THY'den öğretmenlere indirim

İSTANBUL

Türk Hava Yollarının (THY), resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, iç hat öğretmen indiriminden Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak çalışan öğretmenler ve Yüksek Öğretim Kurulu bünyesinde görev yapan öğretim üyeleri aileleriyle birlikte faydalanabileceği belirtildi. 

Biletleme dönemi 20 Kasım 2017-24 Mart 2018, seyahat dönemi ise 20 Kasım 2017-31 Mart 2018 olarak aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İç hat öğretmen indirimi THY ve Anadolu Jet iç hat seferleri (aktarmalı seferler dahil) ile THY Hopa ve Anadolu Jet Ercan seferlerinde uygulanacaktır. Codeshare (ortak) uçuşlarda, Türk Hava Yolları Kıbrıs Ercan seferlerinde, açık biletlerde ve promosyon sınıflarında iç hat öğretmen indirimi geçerli değildir. İç hat öğretmen indirimi sadece Türk Hava Yolları satış ofislerinde düzenlenen biletlerde geçerlidir. Kampanya tarihinden önce ilgili seyahat dönemi için rezervasyon yaptırmış yolcularımız da indirimden faydalanabilirler. İç hat öğretmen indiriminden aynı rezervasyondaki aynı soyadlı en fazla 4 yolcu faydalanabilir. İç hat öğretmen indirimi diğer indirimlerle birleştirilemez.”

Muhabir: İzzet Taşkıran

'Bu FETÖ'cü darbe girişimidir'

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı’ndaki eylemlerle ilgili, sözde “yurtta sulh konseyi” üyelerinin de aralarında bulunduğu 221 kişinin yargılandığı “çatı” davasında darbecilerin sözde atama listesinde adı geçen, dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı eski korgeneral Satı Bahadır Köse savunma yaptı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü‘ndeki salonda görülen duruşmada savunmasını yapan Köse, üzerine atılı suçları reddederek, darbe girişimi kapsamında herhangi bir görev tebliğ edilmediğini, darbecilerin sözde atama listesinde ismi geçtiği için tutuklandığını ileri sürdü.

Olay günü karargahta olmadığını, darbe girişimine fiilen katılmadığını ve örgüt adına herhangi bir suç işlemediğini öne süren Köse, sözde atama listesinde ismini kullanan darbecileri lanetlediğini belirtti.

Köse, FETÖ ile aidiyeti, irtibatı ve iltisakı bulunmamasına rağmen 16 aydır tutuklu olduğunu savunarak, “Darbeci FETÖ’cü çeteden ben de şikayetçiyim. Sözde atama listesinde ismim bulunmasaydı muhtemelen burada karşınızda değil, görevimin başında olacaktım.” ifadelerini kullandı.

Tümgeneral Baki Kavun’a vekalet vererek, 9 Temmuz’dan 25 Temmuz’a kadar izne ayrıldığını ve Aksaz Özel Eğitim Merkezindeki kapma gittiğini anlatan Köse, 15 Temmuz gününe kadar bu kampta kaldığını söyledi. Köse, bu nedenle darbe girişiminden önce yapıldığı tespit edilen kalkışmaya yönelik hazırlık toplantılarına katılmadığının sabit olduğunu öne sürdü.

Darbecilerden herhangi biriyle irtibatının bulunmadığını savunan Köse, darbe girişimini 21.30-22.00 sıralarında basından öğrendiğini iddia etti.

Köse, bunun üzerine gelişmeler hakkında bilgi almak için askeri hattan vekili Kavun’u aradığını, onun da bilgisinin olmadığını, bir anormallik yaşandığını ancak Genelkurmay Başkanının karargahta olduğunu söylediğini aktardı.

Daha sonra davanın sanıklarından eski korgeneral İlhan Talu’yu aradığını belirten Köse, onun da benzer ifadelerle cevap verdiğini bildirdi.

