Manisa'da 'gaybubet evi'nde 2 FETÖ firarisi yakalandı

MANİSA

Manisa‘da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturmalar kapsamında örgütün “gaybubet evi” diye nitelendirdiği ikamette, aranan 2 kişi gözaltına alındı.

Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, Terörle Mücadele ile İstihbarat Şubesi ekiplerinin çalışmaları sonucunda, örgüt tarafından “gaybubet evi” olarak nitelendirilen bir adres tespit edildi.

Bu adrese düzenlenen operasyonda, daha önceki FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan ve firari oldukları belirlenen F.Ö. ve E.Ö. gözaltına alındı.

Zanlılar, Manisa Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Muhabir: Zekeriya Güneş

Manisa merkezli 9 ilde FETÖ operasyonu: 10 gözaltı

MANİSA

Manisa merkezli 9 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 10 kişi gözaltına alındı.

Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde FETÖ/PDY’ye yönelik “ışık evleri” soruşturması kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri tarafından Manisa, İzmir, İstanbul, Aydın, Bursa, Kocaeli, Tokat, Konya ve Denizli illerinde düzenlenen operasyonlarda 10 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüphelilerin öğrenci oldukları, aralarında “ByLock” kullanıcıları ve “mahrem yapı”nın üst düzey yöneticilerinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan hakkında yakalama kararı bulunan 1 kişinin ise Kuzey Irak’a kaçtığı bildirildi.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Muhabir: Haluk Satır

Sınırlarda ele geçirilen uyuşturucuda tarihi rekor

EDİRNE – Hakan Mehmet Şahin/Salih Baran 

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, gümrüklü sahalarda ve sınır kapılarında ele geçirilen uyuşturucu miktarında tarihi rekora imza atıldığını belirterek, “2017 yılı kasım itibarıyla ele geçirilen uyuşturucu miktarı 2016’nın aynı dönemine göre 11 kat artarak 2,3 tondan yaklaşık 26 tona yükselmiştir.” dedi.

Bakan Tüfenkci, AA muhabirine yaptığı açıklamada,Türkiye’nin 2023 hedeflerine uygun olarak bütün sınır kapılarını büyüterek yenilediklerini, teknik donanım bakımından da güçlendirdiklerini belirtti.

Dünyadaki en iyi uygulamaların Türkiye’de olması gerektiği anlayışıyla çalıştıklarını ifade eden Tüfenkci, Bakanlık olarak yaptıkları yatırım ve eğitimler sonunda bu yıl uyuşturucu ve kaçak yakalamalarında büyük başarılar elde ettiklerini vurguladı.

Gümrüklü sahalarda ve sınır kapılarında uyuşturucu yakalamalarında tarihi rekora imza attıklarını aktaran Tüfenkci, “Yakalama oranlarındaki artışın etkenlerinden birisi; son teknoloji cihazları kullanıyoruz. 2017 yılı kasım itibarıyla ele geçirilen uyuşturucu miktarı 2016’nın aynı dönemine göre 11 kat artarak 2,3 tondan yaklaşık 26 tona yükselmiştir.” diye konuştu.

“Dürüst ticaret erbabımızın rekabet gücü korunmuştur”

Sadece uyuşturucu değil, kaçakçılıkla mücadele konusunda da önemli başarılar elde edildiğini vurgulayan Tüfenkci, şöyle devam etti:

“2014 yılında yüzde 21 seviyelerine kadar çıkan kaçak sigara oranı, 2017 yılı itibarıyla yüzde 10 seviyelerine gerilemiştir. Bu yıl kasım itibarıyla ise 102 milyon toplam değerinde 11,5 milyon paket kaçak sigara yakalaması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 56 milyon TL değerinde elektronik eşya, 142 milyon lirayı aşan gıda maddesi ile 83 milyon lira değerinde tekstil eşyası yakalaması yapılmıştır. Böylece vergi kayıplarının önüne geçilerek, dürüst ticaret erbabımızın rekabet gücü korunmuştur.”

