FETÖ-PKK'nın 'terör' dayanışması

ANKARA – AYNUR EKİZ-SEFA ŞAHİN

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve PKK‘nın, 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi ve sonrasında yaptığı iş birliği, yapılan açıklamalar ve eylemlere de yansıyor.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 15 Temmuz 2016 öncesi ve sonrasındaki açıklamalar ve eylemler, terör örgütleri PKK ve FETÖ’nün amaç yönünden benzerliklerinin yanı sıra amaçlarını gerçekleştirmek üzere iş birliği yaptığını da gösteriyor.

“İmralı Notları”nda FETÖ

FETÖ/PDY ile PKK/KCK arasındaki ilişki, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa (İmralı Notları)” isimli kitabında yer alan, dönemin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Öcalan arasında geçtiği iddia edilen konuşmada net olarak ortaya çıkıyor.

Kitaba göre, Demirtaş, “Önceki görüşmede aktarımlarınız yanlış anlaşıldı; Cemaate düşmanlık ve karşıtlık gibi yorumlandı. Gelmeden önce Sırrı Süreyya bazı temsilcileriyle görüştü. Onlar da bunu tam anlayamadıklarını, tedirgin olduklarını söylemişler.” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine söz alan Önder, Ekrem Dumanlı ile görüştüğünü belirterek, “Bunun nedenini anlayamadıklarını, Bahoz Erdal’ın Cemaate yönelik sert açıklamalarıyla da birleşince kaygılandıklarını aktardı.” sözlerine yer verdi.

Bahoz Erdal’ın açıklamalarını soran Öcalan, görüşlerini şöyle anlattı:

“Dikkat edilmesi lazım. Aslında bu dönemde herkesin birbirine karşı kullanacağı dil ve üsluba dikkat etmesi gerekir. Cemaatle ilgili şeye gelince, o dedikleri gibi değildir. Biz kendilerine Ortadoğu’da demokratik ittifak bile teklif ettik, değil mi? Öyle düşmanlığımız falan olmaz. Söyleyin, Gülen’i en iyi anlayacak olan yine benim. Hatta kendisi ‘Sulhta hayır vardır’ demişti. Ben de aynen katılıyorum. O da barışı destekliyor. Ortadoğu’da demokratik uzlaşı sağlayabiliriz.” 

FETÖ, Kandil’e çıkmak istemiş

PKK’nın sözde yürütme komitesi üyesi Duran Kalkan, 2016 yılının Mayıs ayında terör örgütünün yayın organı olan televizyon kanalında yer alan bir programa katılarak, “Ne kadar doğruydu bilemiyorum ama bazı duyumlarımıza göre bu mayısta Tayyip Erdoğan düşürülecekti. Böyle söylentiler ve beklentiler vardı. Kim yapacaktı, nasıl düşecekti bilemeyiz.” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık, Kandil’de PKK’nın sözde üst düzey yöneticisi Cemil Bayık’la 2015 yılının Mart ayında bir söyleşi gerçekleştirdi.

Bu röportajda Bayık, iki terör örgütü arasındaki ilişkiyi şu sözlerle aktardı:

“Birkaç ay önce bizimle temas kurmak istediler ama kabul etmedik. Gelmek ve hatta söyleşi yapmak istediler. ‘Gelirsek bu gazeteciliği aşan bir duruma yol açacak’ diye de söylediler. ‘Cemaat Kürt meselesine ve çözümüne, bize yönelik bakışını, tutum ve söylemini değiştirirse, buna ikna olursak o zaman sizinle görüşürüz röportaj da yaparız’ dedik. Öncelikle Fethullah Gülen’in açıklama yapmasını istediğimizi söyledik.”

“İki polisi PKK şehit etti ama FETÖ saldırıya zemin hazırladı”

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, 15 Aralık 2016’da Sakarya Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı’yı dinledi.

Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü sırasında yaşadıklarını ayrıntılı olarak anlatan Pınarbaşı, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis memurunun şehit edilmesi olayı ile ilgili “İki polisi PKK şehit etti ama FETÖ saldırıya zemin hazırladı. Bundan şüphemiz yok, eminiz. Çünkü, saldırıdan sonra polislerin isimlerini, silahların seri numaralarını, kendi telsizlerinden okudular.” ifadelerini kullandı. 

“FETÖ unsurları temizlenince terörle mücadeledeki başarı arttı”

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Toplum ve Medya Araştırmaları Direktörü İsmail Çağlar, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde, PKK terör örgütünün eylemlerinin durduğuna dikkat çekti.