İlerleyen saatlerde dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ı arayarak emirleri doğrultusunda hareket etmeye karar verdiğini öne süren Köse, “Darbe girişimine karşı mücadele, 1. Ordu Komutanlığı tarafından koordine ediliyordu. Darbeci olsam Ankara’da görevimin başında olurdum. Kendi muhakememe göre hareket ettim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünya liderleriyle görüştüğü birçok toplantıya katıldım. Darbe girişimi öncesinde ve esnasında darbecilerle hiçbir iletişimim olmadı, sözde görevlendirme ile ilgili bir eylemde bulunmadım.” diye konuştu.

“Bu FETÖ’cü darbe girişimidir”

MİT Özel Operasyonlar Dairesinde görevlendirdikleri bir albayın kendisini aradığını anlatan Köse, “Bana ‘Komutanım, çok olumsuz şeyler oluyor, Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’ya suikast oldu, onu kurtardık, onu emniyetli bir yere götürüyorlar.’ dedi. Akabinde, Özel Kuvvetler Komutanlığında çatışma olduğunu, burayı ele geçirmeye çalışan Tuğgeneral Semih Terzi’yi öldürdüklerini, kendisinin oranın emniyetini almaya gittiğini anlattı.” ifadelerini kullandı.

Köse, eşi ve çocuklarını İstanbul’da bulunan ailesinin yanına bırakıp Ankara’ya döndüğünü, gelişmeler hakkında tuğgeneral İlhan Kırtıl ile görüştüğünü ifade etti.

15 Temmuz’dan önce görevi itibarıyla sadece terörle mücadeleye, Irak ve Suriye’ye odaklandığını belirten Köse, Genelkurmay Başkanı tarafından “sol kolu” olarak nitelendirildiğini, 2. Başkan tarafından da defalarca taltif edildiğini öne sürdü.

Köse, darbecilerin sözde atama listesinde “3. Kolordu Komutanı” ve “İstanbul Belediye Başkanı” olarak yer almasının kendi inisiyatifi dışında olduğunu savunarak beraatını talep etti.

Mahkeme Başkanı Oğuz Dik‘in “Bu kadar zaman geçti ki sen harekat başkanıydın, sence bu darbeyi kim organize etti?” sorusuna Köse,“Bu FETÖ’cü bir darbe girişimidir. Ancak çok sınırlı sayıda katılım var. Darbe girişimi öne alınmayıp, saat 03.00’de de başlasaydı başarılı olmazlardı. Kendilerini, Hulusi Akar’ın darbenin başına geçecek diye inandırmışlar.” yanıtını verdi.

Muhabir: Cemil Murat Budak, Zafer Fatih Beyaz

Kars'taki darbe girişimi davasında 4 sanığa müebbet

KARS

Kars‘ta, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine katıldıkları ve görevden el çektirmek istedikleri Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta’nın evine gittikleri iddia edilen biri sivil diğerleri askeri personel 27 sanıktan 6’sına müebbet ila 4 yıl 2 ay arasında değişen hapis cezası verildi.

Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunması alınan ve 15 Temmuz gecesi Kars Belediyesi Anons Merkezini ele geçirerek “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) sıkıyönetim ilan etmiştir” anonsu yapan eski üsteğmen Zafer Akar, suçsuz olduğunu öne sürdü.

Akar, gelen emirler doğrultusunda hareket ettiğini beyan ederek, “Bana ‘belediye başkanlığına gidilecek’ dendi, bölük komutanı yanımıza güvenlik görevlilerini verdi. Belediye Başkanı Karaçanta’nın evine gittik, kapıyı çaldık, hanımefendi kapıya çıktı, başkanı sorduk evde olmadığını söyledi.” dedi.

Karaçanta’nın evde olmadığını dönemin 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı eski yarbay Serkan Polat’a ilettiğini ifade eden Akar, şunları kaydetti:

“Polat bana anons için ‘TSK sıkıyönetim ilan etmiştir. Evlerinizdeyseniz sokaklara çıkmayın, sokaklardaysanız evinize gidiniz, camilerden yapılan anonslara itibar etmeyin’ şeklinde not yazdırdı, onları okudum. Ben daha sonra personelimle belediyeden ayrıldım.”

Eski yüzbaşı Sedat Kılınç ise bölük komutanlarının terör olaylarına karşı kendilerini uyardığını ve 15 Temmuz gecesi yaşananları bir terör saldırısı olarak algıladıklarını belirterek, beraat talebinde bulundu.