Bakan Tüfenkci, 22 Kasım 2017 itibarıyla gümrük muhafaza ekiplerince kaçakçılıkla mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda, toplamda 5 bin 302 olayda 2 milyar 168 milyon TL değerinde kaçakçılığın engellendiğini aktardı.

Bakanlık olarak kaçakçılıkla mücadele kapasitelerini arttırmak için var güçleriyle çalıştıklarını anlatan Tüfenkci, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Dedektör köpek sayımızı 131’e çıkardık. X-ray cihazlarını kara kapılarımızın tamamına, limanlarımızın ise önemli bir bölümüne yerleştirdik. Araç ve Konteyner Tarama Sistemi sayımız 59’a ulaştı. Yine tüm kapılarımızda ve birçok limanımızda yerli üretim Radyasyon İzleme Sistemlerini kullanıyoruz. Tren (X-Ray) Tarama Sistemleri ile demiryolu sınırlarımızda daha etkin bir gümrük ve kontrol mekanizması oluşturuyoruz. İlk olarak Van’da Kapıköy Sınır Kapısı’nda bu sistemi kurduk, şimdi Kapıkule Sınır Kapısı’na da kuruyoruz.” 

Asgari ücrette zam pazarlığı başlıyor

ANKARA – Özcan Yıldırım

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2018’de geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere yarın ilk toplantısını gerçekleştirecek.

Doğrudan 7 milyona yakın çalışanı ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri, yarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde başlayacak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun başkanlığında toplanacak komisyonda, işçi tarafını Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), işveren tarafını ise Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) temsil edecek.

Toplantıda, işçi ile işveren temsilcileri talep ve görüşlerini sunacak.

Türk-İş teklifini TÜİK’in rakamından sonra paylaşacak

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, konfederasyonlarının uzun yılardır Asgari Ücret Tespit Komisyonunda işçileri temsil ettiğini söyledi.

Atalay, “1983, 1984, 1993, 2008 ve 2012 yıllarında işçi, işveren ve hükümet, asgari ücret rakamında mutabık kaldı. Gönlümüzden geçen yeni asgari ücretin bu yıl oy birliğiyle belirlenmesi ama maalesef bu son 35 yılda sadece beş kere gerçekleşti.” dedi.

İşveren tarafından yapılan açıklamaların mutabakatın sağlanmayacağı yönünde olduğunu belirten Atalay, asgari ücretteki artış tekliflerini TÜİK’in bir işçi için belirleyeceği “asgari geçim tutarı”nın ardından kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi.

Yarın toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonunda Türk-İş’i temsil edecek heyeti belirlediklerini ifade eden Atalay, heyetin TEKSİF Sendikası Genel Başkanı Nazmi Irgat, Türkiye Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak, Çimse-İş Sendikası Genel Başkanı Zekeriye Nazlım, Tarım-İş Sendikası Genel Başkanı İlhami Polat ve Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanı Ömer Çağırıcı’dan oluştuğunu kaydetti.

Asgari ücret nasıl belirleniyor?

Asgari ücreti, yasa gereği beşer işçi, işveren ve devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Bu komisyonda, en fazla üyeye sahip konfederasyon olduğu için işçi tarafını Türk-İş temsil ederken, işveren tarafı adına masaya TİSK oturuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında gerçekleştirilen ilk toplantının ardından komisyon, işçi ve işverenin ev sahipliğinde de ayrı ayrı toplanıyor. Komisyon, son toplantısını yine bakanlıkta yapıyor.

Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp, oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın, çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.


Mevcut asgari ücret net bin 404 lira

Asgari ücret, halen bekar bir işçi için brüt bin 777 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde net bin 404 lira 6 kuruş olarak uygulanıyor. Apartman görevlileri için ise normal işçilerden farklı olarak gelir ve damga vergileri kesilmediğinden net bin 510 lira 87 kuruş olarak hesaplanıyor.

Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 2 bin 88 lira 56 kuruşu (işverene maliyet tutarında sosyal güvenlik primindeki yüzde 5 oranındaki indirim dikkate alınmış ve 100 lira/ay teşvik indirimi hariç) buluyor. Bunun bin 777 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 275 lira 51 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 35 lira 55 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor.