Bu durumun bugün hala akıllarda bir soru işareti olduğunu söyleyen Çağlar, “Ama esas Türkiye açısından çok daha kritik ve meydanda olan birliktelik şu. Bugün artık FETÖ kapsamında yapılan operasyonlardan sonra görüyoruz ki Doğu ve Güneydoğu’da görevde olan gerek Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup askerler gerekse iç güvenliğe ait unsurların arasında ciddi bir FETÖ yapılanması varmış. Bunlar da ciddi anlamda Türkiye’nin terörle mücadelesini sekteye uğratıyorlarmış. Zaten güvenlik güçleri FETÖ unsurlarından temizlenince, Türkiye’nin terörle mücadeledeki başarısı ve yapılan operasyonların isabetlilik oranında da ciddi bir artış dikkatimizi çekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

FETÖ’nün, PKK terör örgütüne bilgi sızdırılması ve Türkiye’nin terörle mücadeleye yönelik yaptığı operasyonların sabote edilmesi gibi birçok konuda çaba sarf ettiğinin ortaya çıktığına işaret eden Çağlar, şunları kaydetti:

“Bugün Zeytin Dalı ve daha önceki Fırat Kalkanı Harekatı’na ya da Türkiye’de iç siyasete dönük çeşitli tartışmalara baktığımızda bu işbirliği görülüyor. FETÖ ve PKK mensuplarının gerek yasa dışı yayın organlarından gerek sosyal medyadaki paylaşımlarıyla ortaya sürülen iddialara baktığımızda, bunların ciddi anlamda dil ve söylem birliği içerisinde olduğunu da görüyoruz.”   

'Batı'daki yenilikleri alıp İslam süzgecinden geçirirdi'

ŞANLIURFA

Sultan 2. Abdülhamid’in beşinci kuşaktan torunu Nilhan Osmanoğlu, Sultan Abdülhamid Han, Batı’daki yenilikleri alıp İslam süzgecinden geçirebilen ve bunu en iyi şekilde değerlendirebilen bir padişahtı.” dedi.

Osmanoğlu, Şanlıurfa’nın Karaköprü Belediyesi tarafından Sultan Abdülhamid’in vefatının 100. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında kentteki bir konferans salonunda gerçekleştirilen “Sultan Abdülhamidsiz Bir Asır” programına konuk oldu.

Sürgün yaşadıkları dönemde hanedanın bütün mal varlığına el konulduğunu kaydeden Osmanoğlu, bu nedenle o döneme ait değerli kişisel eşya bulmakta zorlandıklarını dile getirdi.

Dedesinin evrensel bir imparator olduğunu vurgulayan Osmanoğlu, “Sultan Abdülhamid Han’ı anlamak biraz daha derinden incelemek demektir. Sultan Abdülhamid Han Batı’ya yüzü dönük bir padişahtı, her şeyden önce bunu iyi anlamak gerekiyor. Batı’daki yenilikleri alıp İslam süzgecinden geçirebilen ve bunu en iyi şekilde değerlendirebilen bir padişahtı. Her şeyden önce onun da bir insan olduğunu unutmamak lazım.” diye konuştu.

“Kürtlerin babası” unvanını almıştır

Abdülhamid Han’ın bütünleyici bir siyaset politikası yürüttüğünü söyleyen Osmanoğlu, şunları kaydetti:

“Sultan Abdülhamid Han, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ayrı bir önem vermiştir. Muhakkak bu bölgede yaşayan insanların dedesi bunu torunlarına anlatmıştır. Bence o dedelerin her biri Abdülhamid Han’ın askerleriydi. Bence Doğu’yu kaybetmemek için çok büyük siyasi hareketler yapmıştır. Bu bölgedeki Kürtler tarafından da ‘Kürtlerin babası’ unvanını almıştır ve öyle de çok sevilmiştir.”

Osmanoğlu, konukların sorularını da yanıtladı.

Muhabir: Rauf Maltaş

'Almanların Türkiye ilgisini sevinçle gözlemliyorum'

MUĞLA – Ali Ballı

Almanya’nın İzmir Başkonsolosu Rainer Lassig, “Almanların Türkiye’ye turist olarak gelme konusunda ilgilerinin çok yüksek olduğunu sevinçle gözlemliyorum.” dedi.

Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen etkinliğe katılan Lassig, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’yi ve özellikle Bodrum’u çok beğendiğini söyledi. Lassig, Bodrum’un tarihi ve doğasıyla çok güzel bir şehir olduğunu vurguladı.

Almanların da bu güzelliklerin farkına vardığını belirten Lassig, “Bodrum çok güzel bir şehir. Almanların da buna bizzat kendilerinin tanıklık ettiklerini, bu nedenle burayı çok beğendiklerini düşünüyorum.” dedi.

