Eski korgeneral telefonuna KakaoTalk'u yüklediğini kabul etmedi

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü‘nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı’ndaki eylemlerle ilgili, sözde “yurtta sulh konseyi” üyelerinin de aralarında yer aldığı 221 kişinin yargılandığı “çatı” davasına sanık savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ile izleyiciler katıldı.

Eski Astsubay Turgay Perişan, 2011’den sonra Özel Kuvvetler Komutanlığında (ÖKK) görev yapmaya başladığını, 13 Temmuz 2016’da yapılması planlanan tatbikata katılmak ve sağlık raporu almak için Silopi’den Ankara’ya geldiğini beyan etti.

Olay günü, telefonla arayan Albay Murat Korkmaz’ın tatbikata katılması gerektiğini söylediğini anlatan sanık Perişan, emir doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na katıldığını, burada tatbikatın iptal olduğunun söylenerek emniyet maksadıyla Genelkurmay’a gittiklerini anlattı.

Genelkurmay’a giderken polis ekiplerinin kendilerine ateş ettiğini ve elinden yaralandığını iddia eden sanık Perişan, daha sonra neler olduğunu sorduğu polisin kendisine darbe girişimi olduğuna dair bir şey söylemediğini öne sürdü.

Genelkurmay’a dönerek revirde tedavi olduğunu anlatan sanık Perişan, sabah saatlerinde olağan dışı bir şeyler olduğunu anladığını, sivil elbiselerini giyerek kışla dışına çıkmasından sonra da polislerce gözaltına alındığını bildirdi.

Yaşananların darbe girişimi olduğunu anlamadığını iddia eden sanık Perişan, “15 Temmuz akşamı bize önce tatbikat daha sonra da ‘Genelkurmay’ı korumaya gidiyoruz’ dediklerinde bunu yadırgamadım. Devlet büyüklerinin saatler sonra darbe girişimi olduğunu anladığı olayları ben nasıl anlayabilirim? Olayların darbe girişimi olduğunu daha sonra tedavi gördüğüm hastanede öğrendim. Konusu suç teşkil eden herhangi bir emir almadım. Kimseye de ateş etmedim. FETÖ üyesi değilim.” savunmasını yaparak tahliye ve beraat talebinde bulundu.

FETÖ’nün iletişim programını yüklediğini inkar etti

Sanık eski Korgeneral Salih Ulusoy, 15 Temmuz 2016’dan önce Plan ve Prensipler Başkanı olduğunu beyan ederek savunmasına başladı.

Darbe girişiminden önce FETÖ ile mücadele kapsamında bir planlama yaptığını ileri süren Ulusoy, planlamanın kabul edilmemesi üzerine 12 Temmuz 2016’da istifa dilekçesi verdiğini, bu kapsamda da 13 Temmuz’da mesaiye sivil olarak geldiğini dile getirdi.

Olay akşamında bir sendika başkanı ile birlikte olduğunu aktaran Ulusoy, darbe girişimini öğrendikten sonra onunla birlikte hareket ettiğini, birkaç askeri birliğe giderek darbeyi engellemeye yönelik faaliyette bulunduğunu savundu.

Bu kapsamda çeşitli bürokratlar ve ÖKK Komutanı Zekai Aksakallı ile görüştüğünü belirten Ulusoy, iddianamede yer alan “Aksakallı’yı etkisiz hale getirmek için yerini öğrenmeye çalıştığı” suçlamasını kabul etmedi.

Ulusoy, telefonunda KakaoTalk iletişim programı tespit edildiğine ilişkin ise programı telefonuna kendisinin yüklemediğini, programla ilgili hazırlanan raporda da suç unsuruna rastlanılmadığının belirtildiğini söyledi.