Bakanlık'tan 'dijital oyun' raporu

ANKARA – Merve Yıldızalp,Burcu Çalık

Dijital oyunlara yönelik ihmal ve istismara karşı bildirim ve müdahale mekanizmasının kurulması ile istismarcılara yönelik caydırıcı yasal düzenlemeler yapılması gerektiği bildirildi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca geçen ay düzenlenen “Dijital Oyunlar Çalıştayı ve Sempozyumu”nun çalıştay raporu yayımlandı.

Dijital oyunların çocuklar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri ile koruyucu-önleyici politikalar doğrultusunda aileleri bilinçlendirme faaliyetleri kapsamında neler yapılabileceğinin tartışıldığı sempozyumun çalıştay raporunda, dijital oyunların çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ile çocuklar ve aileler açısından taşıdığı riskler nedeniyle gündemdeki yerini koruduğu ifade edildi. 

Dijital oyunlar ve Türk aile yapısı

Çocuklar arasında popülerliği yüksek oyunların yabancı menşeli olduğu için Türk aile yapısına uygun bulunmadığı belirtilen raporda, bu durumun da ebeveynler ile çocuklar arasında çatışmaların artmasına ve dijital oyunların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin daha fazla görülmesine sebep olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, Türk kültürü ve manevi değerleri ile uyumlu “Niloya”, “Rafadan Tayfa”, “Keloğlan” gibi yerel karakterlerin yer aldığı içerikteki oyunların geliştirilebileceği önerisinde bulunuldu.

Dijital oyunlar üzerinden çocuk istismarı

Çevrimiçi oyunlar üzerinden yapılan konuşmalar anlık takip edilemediğinden koruyucu ve önleyici bir mekanizma geliştirmenin zorlu olduğu vurgulanan raporda, “Çocuğun karşısındaki aktörlerin kimlik bilgilerine ilişkin detaylı bilgiler mevcut olmadığından, çevrimiçi oyunlar çocuklar için istismar riskini artırmaktadır. Çevrimiçi oyunlar üzerinden cinsel istismar vakaları, gelen bildirimlerin yüzde doksanını oluşturmaktadır. İster oyun içeriğinden kaynaklı, ister oyunculardan kaynaklı dijital oyunlar üzerinden cinsel çocuk istismarı evrensel suç olarak kabul edilmektedir.” değerlendirmelerine yer verildi.

Ailelere “oyun bağımlılığını” azaltma önerileri

Çalıştayın sonuç raporunda çocuklarda dijital oyun bağımlılığını önlemeye yönelik aileler için çeşitli önerilere yer verildi. Çocukların oyun başında geçirdikleri vaktin ailelerince mutlaka kontrol edilerek kısıtlanması gerektiği aktarılan raporda, oyun seçimlerinin de ailelerce denetlenmesi gerektiği kaydedildi.

Çocukların oyun oynama sürelerini ve ihtiyaçlarını azaltmak amacıyla ailelerin çocukları ile kaliteli zaman geçirmesinin önemine işaret edilen raporda, şu değerlendirme yapıldı:

“Çocukların zaman ayırdığı ve enerjisini harcayabileceği faaliyetler çeşitli olmalıdır. Aileler çocukların farklı etkinliklere katılmasını ya da farklı sosyal ortamlara katılmasını destekleyebilir. Böylece çocukların oyun dışında zaman ayıracağı başka faaliyetler de olur. Aileler, çocukları ile iletişim halinde ve onlardaki değişimi gözlemleyebilecek yakınlıkta olmalıdır. Böylece çocuklarda görülebilecek oyun bağımlılığı belirtilerini önceden tespit edebilir ve çocukları ile bu konuda konuşabilir, bu da yeterli olmazsa bir uzmandan yardım alabilirler.”