Karar

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti ise eski yüzbaşı Sedat Kılınç, eski üsteğmenler Zafer Akar ve Eray Çetin ve eski teğmen Emre Koca’ya “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan müebbet, aynı suçtan yargılanan ve çeşitli nedenlerle cezasında indirime gidilen eski yüzbaşı Samet Çolak’a 18 yıl 9 ay, eski Kars Belediyesi Şehitlik Bekçisi Murat Bekdemiroğlu’na da “terör örgütü üyesi olmak” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi.

Muhabir: Cüneyt Çelik

Bingöl'de zırhlı araç devrildi: 1 asker şehit

BİNGÖL

Bingöl’de askeri zırhlı aracın devrilmesi sonucu 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Bingöl Elazığ karayolu 35. kilometresi Kuruca köyü mevkisinde yol güvenliğini sağlayan askeri zırhlı araç devrildi.

Kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı.

Yaralı askerler, Bingöl Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Bingöl Valisi Ali Mantı, yaralı askerleri Bingöl Devlet Hastanesinde ziyaret ederek, yetkililerden sağlık durumlarıyla ilgili bilgi aldı.

Muhabir: Abdullah Çelik

FETÖ üyeleri 'dingtone' üzerinden de haberleşmiş

KAYSERİ

Kayseri‘de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında örgüte finans sağladıkları iddiasıyla haklarında dava açılan, aralarında eski AK Parti İl Başkanı Ömer Dengiz, Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Mahmut Hiçyılmaz ile iş adamlarının da bulunduğu 18’i tutuklu 69 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma, sanık sayısının fazlalığı nedeniyle adliyenin konferans salonunda görüldü. Duruşmada tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları hazır bulundu.

Duruşmada tanıkların dinlenmesinin ardından savcı, mütalaasında tutuklu sanıkların mevcut durumlarının devamını istedi.

Mütalaanın ardından mahkeme heyeti tarafından tutukluluğa ilişkin söz verilen sanıklardan eski Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Meclis Başkanı Nurettin Okandan, daha önce etkin pişmanlıktan yararlanma talebinde bulunduğunu fakat mahkeme heyetinin bunu yeterli görmeyerek önceki duruşmada kendisini tutukladığını söyledi.

Bildiklerine ilişkin mahkeme heyetine yazılı dilekçe sunan Okandan, samimi şekilde pişman olduğunu söyledi.

2013 öncesi örgüt için burs ve kurban bağışı topladığını, 2015 yılına kadar oturmalara katıldığını anlatan Okandan, fakir çocuklara yardım amaçlı örgüte yardımda bulunduğunu, örgütün bu şekilde Türkiye ve dünyada çok para topladığını ifade etti.

Okandan, yazılı savunmasıyla 2012 yılında yapılan ABD gezisinde çekilen bazı fotoğrafları mahkeme heyetine verdi.

“Örgüt, 2015 yılı ve sonrasında ‘Dingtone’ isimli bir program kullanmaya başladı”

Tutuklu sanıklardan Ersin Kıranatlıoğlu da etkin pişmanlıktan yararlanma talebinde bulunduğunu ancak mahkeme heyetinin ifadelerini yetersiz bularak kendisinin öncesi celsede tutuklanmasına karar verdiğini hatırlattı.

Oturmalara gittiğini, şirketlerin yönetiminde bulunduğunu ve 17-25 Aralık sürecinden sonra 5-6 ay devam ettiği oturmaların insanların artık gelmemesi üzerine dağıldığını dile getiren Kıranatlıoğlu, yaptığı yardımın, verdiği zekatın, bursun doğru yere gitmeyeceğini önceden hiç düşünmediğini söyledi.