Seçilmiş hükümeti devirmeye yönelik bir hareketinin ve isteğinin bulunmasının söz konusu olmadığını beyan eden Ulusoy, eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1. Daire başkanı İbrahim Okur’la görüşme yaptığına dair iddialar hakkında da “İbrahim Okur bir hakim albayın arkadaşıymış. Kara Havacılık Komutanlığında yemek yemeğe gelmiş benim Kara Havacılık Komutanı olduğum zaman. Ben kendisiyle karşılaşmadım, benimle değil bir albayla yemek yemişler. Ben kendisiyle görüşmedim.” ifadelerini kullandı.

Üzerine atılı “FETÖ üyeliği” suçlamasını kabul etmediğini kaydeden sanık Ulusoy, mahkeme heyetinden tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Muhabir: İsmet Karakaş

FETÖ'nün kirli oyunlarını ifşa etti

KIRKLARELİ

Kırklareli’de Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) “esnaf ve iş adamı” yapılanması kapsamında, 1’i firari 30’u tutuklu 49 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Halk Eğitim Merkezi’nde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, sözde “il imamı”, “il ağabeyi” ve “il ablası” olduğu iddia edilenlerin de arasında bulunduğu 30 tutuklu sanık getirildi.

Duruşmada savunma yapan kanun hükmünde kararname ile kapatılan örgüte ait bir kolejin yönetim kurulu başkanlığını yapan ve daha önce “itirafçı” olarak tutuksuz yargılanan sanıklardan H.A, örgüte ilişkin bilgiler verdi.

Amacının doğruları anlatmak olduğunu ifade eden H.A, “sergilenen tiyatro” içerisinde bulunmak istemediğini ve bulunanların da bu işten ciddi zarar göreceğini söyledi.

Örgüte ilişkin bildiği her şeyi anlatmak istediğini bildiren H.A, 1999 yılında askerliğinin bitmesinin ardından Kırklareli’nde bir restoran açtığını ve kimseyi tanımadığı için örgüt üyelerinden biriyle tanıştığını anlattı.

Tanıştığı kişinin zamanın Zaman gazetesi temsilcisi Sezgin Akarsu olduğunu öne süren H.A, bu kişi ile daha sonra sohbetlere katıldığını belirtti.

Sanık H.A, iş adamları ile aynı ortamda bulunmak ve dini sohbetler yapmanın kendisine cazip gelmeye başladığını dile getirerek, “Bir süre sohbetlere katıldıktan sonra onlara güven duydum, onlar da bana güven duydu. Daha sonra mütevelli denilen bir heyet oluşturuldu, beni de bu heyete dahil ettiler. İlerleyen zamanlarda ise güvendikleri insanlara ajitasyon ve manevi baskılar yaparak şirkete ortak olmalarını istediler. Bu şirkete ortak olurken ise ne para verdik ne de daha sonra para aldık.” diye konuştu.

Bir süre sonra kolej müdürlüğüne getirileceği söylendiğinde “Benim tahsilim buna yetmez.” dediğini iddia eden H.A, örgüt üyelerinin ise “Biz hallederiz, zaten sen görüntüsün, biz ağabeylerimize zarar vermeyiz.” diyerek genel müdürlüğüne getirildiğini belirtti.

“Sohbetler başta dini içerikliydi”

Sohbetlerin 17-25 Aralık sürecinden sonra başka bir boyut almaya başladığını aktaran H.A, sohbetlerde devleti kötüleyecek şeylerin söylenmeye başladığı bilgisini paylaştı.

H.A, kolejin öğretmeni olan örgütün “il imamı” A.T’nin toplantılarda, “Kendilerine eskisi gibi imkan tanınmadığını, arkadaşlarının işe alınmadığını” anlattığını dile getirdi.

Kendilerinin de söylenen her cümlenin etkisinde kaldıklarını itiraf eden H.A, “Dindar olarak gördüğümüz kişilerin bu kadar acımasız olacağını tahmin etmedim. Hakkımı onlara helal etmiyorum. Soframıza oturan kişiler bizleri buralara getirdi. En büyük zaafım dindi ve bizi bu işin içine soktular.” dedi.

“Örgütten çıkmak isteyenler tehdit edildi”

H.A, 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütle olan bağını koparmaya çalışanların tehdit edildiği bilgisini paylaştı.