Türk insanının güleryüzlü ve açık kalpli olduğunu belirten Lassig, şöyle konuştu:

“İnsanların Türkiye’ye gelme amaçlarından biri, buranın ikliminin çok güzel olması. Türk insanının güleryüzlü, misafirperver olması da ikinci büyük etken. Almanlar Türk yemeklerini de çok beğeniyor. Bu da üçüncü etken. Her iki ülke arasında sürekli büyüyen bir ekonomik ilişki var. Ben Türklerin çok açık yürekli, çok sevecen ve misafirperver olduklarını düşündüğüm için Almanların mutlaka Türkiye’yi ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. Türkiye buna değer bir ülke. Türkiye tarihi ve kültürüyle muhteşem bir ülke olduğunu söyleyebilirim. Almanların bu güzellikleri görebilmeleri için Türkiye’yi ziyaret etmelerini özellikle istiyorum. Bu kültürü ve bu güzellikleri kendileri birebir görsün istiyorum.”

Almanya’da 3 milyona yakın Türk vatandaşının yaşadığına da dikkati çeken Lassig, “Türk ve Almanların arasındaki bu tarihi dostluğu hiç kimse yok etmemeli, etmez de. Her iki halkın arasında yıllardır süren bu dostluk ilişkisi, büyüyen ekonomik ve kültürel ilişkilerden kaynaklanıyor. Türkiye’nin sınırlarında yaşanan olumsuzluklar bu dostluğu etkilemez.” değerlendirmesini yaptı.

Alman vatandaşların bu yıl Türkiye’ye oldukça ilgi göstereceğini umduğunu, bunun işaretlerini de gördüğünü anlatan Lassig, “Erken rezervasyon sayılarına da bakacak olursak, Almanların, Türkiye’ye turist olarak gelme konusunda ilgilerinin çok yüksek olduğunu sevinçle gözlemliyorum.” diye konuştu.

Emine Erdoğan'dan Sıfır Atık Projesi'ne destek çağrısı

ANKARA – SİNAN USLU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın eşi Emine Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 2017’nin Eylül ayında başlatılan ve kendisinin himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi’ne destek vermeleri amacıyla milletvekillerine mektup gönderdi.

Emine Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde atıkların kontrol altına alınması, gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir Türkiye ile yaşanabilir bir dünya bırakılması hedefi kapsamında 2017’nin Eylül ayında başlatılan Sıfır Atık Projesi’ne destek çağrısında bulundu.

Erdoğan, kendisinin himayesinde Çevre ve Şehir Bakanlığınca yürütülen projeye ilişkin milletvekillerine mektup gönderdi.

Mektubuna “Ülkemizin geleceği adına önemine yürekten inandığım Sıfır Atık Projesi’ne dair bu mektup vesilesiyle kalbi selamlarımı sunuyorum.” diyerek başlayan Erdoğan, projenin Eylül 2017’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde seçkin bir davetli topluluğunun katıldığı toplantıyla kamuoyuna tanıtıldığını hatırlattı.

Atıkların sürdürülebilir kalkınma ilkeleri kapsamında kontrol altına alınması ve gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir Türkiye bırakılması hedefi doğrultusunda sıfır atık yönetimi eylem planı hazırlandığını belirten Erdoğan, bu kapsamda öncelikli olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ana Hizmet Binası’nda başlatılan proje doğrultusunda önemli sonuçlar elde edildiğini aktardı.

“980 ağacın kesilmesi önlendi”

Projenin başladığı günden bu yana 58 ton kağıt, 14 ton plastik, 3 ton cam, 1,5 ton metal olmak üzere yaklaşık 77 ton değerlendirilebilir atığın toplanarak ekonomiye kazandırıldığını bildiren Erdoğan, bu uygulamada yalnızca alışkanlıkların değiştirilmesiyle 980 ağacın kesilmesinin önlendiğini, 11 ton sera gazı salınımının azaltıldığını ve 6 ton cevher kullanımının engellendiğini ifade etti.

Erdoğan, ayrıca, sebze, meyve ve bahçe atıkları gibi organik atıklardan elde edilen kompostun Bakanlığın ve Ankara’daki okulların yeşil alanlarında kullanıldığını dile getirdi.