“Dijital oyunlar platformu kurulmalıdır”

Türkiye’de dijital oyunlarla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttüğü koruyucu ve önleyici politikalara ilişkin değerlendirmelerin de yapıldığı raporda, aileleri ve çocukları bu konuda bilinçlendirmeye yönelik kamu spotları ve kısa filmler hazırlanabileceği, aile dostu dizi ve yapımların içeriğine de duyarlılık artırıcı eklemeler yapılabileceği ifade edildi. 

Dijital tehlikelere yönelik çocuklara farkındalık eğitimleri verilmesi ve bu eğitimlerin de yaş gruplarına uygun, çocukların tanıdığı kahramanların ağzından verilebilecek içerikte saha çalışmaları ile oluşturulması gerektiği aktarılan raporda, “Ailelerin çocuklarının oynadığı dijital oyunlar ve içerikleri hakkında bilgi edinebileceği, alanında uzman kişilerin ve diğer ailelerin de yer aldığı, filtreleme sisteminin bulunduğu ve ailelerin canlı olarak iletişim ve etkileşim kurabildiği bir ‘dijital oyunlar platformu’ kurulmalıdır.” önerisinde bulunuldu.

“Bilişim suçları ile mücadele konusunda ayrı bir kanun getirilmeli”

Dijital oyunlar platformu üzerinden pedofili ile mücadelede uluslararası uygulama örneklerinin incelenmesi ve koordineli çalışmalar yapılması gerektiği aktarılan raporda, şunlar kaydedildi:

“Dijital oyunlar üzerinden ihmal ve istismarın bildirim ve müdahale mekanizmasının olduğu bir sistem kurulmalı. Dijital dünyanın dinamik yapısı sebebiyle mevcut yasal düzenlemeler bilişim suçlarını da kapsayacak şekilde güncellenmeli ya da bilişim suçları ile mücadele konusunda ayrı bir kanun getirilmeli. İlgili kurum ve kuruluşlar tarafından, çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyen ve internet ortamında yayınlanan içeriklerin engellenebilmesi hususunda ve online cinsel istismar konusunda istismarcılara yönelik caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmalı.

FETÖ sanığı 'Ülkücü' görünümüyle örgüte hizmet etmiş

İZMİR – Ömer Süt

İzmir‘de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında yargılanmasının ardından 9 yıl hapis cezasına çarptırılan tutuklu sanığın, örgüt adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak kendini gizlemeye çalıştığı, ByLock mesaj içeriklerine yansıdı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle hakında dava açılan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mimarlık Fakültesi öğrencisi Ramazan Şahin‘in yargılamasının ardından İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince 9 yıl hapis cezası verildi.

FETÖ’nün gizli haberleşme programı “ByLock”u iki GSM hattına yüklediği ve yoğun bir şekilde kullandığı tespit edilen Şahin’in, ByLock’un istihbarat birimlerince deşifre olmasının ardından örgütün devreye aldığı Eagle programını örgüt mensuplarıyla iletişim kurmak için kullandığı belirtildi.

İki GSM hattından üç yılda ByLock’la yaklaşık 87 bin bağlantı kurduğu ortaya çıkan Şahin’in kendini gizlemek için eğitim gördüğü üniversitede Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının faaliyetlerine katıldığının ByLock yazışma içeriklerinde ortaya çıktı.

2016’nın ocak ayında örgütte “abi” olarak nitelendirilen bir mensuba ByLock üzerinden gönderdiği mesajda, “ülkücü öğrencilerin DEÜ Fen Edebiyat Fakültesinde toplantı yapacakları, kalabalık ve ilgi çekici bir toplantı olacağı” bilgisini veren Şahin, Ege Üniversitesi’nde 20 Şubat 2015’te öğrenciler arasında çıkan kavgada, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin İzmir Adliyesi’ndeki duruşmasına gidip ülkücü öğrencilerin arasına katılacağını belirtiyor.