Örgütün birçok kişinin manevi duygularını kullandığını anlatan H.A, örgütle bağını koparmak istediğini ilettiği “il imamı” A.T’nin bunun mümkün olamayacağını belirttiğini ifade etti.

Para vermek istememesi üzerine yine A.T’nin kendisine “Verene Allah daha çok verir, vermezsen senden eksilir.” diyerek tehdit ettiğini kaydeden H.A, şu an yaptığı her şeyden pişmanlık duyduğunu dile getirdi.

H.A, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklu bulunduğu cezaevinde “itirafçı” olacağını söylemesi üzerine kod adı “Sami” olan Salih adlı kişi tarafından itirafçı olmaması yönünde tehdit edildiğini belirtti.

İtirafçı olmaması için bu kişinin kendisine baskı yaptığını ifade eden H.A, tüm baskılara rağmen bildiği her şeyi anlattığını söyledi.

17-25 Aralık sürecinden sonra kolejin kapanmasını istediklerini ancak Amerika’daki terörist başının buna müsaade etmediğine dikkati çeken H.A, örgütün kirli yüzünü darbe girişiminden sonra tanıyabildiğini ifade etti. 17-25 Aralık’tan sonra örgüt sorumlularının kendisine aşırı derecede iyi davrandıklarını belirten H.A, “Kolejde yapılan toplantılara 3-4 avukat katılmaya başladı. Sohbetlerde bizi polise düşman etmeye çalıştılar. Bize hep ‘Evinizde arama yapılabilir, dikkat edin, polis evinize bir şeyler yerleştirmesin, telefonunuza program indirmesin.’ denirdi. ‘Örgütten çıkacağım.’ dediğimde ‘Gel seni polise götürelim o anlatsın.’ dediler ama şu an da o polis de tutuklu.” şeklinde konuştu.

Yurt dışı para transferleri

17-25 Aralık sürecinden sonra yurt dışı gezilerinin artmaya başladığını anlatan H.A, bu gezilerde yurt dışına para götürüldüğünü veya yurt dışından para alındığını söyledi.

Öğretmen olan A.T’nin yapıya yakın kişilerle yurt dışı gezileri düzenlediğini ifade eden H.A, bu gezilerde gidilen ülkelere, geziye katılanlara paylaştırılan paraların sokulduğunu bildirdi.

Para transferlerine ilişkin önemli bilgiler paylaşan H.A, “17-25 Aralık sürecinden sonra sık sık yurt dışı gezileri düzenlenir ve gezilerde kolejin öğretmeni bu gezilere katılanlara uçağa binmeden önce belirli miktarlarda paralar dağıtır ve yurt dışında bu paralar yeniden toplanırdı. Çünkü yurt dışına bir kişinin belirli bir miktar üzerinde para çıkarması yasakmış. Havaalanındaki görevliler bile beni Almancı zannederek bazen espri yaparak ‘Ne bu düğün mü yapacaksın.’ derlerdi. Biz nereden bilelim, bunların böyle olacağını.” dedi.

Dershanelerde ve öğrenci yurtlarında haftanın belirli günlerinde toplantılar yapıldığını ifade eden H.A, bu toplantılarda Fetullah Gülen’i temsilen tekli bir koltuk bulunduğunu, bu koltuğa da manevi olarak yüksek kişilerin oturtulduğunu anlattı.

Muhabir: Özgün Tiran, Ufuk Ertop

FETÖ'nün Hava Kuvvetleri yapılanması soruşturması: 20 şüpheli adliyede

ESKİŞEHİR

Eskişehir merkezli 12 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Hava Kuvvetleri yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 64 şüpheliden 20’si adliyeye gönderildi.

İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 30 Kasım’da gözaltına alınan 64 zanlıdan 20’sinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde haklarında yakalama kararı verilen, muvazzaf asker, sözde “mahrem imam” ve savaş pilotlarının da aralarında bulunduğu 66 şüpheliden 64’ü, Eskişehir, Amasya, Ankara, Batman, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Mersin’de düzenlenen eş zamanlı operasyonda yakalanmıştı.