“Bakanlığımız bilgi paylaşımı ve iş birliği için hazır”

Dünyada birçok ülkenin başlıca sorunu olan atık yönetiminin, Türkiye’de kamu ve özel sektör iş birliğiyle en iyi şekilde gerçekleştirileceğine inandığına işaret eden Erdoğan, mektubunda şunları kaydetti:

“Öncelikli olarak kamu binalarında başlatılan projenin kısa zamanda tüm Türkiye’ye yayılması, projenin öncelikli hedeflerindendir. Türkiye’nin önde gelen kamu kurumlarını, belediyeleri, üniversiteleri, sanayi kuruluşlarını, medyayı, ilgili sektörleri ve tüm vatandaşlarımızı bu iş birliğine davet ediyor, sizlerin de bu kampanyaya destek vereceğinize gönülden inanıyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü bünyesinde yer alan ve sıfır atık uygulamasının yönetiminin de yapıldığı Atık Yönetimi Daire Başkanlığı, projenin işleyişine dair her türlü bilgi paylaşımı ve iş birliği için hazırdır. Nesillerimizin geleceği adına konuya ilgi ve alakanızı bekler, selam ve saygılarımı sunarım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen proje, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde de uygulanmaya başlanmıştı.

CİMER'e 'Adnan Oktar' şikayeti sürüyor

ANKARA – İlkay Güder

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER), Adnan Oktar‘ın sahibi olduğu A9 televizyon kanalı ve internet üzerinden yaptığı yayınlarla ilgili geçen yıl binlerce şikayet ulaştı, bu yılın sadece ilk ayında başvuru sayısı 900’e yaklaştı.

‘Adnan Oktar’ RTÜK’e 444 kez şikayet edildiVatandaşlardan RTÜK ve Diyanet’e “Adnan Oktar” şikayetiDiyanet-Sen’den Adnan Oktar hakkında suç duyurusuRTÜK’ten Adnan Oktar’ın kanalına ceza

A9 kanalı ve internet üzerinden yaptığı yayınların içeriği nedeniyle kamuoyunda tepkilere neden olan Adnan Oktar ile ilgili gerek Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gerekse CİMER ve Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) üzerinden iletilen şikayetlerin arkası kesilmiyor.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, CİMER’e, Adnan Oktar’ın sahibi olduğu A9 televizyon kanalı ve internet üzerinden yaptığı yayınlarla ilgili son bir yıl içinde binlerce başvuru yapıldı. Sadece 2018’in ilk ayında CİMER’e 895 şikayet ulaştı.

CİMER’e söz konusu başvurular 3 başlık altında gerçekleşti. Bu kapsamda “A9 kanalının yayınları”, “toplumun genel ahlakına, milli ve manevi değerlerine saygısızlık” ve “Elvan Koçak’ın basına da yansıyan kızlarının alıkonulması şikayetleri sonrası oluşan tepkiler” konularıyla ilgili CİMER’e şikayette bulunuldu.

“RTÜK’e 310 sevk yapıldı”

Söz konusu A9 televizyonunun yayınlarıyla ilgili RTÜK’e bu başvurulardan 310 sevk yapıldı. Daha sonra RTÜK, şikayet konusu yayınların internet üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle konunun Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) iletilmesi talebinde bulundu.

Nihayetinde, “internet üzerinden yapılan yayınların, yasal düzenlemeyle RTÜK’ün denetimi altına alınması” konusu gündeme geldi.

“Toplumun genel ahlakına saygısızlık”

CİMER’e, konuya ilişkin toplumun genel ahlakına, milli ve manevi değerlerine saygısızlık şikayetleri de geldi.

Avusturya’da yaşayan Türk vatandaşı Elvan Koçak’ın basına da yansıyan “kızlarının alıkonulması” şikayeti sonrası da kanala tepkiler oluştuğu bilgisi de paylaşıldı.

“5 kez program durdurma cezası”

RTÜK, 6 Şubat Salı günkü toplantısında A9 kanalına ceza yağdırmıştı. Kanala “toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden” yayınları dolayısıyla 5 kez program durdurma ile en üst düzeyden idari para cezası verilmesi kararlaştırılmıştı.

Kanalın “Hoş Sohbetler” isimli canlı yayın programının bir yerinde izleyicilerin alt yazı ile internet ortamına yönlendirildiği ve canlı yayının internet üzerinden devam ettirildiğini belirleyen RTÜK, bu yayın sebebiyle de ayrıca tavandan idari para cezası uygulamıştı.

Kapadokya'yı 329 bin turist kuş bakışı izledi

NEVŞEHİR – Behçet Alkan

Kapadokya bölgesinde geçen yıl sıcak hava balon turuna katılan turist sayısı, önceki yıla göre yüzde 32 artarak 329 bini geçti.

Türkiye’nin doğa, tarih ve kültür turizminde önemli bir konuma sahip Kapadokya bölgesinde turistlerin sıcak hava balon turuna olan ilgisi her geçen yıl artıyor.

Bölgede düzenlenen sıcak hava balon turlarına katılan turist sayısı 2017 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 32 artışla 329 bin 390’a ulaştı.

AA muhabirinin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) verilerinden derlediği bilgiye göre, yıl boyunca 19 bin 843 balon uçuşu gerçekleştirilen bölgede turistler, Kapadokya semalarına yükselerek eşsiz manzarayı kuş bakışı izleme imkanı elde etti.