FETÖ sanığı, ülkücüler arasına karışmış

Şahin’in, “Burada cevap almam gereken sorular var. Birincisi, teşkilata çağrıldığımda, hizmette olmam nedeniyle sıkıntı olur mu? Ülkücüler çünkü! Ocak ayında tansiyon yüksek olacak ve mahkemeye (Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin dava kastedilerek) gitmek zorunda kalacağım. Fotoğraf karelerinde olacağım.” ifadeleri yer alan mesaja benzer çok sayıda iletinin olduğu tespit edildi.

Yargılamanın yapıldığı İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasında ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını iddia eden Şahin, “Ülkücü bir gencim. İdolüm Alparslan Türkeş’tir. FETÖ gibi örgüte mensup değilim.” ifadelerini kullandı.

“Ülkücü görünümüyle örgüte hizmet”

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında, Şahin’in kendini kamufle etmek için ülkücü kimliğine büründüğüne dikkati çekerek, “ByLock yazışma içeriklerine göre, FETÖ/PDY adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak ülkücü görünümüyle örgüte hizmet etmesi dikkate alındığında, sanığın meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu göz önünde alınarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.” denildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY’nin Dokuz Eylül Üniversitesi yapılanmasına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Ekim 2016’da emniyet mensupları, üniversite öğrencisi şüpheli Ramazan Şahin’i gözaltına almıştı.

FETÖ'den parasını isteyen vatandaşa 'Silivri' tehdidi

TOKAT – Ekber Türkoğlu

Tokat‘ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında iş adamlarına yönelik hazırlanan iddianamede ifadesine yer verilen tanık, “Kiraladıkları binamı aldıkları şekline getirerek teslim etmelerini istedim. Konu uzayıp da tartışmaya dönünce Hasan Urhan, ‘Sen Silivri’de yatanları bilmiyor musun?’ diyerek beni tehdit etti. Bunun üzerine konuşmayı uzatmadan kestik.” ifadesinde bulundu.

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY’nin iş adamları yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 11 sanık hakkında 356 sayfalık iddianame hazırlandı.

Tutuklu sanıklar Kadir Yüksel, Mehmet Samur, Hasan Urhan, Osman Çakmak, Namık Murat Anaç, Hacı Murat Gürpınar, Fatih Kırcaer, Erhan Karaaslan ve Sadık Ekici ile tutuksuz yargılanan Salih T. ve Faruk S. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından dava açıldı.

İddianamede ifadesine yer verilen Ü.S, örgüttekilerin gariban çocukları barındıracaklarını belirterek kendisini binasını kiraya vermesi için ikna ettiklerini aktardı.

Bunun üzerine binayı 1 Ekim 2006’da yıllığı 25 bin liradan 10 yıllığına Selçuklu Özel Eğim Ticaret Sanayi AŞ’ye kiraladığını bildiren Ü.S, birkaç yıl önce de anahtarları ofisine bırakıp binayı terk ettiklerini anlatarak, şu bilgilere yer verdi:

“Kiraladıkları binaya verdikleri zararı tazmin için dava açtım. Hasan Urhan benimle irtibata geçerek zarar için 50 bin lira teklif etti ve davayı geri çekmemi istedi. Ben de binamı aldıkları şekline getirerek teslim etmelerini istedim. Konu uzayıp da tartışmaya dönünce Hasan Urhan, ‘Sen Silivri’de yatanları bilmiyor musun?’ diyerek beni tehdit etti. Bunun üzerine konuşmayı uzatmadan kestik. Daha sonra Hasan Urhan ile hiç görüşmedik. Şahıslardan şikayetçi olmuştum. Adli süreç devam etmektedir.” ifadesini kullandı.

Başka bir dava kapsamında yargılanan B.D. ise ifadesinde, gittiği toplantılara nadiren il imamı Abdulkadir Baş’ın da katıldığını, konuşmayı da bu kişinin yaptığını belirtti.

Toplantılarda dini sohbetler yapılıp “Herkul” internet sitesinden Fetullah Gülen’in videoların izlendiğini belirten B.D, Mart 2014 yerel seçimleri öncesi FEM Dershanesinde toplantı salonu şeklinde dizayn edilen yerde ismini Bünyamin olarak bildiği kişinin konuştuğunu kaydetti.

