Ara karar için mütalaasını veren duruşma savcısı, sanıkların tamamının tutukluluk halinin devamını istedi. 

Müzakerenin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, savunması alınan bazı sanıklar bakımından dava dosyalarının ayrılması veya diğer mahkemelerde görülen dosyalarla birleştirilmesi yönündeki talebi reddettiklerini bildirdi.

Sanıklardan Bilal Akyüz’ün reddihakim talebine ilişkin dilekçesiyle duruşma tutanaklarının değerlendirilmesi için Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar veren heyet, Hava Kuvvetleri Komutanlığınca sanıklar hakkında düzenlenen idari tahkikat raporlarının istenmesine de hükmetti.

Çekilen ve azledilenler nedeniyle müdafisi olmayan sanıklara avukat atanması için Ankara Barosuna yazı yazılmasını kararlaştıran heyet, avukat Ayten İzmirli’nin duruşmanın naklen yayınlanması, aksi takdirde yayın yasağı getirilmesine yönelik talebini de “yasal dayanağı oluşmadığı” gerekçesiyle reddetti.

Sanık Fetullah Gülen hakkındaki yokluğunda tutuklama kararıyla aralarında Adil Öksüz’ün de bulunduğu firari sanıklar hakkındaki yakalama kararının infazı için yazılan müzekkerelerin cevaplarının beklenmesine hükmeden mahkeme, Gülen’in iadesi ile kırmızı bültenle aranan sanıklara ilişkin yazıların cevaplarının da beklenmesi yönünde karar verdi.

ByLock listesinde yer alan sanıklara ilişkin BTK’ya yazı yazılmasına hükmeden mahkeme heyeti, sanıklardan Astsubay Ahmet Taşhanlıoğlu’nun mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulundurarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını kararlaştırdı.

Heyet, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek, duruşmayı 9 Ekim-17 Kasım tarihlerinde görülmek üzere erteledi.

Muhabir: Aylin Sırıklı, Serdar Açıl

1 2 3 51