Örgütün “il imamı” Sıtkı Baş’ın kaçması üzerine 2015 yılında yerine Konya’dan Mustafa isimli kişinin geldiğini ve kendisinin simasını gördüğünü belirten Kıranatlıoğlu, “Örgütün, 2015 yılı ve sonrasında ‘Dingtone’ isimli bir program kullanmaya başladığını öğrendim. (Aynı yapıya ait başka bir davada firari sanık) İlhan Miraboğlu söyledi. Yanımda hocayla bu program üzerinde görüştü. Kayseri’de örgütün gayrimenkulleri N.S. üzerinden yapılıyordu. Kapatılan Melikşah Üniversitesine arsa operasyonu yapılmadan 1, 1,5 ay önce Kerim hoca bize, ‘Kaçın, operasyon yapılacak.’ demişti. Ben kaçmadım.”

Tutuklu sanıklardan Cüneyt Gazezoğlu, iddianamede yer alan örgüte ait ABD’de bulunan bir okula 40 bin dolar havale ettiği iddiasına ilişkin, bu parayı kendisinin değil, bu yapıya ilişkin başka bir davadan yargılanan kardeşi Halit Gazezoğlu’nun yatırdığını ve kardeşinin bunu kendisinin verdiğine ilişkin dilekçeyi de mahkemeye sunduğunu söyledi. 

15 aydır tutuklu bulunduğunu ve 3 aydır hastalıkla mücadele ettiğini ifade eden Gazezoğlu, daha sağlıklı koşullarda tedavi olabilmek için tahliyesini istedi.

Diğer tutuklu sanıklar da haklarındaki iddiaları reddederek tahliyelerini ve beraatlerini talep etti.

Mahkeme heyeti, ara kararında etkin pişmanlıktan yararlanma talebinde bulunan tutuklu sanıklar eski KAYSO Meclis Başkanı Nurettin Okandan, Ersin Kıranatlıoğlu ve Mesut Haskahveci ile Osman Köseoğlu ve sağlık sorunları yaşayan Cüneyt Gazezoğlu‘nu tahliye etti. Heyet, Ahmet Özkemah’ın ise tutuklanmasına karar verdi.

Heyet, dosyaların ayrılmasına, sanıkların tek tek yargınlanmasına da hükmederek duruşmayı erteledi.

Muhabir: Ramazan Kaya

Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Buğday' filminin galasına katıldı

ANKARA 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen“Buğday” filminin galasının ardından yaptığı konuşmasına, Türkiye’nin “medarı iftiharlarından” olarak nitelendirdiği usta yönetmen ve senarist Semih Kaplanoğlu’nu yeni filmi dolayısıyla tebrik ederek başladı. 

#Canlı: #CumhurbaşkanıErdoğan, Semih Kaplanoğlu’nun Buğday isimli filminin galasında konuşuyor https://t.co/xqfDky52yK

— AA Canlı (@AACanli) 23 Kasım 2017

“Filmin hak ettiği ilgiyi göreceğine inanıyorum”

Kaplanoğlu’nun eşini de kutlayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ehli hünerin kadrini bilmekte büyük bir hünerdir. ‘Buğday’ filminin de Sayın Kaplanoğlu’nun ‘Bal’ filminde olduğu gibi yurt içinde ve yurt dışında hak ettiği ilgiyi göreceğine inanıyorum. Elbette zaman zaman haddini bilmeyen, kaliteyi hazmedemeyen, nezaket fukarası şahıslar da çıkabiliyor. Bunlara verilecek en güzel cevap sevgiyi korumak, işini en güzel, en kaliteli şekilde yapmaya devam etmektir.”

“Beşeri kalkınmanın da elzem olduğunu ifade ediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, filmin, gerek teknoloji ve bilim gerekse tabiatla kurulan ilişkileri çok ciddi şekilde sorgulamaya yönelttiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Tüketim hırsının körüklendiği, hedonizmin teşvik edildiği bir sürecin bizi götüreceği yer hiç de parlak bir yer olmayacaktır. Aynı şekilde kapitalizmin sınır, ilke ve değer tanımadan yaygınlaştığı bir düzende insanla beraber doğanın da tahribata uğraması mukadderdir. Bunun için biz her fırsatta ‘merhametli büyüme’ diyoruz. Bunun için her platformda adaleti, dayanışmayı, kardeşliği savunuyoruz. Sadece teknolojik ve ekonomik büyümenin bir ülkenin geleceği için yeterli olmadığını, beşeri kalkınmanın da elzem olduğunu ifade ediyoruz.”