Bu toplantıda bulunanlardan bazılarını tanıdığını, bazılarını ise simaen hatırladığını, isimlerini bilmediğini anlatan B.D, “Toplantıda Bünyamin’in, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben hakaret içeren beyanları oldu. Bunun üzerine söz alarak, ‘Biz neden dini sohbetler yapmıyoruz da siyaset yapıyoruz.’ diyerek oradakilere, birkaç gün sonra R.A’ya söyledim. Kendisi bunun siyaset olmadığını belirterek, ‘Musa ile Firavun’un kavgası’ benzetmesi yaptı. Bunun üzerine artık sohbetlerde siyaset konuşulacaksa gelmeyeceğimi söyledim.” ifadelerine yer verdi.

5 bin 550 hakim ve savcı atanacak

TBMM – Coşkun Ergül

Adalet Bakanlığının 2018 yılı bütçe tasarı kitapçığına göre, Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri, 2017 yılı haziran ayı sonu itibarıyla yaptığı denetim ve incelemelerde tespit ettikleri 1 milyon 867 bin 697 lira zimmet niteliğinde harç, damga vergisi, cezaevi yapı pulu, KDV noksanlığını gereğinin yapılması için ilgili mercilere ihbarda bulundu.

Bütçe imkanları ölçüsünde, iş ve hizmetlerin gerçekleştirilebilmesi için mevcut adalet başmüfettiş ve adalet müfettiş kadrosunun arttırılması planlanıyor.

Yargı personeline hizmet içi eğitim semineri verilecek

Kitapçığa göre, 7 bin yardımcı yargı personeline kapasite ve verimliliklerinin artırılması, yeni mevzuat ve mesleki konularda bilgi, tecrübe sahibi olmaları amacıyla 2018 yılında 7’şer günlük hizmet içi eğitim semineri verilecek.

Adalet Bakanlığında; 15 bölge adliye mahkemesi, 592 adliye, 7 bölge idare mahkemesi, 42 idare mahkemesinden oluşan 656 mahkemenin harcama birimi, bakanlık bütçesi içerisinde yer alan “mahkemeler bütçesine” tahsis edilen ödenekten karşılanıyor.

656 mahkemede; 13 bin 327 hakim ve savcı, 62 bin 357 yardımcı yargı personeli olmak üzere toplam 75 bin 684 yargı çalışanı görev yapıyor.

Bu yıl sonuna kadar ve 2018 yılında, 5 bin 550 hakim ve savcı ile 10 bin yardımcı yargı personelinin atanması planlanıyor. Böylece toplam yargı personeli sayısı yüzde 20 oranında artırılarak 91 bin 234 olması hedefleniyor. 

Mahkemelerin hizmet alanı 6 milyon metrekare olacak

Mahkemelerin 2017 yılında 3 milyon 803 bin 816 metrekare olan hizmet alanının, yapımı devam eden adliye binalarının tamamlanmasıyla toplam 6 milyon metrekareye ulaşması planlanıyor. Ayrıca 15 yerde kurulan ve 9 tanesi faaliyete geçirilen bölge adliye mahkemelerinin tamamının gelecek yıl çalışmaya başlaması amaçlanıyor.

15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe kalkışması nedeniyle, anayasal suçlar ve terör suçları kapsamında soruşturma ve kovuşturmanın artması nedeniyle, bu tarihten bugüne kadar mevcut ağır ceza mahkemelerine ilaveten 72 ağır ceza mahkemesi kuruldu.

Okul servisinde unutulan Alperen'in ölüm nedeni belli oldu

İZMİR – ŞAFAK YEL

İzmir’de 3 yaşındaki Alperen Sakin‘in okul servis minibüsünde unutulması sonucu ölümünün ardından İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, Alperen’in ölümünün “yüksek sıcaklıkta kapalı ortamda kalmasına bağlı hipetermi (vücut ısısının aşırı yükselmesi) sonucu meydana geldiği” belirtildi.