Kapadokya’da balonla yılda ortalama 300 gün uçulabiliyor.

Bölgede 25 firma tarafından düzenlenen ve balonların havada 45 dakika ile bir buçuk saat kaldığı turlara kişi başı katılım bedeli 100 ile 150 avro arasında değişiyor.

Ekonomiye katkısı, 2016 yılında 33 milyon avro olan sıcak hava balon turlarından geçen yıl yaklaşık 43 milyon avro gelir elde edildi.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bölgeyi 2017 yılında 2 milyon 206 bin 372 turist ziyaret ederken, Kapadokya’nın tarihi ve turistik merkezlerini gezen her 6 kişiden birinin bu tura katıldığı belirlendi.

Bölgede sıcak hava balon turu düzenleyen bir firmanın sahibi Tevfik Ölmez, sıcak hava balonculuğunun dünyada en yoğun Kapadokya’da yapıldığını belirterek, şöyle konuştu:

“Dünyanın birçok noktasında sıcak hava balonculuğu yapılıyor fakat dünyadaki ticari balon uçuşunun en yoğun yapıldığı yer Kapadokya’dır. Bölge, UNESCO listesindeki muhteşem yeryüzü görüntülerine sahip. Meteorolojik şartların el vermesi durumunda günde 100-150 balon uçuş yapabiliyor. Yılda 600 bin yolcu uçurabilecek kapasitemiz var. 2017 yılı bir önceki yıla göre daha iyi geçti, 2018 yılında daha iyi olacağını tahmin ediyoruz. Bu yıl sıcak hava balon turuna katılacak turist sayısının yüzde 30 civarında artmasını bekliyoruz.”

Balon pilotlarından Halil Atay da “Balonlar Kapadokya’da ayrı bir görsel şölen oluşturuyor. Daha önce farklı ülkelerde balon turuna katılan turistler, Kapadokya’da balon turuna katılmanın çok daha güzel olduğunu, farklı bir deneyim yaşadıklarını bize iletiyor. Balon turu başka yerlerde yapılsa da hava koşulları ve geniş doğal manzarası nedeniyle Kapadokya bu organizasyon için eşsiz bir bölge.” diye konuştu.

Yabancı turistlere balon turu satışı yapan acente sorumlusu Mustafa Budak da sıcak hava balon turlarına olan ilginin her geçen yıl artmaya devam ettiğini, 2018 yılında, geçen yıla kıyasla daha yoğun bir turizm sezonu beklediklerini ifade etti.

Şehit çocukları 'devlet şefkati' ile hayallerine kavuşacak

ORDU – EYÜP ELEVÜLÜ

Ordu Valisi Seddar Yavuz, yüzlerini güldürmek istediği şehit ve gazi çocukları ile il genelinde belirledikleri yetim çocuklara isteklerini kendisiyle paylaşmaları için mektup gönderdi.

Çocukların mektuplarında kaleme aldığı, babaları hayatta olsaydı yapmak istedikleri aktivitelerden teknolojik ürünlere kadar çeşitli taleplerini inceleyen Vali Yavuz, tüm mektupların gelmesiyle istekleri yerine getirecek.

Vali Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, devletin ve hükümetin temsilcisi sıfatıyla özellikle vatan uğruna canlarını feda eden şehitler ile kahraman gazilerin ailelerine önem verdiklerini söyledi.

Şehit ve gazi ile ahirete intikal etmiş ailelerin çocuklarının devletin şefkatine emanet edildiğini vurgulayan Yavuz, “Acaba bu kardeşlerimizin gönlünü nasıl alırız, dedik. ‘Bu kardeşlerimizin babası olsaydı neyi gerçekleştirmek isterlerdi, hayalleri neydi, bugün acaba biz onlara ne yaparsak mutlu edebiliriz’ diye şehit, gazi çocuklarımıza ve yetimlerimize birer mektup yazdık.” dedi.

Söz konusu çocuklara yönelik “Yapmak istediğiniz hayallerinizi bizimle paylaşın ve vali amcanız bu hayallerinizi sizin için gerçekleştirsin” şeklinde mektup hazırladıklarını anlatan Yavuz, “Mektuplarımız çok şükür bahsettiğimiz kesimlere ulaştı. Şu anda dönüşleri başladı. Gruplandırıp kategorize edeceğiz. Dolayısıyla bu istekleri en güzel şekilde karşılayıp kardeşlerimizi mutlu etmek istiyoruz.” diye konuştu.