Çevreye zarar veren her teknolojinin, hayatı kolaylaştırıcı olursa olsun aslında namlusu insana dönmüş bir silah olduğuna işaret eden  Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz ekosistemi tahrip eden her adımın sonu felakettir. Bu noktada acilen bir özeleştiriye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

“Tüm eğitimcilerin Öğretmenler Günü’nü tebrik ediyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında ayrıca tüm eğitimcilerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü tebrik ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm öğretmenlerimize şahsım, milletim ve ülkem adına şükranlarımı sunuyorum. Görevi başında şehit olanlar ile afetlerde, kazalarda kaybettiklerimiz başta olmak üzere ebediyete irtihal etmiş öğretmenlerimizi rahmetle yad ediyorum. Görevlerini hakkıyla yerine getirmiş, ülkesine ve milletine hayırlı nesiller yetiştirmiş bugün emekliliğini yaşayan öğretmenlerimize de hayırlı, sağlıklı, uzun ömürler Allah’tan niyaz ediyorum.” 

Erdoğan, Kaplanoğlu’nun annesinin elini öptü 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından eşi Emine Erdoğan ile birlikte Kaplanoğlu ve eşi Leyla İpekçi’ye hediye takdim etti.

Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve eşi Semiha Yıldırım, Kaplanoğlu ailesiyle fotoğraf çektirdiler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yıldırım ile eşleri, Kaplanoğlu’nun annesinin elini öptü.

Muhabir: Esin Işık

Altınözü'nde yarım asırlık sistemle zeytinyağı üretiliyor

HATAY – LALE KÖKLÜ

Hatay’ın Altınözü ilçesi Tokaçlı Mahallesi‘nde yaşayan vatandaşlar, “su zeyti” veya “su yağı” adını verdikleri zeytinyağını elde edebilmek için teknolojiye inat geleneksel yöntemler kullanıyor.

Sabah erken saatlerde bahçelerine giden mahalle sakinleri, topladıkları zeytinleri önce yaklaşık bir ton ağırlığa sahip olan ve “patoz” adı verilen taşın altına seriyorlar. Atlar tarafından döndürülen taşla ezilen zeytinler bidonlara konularak bir süre bekletiliyor.

Daha sonra elle sıkılan zeytinlerden çıkan yağ, önce taş çukurlarda beklemeye alınıyor sonra da kaynar suya bırakılıyor. Bir süre sonra su yüzeyine çıkan yağlar toplanarak şişeleniyor, böylece farklı lezzet ve aromaya sahip zeytinyağı elde ediliyor.

Mahalle muhtarı İbrahim Çilingir, AA muhabirine, yöre halkının yıllardır geleneksel yöntemlerle zeytinyağı ürettiklerini söyledi.

Çilingir, “Tabi yıllar bu iş makineleşti ama Tokaçlı halkı olarak su yağından bir türlü vazgeçemedik. Mahallemizin yüzde 80’i Avrupa’da gurbetçi. Bu yağın tadından vazgeçemedikleri için her yıl bu mevsimde buraya gelerek zeytinyağlarını çıkarırlar. Çünkü bu, makine değmeden üretilen bir yağ ve çok lezzetli, farklı bir tadı var. Sadece yemeklerde kullanılmıyor sofralarda ekmekle de yiyoruz. Onun için bu sistemden vazgeçemiyoruz. Yapımı çok zahmetli, önce atla zeytinleri eziyoruz, hamur gibi preslenince fıçılara dolduruyoruz ardından sıcak suyun içine boşaltıp yüzeye çıkan yağları elle alıyoruz. Makine asla değmiyor.” dedi.

Yağın lezzetinin, zahmetinin önüne geçtiğini vurgulayan Çilingir, kullandıkları bu değirmenden mahallede iki adet bulunduğunu, insanların sırayla hem kendi evlerinin ihtiyacı olan yağı çıkardıklarını hem de birbirlerine yardım ettiklerini söyledi.

Söz konusu sistemin yarım asırlık olduğunu dile getiren Çilingir, “Bu sistem her yerde unutuldu ama bizim mahallemizde yaşatılıyor. Bu sistem dünyada yok çünkü zor bir iş.” diye konuştu.