Çiğli ilçesinde anaokulu servisinde unutulan Sakin’in ölümüne ilişkin İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan otopsi raporu, 9 Kasım’da Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyasına konuldu.

Raporda, kafanın sağ bölümünün deri altında kanama olduğu, beyin dokusunun hafif ödemli, kafa kemikleri ve iskeletin sağlam olduğu belirtildi.

Alperin’in, sırtında ve bacak arkasında ölüme bağlı morluklar, sağ diz kapağı ve sol bacağın ön yüzünde ekimoz (çürükler) tespit edildiği, dudakların açık kalan kısmında kuruluk saptandığı, akciğerinin hafif ödemli görünümde ve midesinin ise boş olduğunun tespit edildiği kaydedildi.

Ateşli silah, kesici delici alet yarası, elle iple boğma izine rastlanmadığı belirtilen raporda, çocuk istismarı ile ilgili bulgu olmadığı ifadesine yer verildi.

Raporda, çocuğun ölümünde etkili olabilecek travmatik bir bulguya rastlanmadığı, tetkik edilebilen hastalıklar yönünden ölümüne etki edebilecek veya kolaylaştıracak mevcut başkaca bir hastalık bulgusu tespit edilmediği, ölümün “yüksek sıcaklıkta kapalı ortamda kalmasına bağlı hipetermi (vücut ısısının aşırı yükselmesi) sonucu meydana gelmiş olduğu” bildirildi.

Serviste öldüğünü saklamışlar

Alperen’in kaldırıldığı hastane tarafından hazırlanan ve dava dosyasına giren adli raporu ise çocuğun hastaneye “öğle uykusuna yattığı ve 16.30’da uyanmadığı” iddiasıyla getirildiğini ortaya koydu.

Raporda 15 Ağustos’ta 17.20’de hastaneye getirilen çocuğun bilinci kapalı olduğu, solunum ve nabzının olmadığı ve ölü katılığının gelişmeye başladığı belirtilerek çocuğun duran kalbini çalıştırmak için 50 dakika kalp masajı (Kardiyopulmoner resusitasyon) uygulandığı ve yanıt alınamadığı kaydedildi.

Orman yangınlarıyla mücadelede yeni önlem

TBMM – ALPER ATALAY

Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, orman yangınlarının tespiti ve önlenmesi için mevcutlara ilave olarak 27 yangın havuzu ve göleti ile 15 yangın ilk müdahale ekip binası yapımı planlanıyor.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğünün 2018 yılı bütçe tasarı kitapçığında, hizmetler ve hedeflere yer verildi.

Bu kapsamda, orman yolları yapımı, orman kadastrosu, orman amenajmanı ve araştırma projesi çalışmaları yürütülecek.

Genel Müdürlük, silvikültür faaliyetleri kapsamında, 24 bin 400 hektar doğal gençleştirme, 284 bin hektar gençlik ve kültür bakımı, 177 bin hektar sıklık bakımı, 74 bin hektar koruya tahvil, 104 silvikültür planı, 61 bin hektar rehabilitasyon, 9 bin hektar yapay gençleştirme, 8 bin hektar yangına dayanıklı orman kurma, 73 bin hektar ilk aralama yapılması ve 400 köy tüzel kişiliğine koruma yaptırılmasını hedefliyor.

Orman yangınları ile böcek ve hastalıklarla mücadele konusunda ise Genel Müdürlük, orman yangınlarının tesbiti ve önlenmesi için mevcutlara ilave olarak 27 yangın havuzu ve gölet, 15 yangın ilk müdahale ekip binası yapımını hedefliyor. Böcek ve hastalıklarla mücadele amacıyla da 101 adet karınca transplantasyonu, 500 bin adet yırtıcı böcek üretimi gerçekleştirilecek.

Bütçe tasarısında, ormanlardaki böcek ve hastalıklarla mücadelede kimyasal mücadeleden kaçınıldığı, 2018 yılında da ağırlıklı olarak mekanik ve biyolojik mücadele yapılmaya devam edileceği belirtildi.

1 3 4 5 6 7 17