Yavuz, bu çalışmanın, toplumsal kucaklaşmayı daha da arttıracağını ümit ettiğini belirterek, “İnanıyorum ki bütün insanların yüzünde tebessüme sebep olmak gibi bir güzelliği de barındıracak. Mektup yazan, güzel dileklerini paylaşan kardeşlerimize teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.

Babalarıyla yapmayı hayal ettiklerini vali ile yapmak istiyorlar

İlginç ve güzel mektuplar gelmeye başladığına işaret eden Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelen mektuplar içerisinde özellikle şehit çocuklarımızın bir kısmının, hayatta olsaydı babasıyla yapmak istediği aktiviteleri bizimle yapmak istediği yönünde düşünceleri oldu. Ayrıca televizyon kanallarında terörle mücadele ile ilgili dizilerin setlerine gitmek isteyen, oyuncularıyla tanışmak isteyen ve babalarını oradaki kahramanlarla özdeşleştiren çocuklarımız oldu. Bunun dışında Vali Konağını milletin konağı haline dönüştürmemiz vesilesiyle gelen çok sayıda şehit eşi, bu çalışmaların devamı yönündeki mutluluklarını ifade ediyor. Bir şey istemeyip ‘Sadece yanımızda olmaya lütfen devam edin, çok mutluyuz’ diyen kardeşlerimiz var.”

Mektupların gelmeye devam ettiğini ve başka ihtiyaçlar da çıkabileceğini aktaran Yavuz, mektupların dönüşü tamamlandığında hayalleri gerçekleştirmek için faaliyete geçeceklerini kaydetti.

Yavuz, bir çocuğun, araba şeklinde yatak istediğini de belirterek, “Çocuğumuz, ‘Araba şeklinde yataklar var, bana ondan alabilir misin’ dedi. Onun talebini de inşallah en kısa sürede yerine getireceğiz.” dedi.

'Bütünüyle bölgedeyiz'

KİLİS – Volkan Kaşik

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Kilis’te, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) Suriye’nin Afrin bölgesinde terör örgütleri PYD/YPG-PKK/KCK ve DEAŞ mensuplarını etkisiz hale getirmek, bölge halkını terör örgütü üyelerinin baskı ve zulmünden kurtarmak amacıyla başlatılan Zeytin Dalı Harekatı‘nın başarıyla sürdüğünü söyledi.

Harekat kapsamında terör örgütü unsurlarına karşı gerçekleştirilen operasyonda şehit olan 25 yaşında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yunus Emre Doğan’ı Kilis’te toprağa verdiklerini hatırlatan Demircan, bütün şehitlere Allah’tan rahmet diledi.

“Arkadaşlarımızı gördük, moraller çok yüksek”

Demircan, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında sınır illeri Kilis ve Hatay’ı ziyaret etmek için burada olduklarını aktararak şöyle devam etti:

“Arkadaşlarımızı gördük, moraller çok yüksek. Hizmetlerini en güzel şekilde yerine getiriyorlar. Donanımları, her şeyleri yerinde en ufak bir eksikleri yok. Bölgemizde sayın valimiz, vekillerimiz, sağlık müdürümüz, bütün görevliler burada çalışan tüm arkadaşlarımızın ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılıyorlar. Arkadaşlarımız da ülkenin savunması için ülkenin birliği ve beraberliği için mücadele eden askerlerimizden yaralananlar olduğunda onlar için gerekli yardımı burada yapıyorlar. Morallerin son derece yüksek, gördüğünüz gibi.”

Harekatın devam ettiğini, bu kapsamda çeşitli önemler aldıklarını dile getiren Demircan, şunları kaydetti:

“Ülkenin savunma mücadelesinin icap ettirdiği ekiplerle, bütünüyle bölgedeyiz. Gerek personel gerekse de donanım açısından en ufak bir eksikliğimiz, noksanımız yok. Zamanında yapılmış hazırlıklar neticesinde, en ufak bir sıkıntı da yaşanmamış, yaşanmayacak.”

Antalya ‘da hovarda geceler

Antalya şehrinine her yıl milyonlarca turist giriş çıkış yapmaktadır.Bunların bir kısmı iş için bir kısmı ise tatil için bu günahlar şehrine gelir. Tatil için gelenler aileleri ile birlikte gelmekte hovardalık yapmak isteyenler ise kaçamak tadında tek başına veya erkek erkeğe gelirler. Hovardalık yapmak isteyen beyler genelde konaklamakta oldukları otel içerisinde tek bayanları kovalayarak avcılık yapmayı severler bir kısmı ise olayın kolayına kaçarak web sitelerinden escort antalya çağırırlar. Hangi yöntemin daha mantıklı olduğu uzun tartışmalara konu olacak kadar önemli olmakla beraber kimileri içinde ne uğraşacağım çağırırım gelir en iyisi gecelik bin lira mantığını güdebilir. Tamamen tercih meselesi. Yabancı turistlerin haricinde yerli turistlerde düzenli olarak şehrimizi ziyaret ederler. Özellikle kapalı grup olarak gelenler karılarından bir kaç gün uzaklaşan tipler olup her biri ayrı ayrı kaçak et kesme düşüncesindedir. Bunu bilen bir çok bayan bu tarz grupların konakladığı otellerde rezervasyon yaparak müşteri avına çıkar. Bu noktada tabi avcılığı ile bilinen erkek av olmaktan kurtulamaz.