Celal Kara ByLock'ta 'kahraman'

ANKARA – Kemal Karadağ

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu firari eski savcı Celal Kara’nın, örgüt üyeleri tarafından ByLock arkadaş listesine “Kahraman” kullanıcı adıyla eklendiği tespit edildi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, aralarında firarilerin de bulunduğu FETÖ üyesi eski hakim ve savcıların, örgütün şifreli haberleşme programı ByLock mesajlarının içeriklerine ulaşıldı.

ByLock aracılığıyla firari durumdaki eski savcılar Fikret Seçen ve Cihan Kansız, eski hakim Sedat Sami Haşıloğlu ile eylülde tutuklanan meslekten ihraç edilen hakim Kazım Kahyaoğlu’nun da aralarında bulunduğu örgüt mensuplarına 2015’te grup iletileri gönderildi.

“Dikkatli olun” talimatının verildiği örgüt mensubu eski hakim ve savcılara gönderilen iletiler arasında, “Bu davanın akıbetinden endişe etmeyin. Biraz daha sabredin.” mesajı yer aldı.

FETÖ’nün yargı yapılanmasını oluşturanlara, “Baharın heyecanı olmasaydı kış bütün eşcara ve nebatata ölüm olurdu.” iletisiyle de moral verilmeye çalışıldı.

Mesaj içeriklerinin yanı sıra kullanıcı bilgilerinin de ele alındığı çalışmaların ardından eski savcı Celal Kara’nın bazı örgüt mensuplarınca ByLock arkadaş listesine “Kahraman” kullanıcı adıyla eklendiği belirlendi.

Eski savcı Seçen ise “Halid” ve “Fikret Bey” isimleriyle arkadaş listelerine eklendi.

KKK personeline ilişkin darbe girişimi davasında ara karar

ANKARA

FETÖ‘nün darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki (KKK) eylemlere ilişkin 150 kişinin yargılandığı davada ara kararını açıklayan mahkeme, 10 sanığın tahliyesine karar verdi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıkların yanı sıra taraf avukatları katıldı.

Daha sonra söz verilen Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve TBMM avukatları, davaya katılma talebinde bulundu.

Duruşma savcısı da verdiği mütalaada katılma talebi bulunan avukatların talebinin kabulünü, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını istedi.

Sanık avukatlarının ve bazı sanıkların taleplere karşı beyanda bulunmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, TBMM, Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığının suçtan zarar görmeleri ihtimaline binaen davaya “katılan” sıfatıyla kabulüne karar verdi.

Mahkeme sanıklardan Fehmi Atuk, Altuğ Kayışoğlu, Ayhan Kaykaç, Ahmet Erdoğan, Ali Gürcan, Volkan Önal, Murat Kül, Mevlüt Özyurt, Mustafa Kundakçı ve Bahri Bayrak’ın da tahliyesine hükmetti.

Duruşma 19 Mart 2018’e ertelendi.

Muhabir: Ertuğrul Subaşı

Manisa'da 'gaybubet evi'nde 2 FETÖ firarisi yakalandı

MANİSA

Manisa‘da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturmalar kapsamında örgütün “gaybubet evi” diye nitelendirdiği ikamette, aranan 2 kişi gözaltına alındı.

Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, Terörle Mücadele ile İstihbarat Şubesi ekiplerinin çalışmaları sonucunda, örgüt tarafından “gaybubet evi” olarak nitelendirilen bir adres tespit edildi.

Bu adrese düzenlenen operasyonda, daha önceki FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan ve firari oldukları belirlenen F.Ö. ve E.Ö. gözaltına alındı.

Zanlılar, Manisa Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Muhabir: Zekeriya Güneş

Manisa merkezli 9 ilde FETÖ operasyonu: 10 gözaltı

MANİSA

Manisa merkezli 9 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 10 kişi gözaltına alındı.

Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde FETÖ/PDY’ye yönelik “ışık evleri” soruşturması kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri tarafından Manisa, İzmir, İstanbul, Aydın, Bursa, Kocaeli, Tokat, Konya ve Denizli illerinde düzenlenen operasyonlarda 10 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüphelilerin öğrenci oldukları, aralarında “ByLock” kullanıcıları ve “mahrem yapı”nın üst düzey yöneticilerinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan hakkında yakalama kararı bulunan 1 kişinin ise Kuzey Irak’a kaçtığı bildirildi.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Muhabir: Haluk Satır

OHAL komisyonu karar aşamasında

ANKARA – KEMAL KARADAĞ

Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilenler, bursu kesilen öğrenciler, rütbeleri alınan emekli güvenlik personeli ve kapatılan kurum ile kuruluşlara ilişkin başvurularda karar aşamasına geçti. Komisyon, 2 hafta içinde ilk kararını duyuracak.

OHAL Komisyonunda başvurular ön incelemeye alındı OHAL Komisyonuna başvuru sayısı 100 bini aştı AİHM’den Türkiye’ye ilişkin 25 bin başvuruya ret 

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Resmi Gazete’de yayımlanan 685 sayılı KHK ile kurulan ve 22 Mayıs’ta göreve başlayan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna, bugüne kadar 102 bin 432 başvuru yapıldı.

Bunlara ilave olarak komisyon kurulmadan önce yapılan eski başvurular, mahkemelerce gönderilen ile kurumlardan istenilen bilgi ve belgeleri içerenlerle birlikte yaklaşık 165 bin dosyanın tasnifi tamamlandı. Komisyon, diğer dosyaların da tasnifini sürdürüyor.

Kamudan ihraç edilenleri de kapsayan ve 27 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan 693 sayılı KHK ile yapılan işlemlerle ilgili komisyona müracaat için tanınan 60 günlük süre 23 Ekim’de sona erdi. Böylece şu ana kadar yayımlanan KHK’larla gerçekleştirilen işlemlere yönelik başvuru süreci tamamlandı.

Komisyon, müracaatçıların valilikler aracılığıyla gönderdiği başvuru formları, dilekçeleri ve diğer evrakı, barkodlu özel dosyalara aktardı. Söz konusu evrak, elektronik ortamda da muhafaza altına alındı.

Dosya incelemelerinin eksiksiz gerçekleştirilmesine imkan sağlayan yüksek güvenlikli özel bir yazılım sistemi oluşturuldu. Uzman personel tarafından tasniflendirme işlemi biten dosyalar, hakimler, müfettişler ve uzmanlardan oluşan raportörler tarafından ön incelemeye alındı.

Mahkemelere iade kararı

Öte yandan, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, iş akdi feshedilenlerin açtığı davalara ilişkin mahkemelerden görevsizlik kararı verilerek gönderilen dosyalarla ilgili çalışmasını tamamladı. Komisyon, bu dosyaları, KHK ile yapılan işlemleri içermedikleri gerekçesiyle mahkemelere iade etmeye başladı.

Bazı dosyalarda karar aşamasına gelen komisyon, ilk kararını 2 hafta içinde açıklayacak.

İki önemli ziyaret

Komisyona, 8 Eylül’de Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından ziyaret gerçekleştirildi. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi heyeti de 3 Kasım’da komisyonu ziyaret etti.

Bilgi işlem, evrak kayıt ve arşiv birimlerindeki çalışmaların anlatıldığı heyetlere, yapılan işlemler, elektronik başvuru ve otomasyon sistemi hakkında bilgi verildi.

Görüşmelerde Avrupalı temsilcilerin, komisyonun titizlikle yürüttüğü çalışmaların uluslararası standartlarda olduğunu, bundan memnuniyet duyduklarını dile getirdikleri öğrenildi.

AİHM 25 bin başvuruyu reddetmişti

Komisyonun kurulması ve başvuruların alınmaya başlanmasının ardından Anayasa Mahkemesi, KHK’lar ile doğrudan yapılan işlemler ve OHAL kapsamında gerçekleştirilen idari işlemler hakkındaki 70 bin 771 başvuruyu, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunu adres göstererek, başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştu.