Kooperatifleşmek istiyorlar

Çilingir, su zeyti adını verdikleri sistemi devam ettirmenin yanı sıra ürünün pazarının da bulunmasını istediklerini belirtti.

Mahallede yıllık ortalama 4-5 ton su zeyti üretildiğine dikkati çeken Çilingir, şunları kaydetti:

“Şu an için pazar amacıyla üretmiyorlar sadece kendi tükettiklerini yapıyorlar. Aslında pazarını bulsak daha fazla üretebiliriz. Evine fazla yapanlar kilosunu 45 liradan satıyor. Normal fabrika yağından daha pahalı çünkü zahmeti ve işçiliği çok. Normali 15 lira iken bizde iki katından fazla. Mahalleye kooperatif kurmak için bir çalışma yapmak istedik kısmet olmadı ancak gelecekte mahallemize bir kooperatif kurma niyetindeyim. Zeytinyağımızı tüm Türkiye’ye tanıtmak istiyoruz.”

Emekli binbaşı NATO'dan aldığı madalyayı iade etti

İZMİR – YUSUF ŞAHBAZ

İzmir’de yaşayan emekli binbaşı Zafer Oğuz, Afganistan’da görev yaptığı sırada dönemin NATO Genel Sekteri Anders Fogh Rasmussen imzalı takdir belgesi ve madalyayı iade etti.

Oğuz, astsubay olarak göreve başladığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) 1991 yılında sınavları kazanarak subay oldu.

Türkiye’nin birçok ilinde çalışan Oğuz, Tekirdağ Çorlu 5. Kolordu Komutanlığında İstihkam Şube Plan Subayı olarak görev yaptığı 2010 yılında TSK tarafından NATO şemsiyesi altında çalışmak üzere Afganistan’a gönderildi.

Burada göreve başladıktan 3 ay sonra Oğuz’a dönemin NATO Genel Sekteri Rasmussen imzalı bir takdir belgesi ve madalya verildi.

Daha sonra Türkiye’ye gelen Oğuz 2011 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinde Binbaşı rütbesiyle emekli oldu.

“Bu madalyanın yeri benim evim değil NATO’dur”

Oğuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2010-2011 yıllarında Afganistan’ın Cevizcan vilayetinde görev yaptığını ve daha çok yerel halkın sağlık sorunları ve diğer sorunlarıyla ilgilendiklerini söyledi.

Türk askerinin her zaman parmakla gösterildiğini ifade eden Oğuz, diğer ülke askerlerine göre halkla daha iç içe olduklarını kaydetti.

Afganistan’da göreve başladıktan 3 ay sonra kendilerine takdir belgesi ve madalya verildiğini belirten Oğuz, Norveç’te yapılan NATO tatbikatı sırasında bazı askerlerin düşman hedeflemesi yaparken Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resminin düşman olarak belirlenmesi ve hedefe konulmasından dolayı çok rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin müttefiki olarak bilinen devletlerin böyle bir şey yapmasına anlam veremediğine değinen Oğuz “Son gelişme olana kadar bu madalyayı evimin baş köşesinde çerçeveli olarak sergilemiştim. Daha sonra bu madalya ve belgenin yerinin benim evim değil NATO olduğuna karar verdim. Sonra madalya ve belgeyi NATO’ya iade edilmek üzere Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığına gönderdim.” ifadelerini kullandı.

Türk milletinin her şeyi çok iyi gözlemlediğine dikkati çeken Oğuz, kendisinin hareketinden sonra bu madalyaya sahip diğer arkadaşlarından bazılarının da madalyayı iade etmek için girişimde bulunduklarını ve kendisinden bilgi aldıklarını söyledi.

Belgeli çalışan sayısı 250 bini aştı

ANKARA – Özcan Yıldırım

Eğitim ve istihdam arasındaki uyumu sağlama görevini yerine getiren Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK), nitelikli insan kaynağının oluşması için mesleklere standart, çalışanlara belge kazandırmaya devam ediyor.