Yazımızın başında belirtmiş olduğum için şehrimizi gerek iş gerekse tatil amacı ile gelen bir çok insan var. Gelenlerin arasında öyle bir tür var ki dünyanın ilk mesleği olan işi icra etmek için gelirler. Bu türün adına biz kendi aramızda kadın icra edecekleri mesleğe de escortluk diyoruz. Evet genelde hangi ülkeden geldiklerini net bir şekilde söylemeseler de bu tür genel olarak Gürcistan sınırında giriş yaparlar ve Antalya’da kendilerini Rus Ukraynalı olarak tanıtırlar. Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekirse gerek ukraynalı bayanlar olsun gerekse rus bayanlar olsun bu milliyetin kadınları çok iyi sex yaparlar ama gürcüler’de mevzu bu şekilde değil. En baştan zaten sakso yapmayı sevmedikleri için sex’in temel yapı taşı olan oral sex’ten yoksun bir birliktelik tam anlamı ile birliktelik olmamakla beraber eşli mastürbasyon olarak adlandırılabilir. Ayrıca çok ilginçtir ki bana göğüsleri büyük olan gürcü kadını hiç denk gelmedi. Genetikten midir yoksa yavasın dan suyundan mı istisnasız tüm gürcü kadınların göğüsleri ufak olduğu dip notunu verdikten sonra biraz konuyu değiştirmek istiyorum.

Eğer Antalya’da yaşıyor ve eve hatun atabilecek konumda değilseniz üzülmeyin bu işler için genelde günlük kiralık daireler mevcut ayrıca 5000 üzerinde kayıtlı bir o kadar da kayıtlı olmayan otelle de mevcut ancak hepsi kaak et kesimi için oda tahsis etmiyor. Benim tercihim genelde günlük kiralık dairele oluyor hem rahat hem de ucuz denilebilecek kadar hesaplı 70 – 75 liraya evi tüm gün için kapatabiliyorsunuz. Ne kadar muhteşem değil mi ? Ben genelde kaçak et kesimi yapacağım günler ev kiralayarak en az 3 hatun çağırıyorum evi tam bir kerhane ortamına çeviriyorum. Tabiki gün sonunda pertim çıkmakla beraber 3 gün yataktan kalkamıyorum. Çapkınlık yapmakta zor bir zanaat sürekli dinç olmalısını performansınız yüksek olmalı yoksa eve hatunu atıp kuş kalksın diye dua eder duruma düşebilirsiniz.Eğer bu opsiyon sizin için uygun değilse diğer bir seçenek olan evi olan bayanları tercih etmenizi önerebilirim ama bunun en büyük sakıncası evi olan kızların eve ev olarak değilde dükkan olarak görmeleridir.Yani sizin anlayacağınız bir dille söylemek gerekirse esnaf gibi olmaları. Oldu bitti ver parayı ve şimdi gidebilirsin inanın hiç bir zevki yok evet ucuz ama çok kalitesiz bir ortam.

Yazımızın son bölümüne yaklaşırken bugün ki yazımızı nasıl bitirmem gerektiği ile ilgili derin düşüncelere dalmış durumdayım. Belki bu yazı spin üzerine spin yiyerek günlerce dijital ortamda paylaşılacak ve ben bundan habersiz olacağım. Her yazdığım yazı benim için çok önemli hatta bugüne kadar yazdığım saçma sapan yazılardan bir cilt kitap bile çıkabilir. Heralde böyle bir kitabı yayınlamaya kalksam adını kutsal erkek fahişe koyardım yada escort hunter. Yok yok aslında paralı askerlerin kara kutusu daha merak uyandıracak bir kitap ismi olurdu. Kalın sağlıcakla…