AİHM‘in OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunu bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği ve ret kararı verdiği başvurunun ardından Türkiye aleyhine açılan dava sayısında da düşüş yaşanmıştı. AİHM, 25 bin başvuruyu, komisyonu adres göstererek reddetmişti.

Fransa OHAL bilançosunu açıkladı

PARİS

Fransa, 2015’te başkent Paris‘te düzenlenen terör saldırıları üzerine ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) uygulaması süresince alınan güvenlik önlemlerine dair bilançoyu açıkladı.

Fransa’da 719 gün süren OHAL kalktı 

İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, 23 ay süren OHAL süresince 4 bin 469 adrese baskın düzenlendiği, bu baskınlarda 78’i ağır olmak üzere 625 silahın ele geçirildiği bildirildi.

Açıklamada, OHAL sırasında 92 kişinin hayatına mal olan 5 terör saldırısının düzenlendiği, 13 saldırı girişiminin engellendiği ve 32 saldırı hazırlığının plan aşamasında önlendiği belirtildi.

Bakanlık, terörle mücadele uygulamaları çerçevesinde 754 kişi hakkında ev hapsi kararı alındığını, 19 ibadethanenin kapatıldığını ve bunların 11’inin hala kapalı olduğunu duyurdu.

OHAL süresince ülke genelinde 25 bin kişinin devlet güvenliği açısından tehdit oluşturduğu şüphesiyle fişlendiği ve izlendiği de kaydedildi.

İçişleri Bakanı Gerard Collomb’un, “gerek görülmesi halinde yeniden ilan edileceğini” açıkladığı OHAL uygulaması boyunca 75 alanın da güvenlik bölgesi veya koruma altına alınmış bölge ilan edildiği belirtildi.

Paris’te 130’dan fazla kişinin öldüğü saldırıların düzenlendiği 13 Kasım 2015 tarihinde ilan edilen OHAL’in içerdiği çok sayıda düzenlemenin, önceki gün yürürlüğe giren terörle mücadele yasasına eklenmesi ülkede “sürekli OHAL sürecine geçildiği” eleştirilerine neden olmuştu.

Muhabir: Ömer Aydın

Felç tedavisine örümcek zehri

ANKARA

Avustralya’da yürütülen bir araştırma örümcek zehrinin felç tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koydu.

Yerel medyada yer alan haberlere göre, Avustralyalı bilim insanları, örümcek zehrindeki bir proteinin, beyni felç sonrasında oluşabilecek hasardan koruyabileceğini saptadı.

Queensland ve Monash üniversitelerinden araştırmacılar, Avustralya’nın kuzeyinde yer alan Queensland eyaletine bağlı Fraser Adası’nda dünyanın en zehirli örümcekleri arasındaki 3 “huni yuvalı örümcek” yakaladı.

Zehirdeki protein felç sonrasında beyinde hasar oluşmasını önlüyor

Laboratuvar ortamında örümceklerin zehirlerini çıkaran araştırmacılar, pipet yardımıyla aldıkları zehirde bulunan Hi1a proteininin örneğini üretti.

Üretilen protein örneğini farelere enjekte eden araştırmacılar, proteinin, felç sonrasında beyinde hasar oluşmasının temel etkeni olan beyindeki asit algılayan iyon kanallarını tıkadığını belirledi.

Queensland Üniversitesi’nde görevli Glenn King, çalışmayla ilk kez felç sonrasında beyinde oluşan hasarı azaltmanın yolunu bulduklarını söyledi.

King, Hi1a’nın, felç nedeniyle beynin oksijensizlikten en çok etkilenen ve hızlı hücre ölümü nedeniyle genellikle tedavisinin zor olduğu bölgesini de koruduğunu ifade etti.

Araştırmanın sonuçları, merkezi Washington’da bulunan Ulusal Bilimler Akademisi (PNAS) dergisinde yayımlandı.

Muhabir:Büşra Selvi Öğütcen