Faaliyetine 2006ʹda başlayan kurum tarafından, bugüne kadar 744 ulusal meslek standardı ile 413 ulusal yeterlilik belirlendi. Temel amacı iş gücüne nitelik kazandırmak olan MYK, çalışanlara toplamda 128 milyon 174 bin 628 lira sınav ve belgelendirme desteğinde bulundu.

Kurum, bugüne kadar 252 bin 223 çalışana mesleki yeterlilik belgesi verdi.

Emlakçılık ve özel kalem müdürlüğü de standarda kavuşacak

MYK Başkanı Adem Ceylan, çalışma hayatına nitelikli eleman kazandırmaya devam ettiklerini söyledi.

Ulusal standartların belirlenmesinde “tehlikeli” ve “çok tehlikeli” sınıfta yer alan mesleklere öncelik verdiklerini anlatan Ceylan, şunları kaydetti:

“2023 hedeflerimiz doğrultusunda insan kaynağımızın mesleki yeterliliğe sahip olması için çalışıyoruz. Yaklaşık bir yıl önce mesleki yeterlilik belgesine sahip çalışan sayısı 40 bindi ama bugün 252 bin sayısına ulaştık. Meslek standartları ve yeterliliklere dayalı olarak ölçme ve değerlendirme faaliyeti gösteren, uluslararası akreditasyonu olan 97 sınav ve belgelendirme kuruluşunu yetkilendirdik. Bu kuruluşların yıllık sınav kapasitesini 1 milyon 900 bin kişiye çıkardık.”

Toplumda nitelikli ve belgeli iş gücü bilinci oluşmaya başladığını dile getiren Ceylan, “Yeterliliğini ispatlayan çalışanlar sayesinde, sanayi üretiminde nitelikli ürün ve kalite artarken, iş kazaları da asgari düzeye iniyor.” dedi.

Ceylan, emlakçı, ikinci el otomobil satıcısı, vale, değerli taş uzmanı, özel kalem müdürü ve nefes koçu gibi meslekler için de çalışmaların sürdüğünü bildirdi.

Diyarbakır'da oto tamirine kadın eli değdi

DİYARBAKIR – AHMET KAPLAN

Diyarbakır’da lise eğitimini motorlu araçlar üzerine alan 18 yaşındaki Delal Uluç, bir otomobil servisinde usta olarak görev yapıyor.

Arabalara duyduğu ilgiyle Burhanettin Yıldız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Motorlu Araçlar Teknolojisi Otomotiv Elektromekanikerliği bölümünü tamamlayan Uruç, kariyerini bu alanda sürdürmeye karar verdi.

Stajının ardından 7 ay önce tamir ustası olarak bir otomobil servisinde çalışmaya başlayan Uruç, “erkek egemen” olarak bilinen sektörde azimle ilerlemeyi hedefliyor.

Serviste 10’u aşkın erkekle çalışmayı sürdüren Uruç, çevresindekilerin “yapamazsın” demesine rağmen başladığı mesleğinde lastik ve balata söküp takıyor, fren hidroliği, yağ kontrolü, amortisör ve helezon yayları değişimi yapıyor.

“İşimi çok seviyorum”

Uruç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, arabalara merakının mesleğe dönüştüğünü söyledi.

Eğitimi devam ederken staj yaptığı serviste, çalışmalarının beğenilmesi üzerine kendisine istihdam imkanı sağlandığını dile getiren Uruç, “Kadınların yapamayacağı hiçbir iş yoktur. İşimi aşkla yapıyorum. Bir kadın istediği sürece her işi yapabilir. İşimi çok seviyorum.” dedi.

“Diyarbakır’da bir tabuyu yıkmış olduk”

Servis müdürü Mehmet Bozkurt, başta “Bir kadın burada bu işi yapabilir mi?” diye düşündüklerini ancak Uruç’un işindeki heyecanını gördüklerini anlattı.

Uruç’u eğitim amaçlı genel merkeze de gönderdiklerini belirten Bozkurt, “Kendisi bu işe sarıldı. Biz de böylelikle Diyarbakır’da bir tabuyu yıkmış olduk.” ifadelerini kullandı.

1 2 3 1.343