Antalya’da gece hayatı

Antalya şehrinine her yıl milyonlarca turist giriş çıkış yapmaktadır.Bunların bir kısmı iş için bir kısmı ise tatil için bu günahlar şehrine gelir. Tatil için gelenler aileleri ile birlikte gelmekte hovardalık yapmak isteyenler ise kaçamak tadında tek başına veya erkek erkeğe gelirler. Hovardalık yapmak isteyen beyler genelde konaklamakta oldukları otel içerisinde tek bayanları kovalayarak avcılık yapmayı severler bir kısmı ise olayın kolayına kaçarak web sitelerinden antalya escort çağırırlar. Hangi yöntemin daha mantıklı olduğu uzun tartışmalara konu olacak kadar önemli olmakla beraber kimileri içinde ne uğraşacağım çağırırım gelir en iyisi gecelik bin lira mantığını güdebilir. Tamamen tercih meselesi. Yabancı turistlerin haricinde yerli turistlerde düzenli olarak şehrimizi ziyaret ederler. Özellikle kapalı grup olarak gelenler karılarından bir kaç gün uzaklaşan tipler olup her biri ayrı ayrı kaçak et kesme düşüncesindedir. Bunu bilen bir çok bayan bu tarz grupların konakladığı otellerde rezervasyon yaparak müşteri avına çıkar. Bu noktada tabi avcılığı ile bilinen erkek av olmaktan kurtulamaz.

Yazımızın başında belirtmiş olduğum için şehrimizi gerek iş gerekse tatil amacı ile gelen bir çok insan var. Gelenlerin arasında öyle bir tür var ki dünyanın ilk mesleği olan işi icra etmek için gelirler. Bu türün adına biz kendi aramızda kadın icra edecekleri mesleğe de escortluk diyoruz. Evet genelde hangi ülkeden geldiklerini net bir şekilde söylemeseler de bu tür genel olarak Gürcistan sınırında giriş yaparlar ve Antalya’da kendilerini Rus Ukraynalı olarak tanıtırlar. Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekirse gerek ukraynalı bayanlar olsun gerekse rus bayanlar olsun bu milliyetin kadınları çok iyi sex yaparlar ama gürcüler’de mevzu bu şekilde değil. En baştan zaten sakso yapmayı sevmedikleri için sex’in temel yapı taşı olan oral sex’ten yoksun bir birliktelik tam anlamı ile birliktelik olmamakla beraber eşli mastürbasyon olarak adlandırılabilir. Ayrıca çok ilginçtir ki bana göğüsleri büyük olan gürcü kadını hiç denk gelmedi. Genetikten midir yoksa yavasın dan suyundan mı istisnasız tüm gürcü kadınların göğüsleri ufak olduğu dip notunu verdikten sonra biraz konuyu değiştirmek istiyorum.

Eğer Antalya’da yaşıyor ve eve hatun atabilecek konumda değilseniz üzülmeyin bu işler için genelde günlük kiralık daireler mevcut ayrıca 5000 üzerinde kayıtlı bir o kadar da kayıtlı olmayan otelle de mevcut ancak hepsi kaak et kesimi için oda tahsis etmiyor. Benim tercihim genelde günlük kiralık dairele oluyor hem rahat hem de ucuz denilebilecek kadar hesaplı 70 – 75 liraya evi tüm gün için kapatabiliyorsunuz. Ne kadar muhteşem değil mi ? Ben genelde kaçak et kesimi yapacağım günler ev kiralayarak en az 3 hatun çağırıyorum evi tam bir kerhane ortamına çeviriyorum. Tabiki gün sonunda pertim çıkmakla beraber 3 gün yataktan kalkamıyorum. Çapkınlık yapmakta zor bir zanaat sürekli dinç olmalısını performansınız yüksek olmalı yoksa eve hatunu atıp kuş kalksın diye dua eder duruma düşebilirsiniz.Eğer bu opsiyon sizin için uygun değilse diğer bir seçenek olan evi olan bayanları tercih etmenizi önerebilirim ama bunun en büyük sakıncası evi olan kızların eve ev olarak değilde dükkan olarak görmeleridir.Yani sizin anlayacağınız bir dille söylemek gerekirse esnaf gibi olmaları. Oldu bitti ver parayı ve şimdi gidebilirsin inanın hiç bir zevki yok evet ucuz ama çok kalitesiz bir ortam.

Yazımızın son bölümüne yaklaşırken bugün ki yazımızı nasıl bitirmem gerektiği ile ilgili derin düşüncelere dalmış durumdayım. Belki bu yazı spin üzerine spin yiyerek günlerce dijital ortamda paylaşılacak ve ben bundan habersiz olacağım. Her yazdığım yazı benim için çok önemli hatta bugüne kadar yazdığım saçma sapan yazılardan bir cilt kitap bile çıkabilir. Heralde böyle bir kitabı yayınlamaya kalksam adını kutsal erkek fahişe koyardım yada escort hunter. Yok yok aslında paralı askerlerin kara kutusu daha merak uyandıracak bir kitap ismi olurdu. Kalın sağlıcakla…

1 2 3 4 446