Gaziantep'te yangın

GAZİANTEP

Gaziantep‘te bir evde çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü.

Merkez Şahinbey ilçesinde bulunan Akkent Mahallesi’ndeki bir binanın 5. katında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Bazı apartman sakinleri binayı saran dumandan etkilenmemek için çatıya çıktı.

İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yaklaşık bir saatlik çalışmanın ardından yangını kontrol altına aldı.

Yangın nedeniyle daire kullanılamaz hale gelirken, dumandan etkilenen bir kişi 112 Acil Servis ekiplerince hastaneye kaldırıldı.

Muhabir: Kerem Kocalar

FETÖ'cü subayların şifreli konuşmaları çözüldü

İZMİR – ÖMER SÜT

İzmir‘de Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) kripto yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınmasının ardından itirafçı olan bazı subaylar, “mahrem imamlarla” yapacakları gizli buluşmalar öncesinde ankesörlü telefon görüşmesinde kullanılan şifreli haberleşme yöntemleri hakkında bilgi verdi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ’nün TSK’daki kripto yapılanmasına yönelik soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında 29 Eylül’de düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 98 kişiden 73’ü tutuklandı. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak adli kontrol şartıyla serbest bırakılan bazı muvazzaf askerler ise itirafçı oldu.

İtirafçı subaylardan G.V, emniyetteki ifadesinde örgütle ortaokul yıllarında tanıştığını söyledi. Ortaokul son sınıfta kendisiyle ilgilenen örgüt abisinin “Askeri okula gitmek ister misin?” sorusuna olumlu cevap vermesiyle askeri okula gitme sürecinin başladığını belirten G.V, bu kararının ardından daha çok ders çalıştırıldığını ve kampa alındığını vurguladı.

Hafta içi ailesinin yanında, hafta sonunda ise örgüt evinde kaldığını, burada farklı testler çözdüğünü ve bu testlerin dışarıya çıkarılmasının yasak olduğunu anlatan G.V, örgüt üyelerinin telkiniyle askeri okula gitme istediğini arkadaş ve akrabalarından gizlediğini dile getirdi.

Ankesörlü telefondan çok kısa ve şifreli cümleler

Askeri okulu kazanmasının ardından FETÖ ile ilgili hiçbir şey konuşulmaması konusunda uyarıldığını, gizliliğe çok önem verildiğini aktaran G.V, “mahrem imam”ın kendisine “Kız arkadaşın varmış, senin kız arkadaşın olmayacak. Kızlardan uzak duracaksın, evleneceğin zamanda biz sana kimi diyorsak onunla evleneceksin.” dediğini aktardı.

Askeri okulda eğitim gördüğü yıllarda “mahrem abiler” ile cep telefonuyla iletişime geçemediklerini, ankesörlü telefonlardan çok kısa görüşme ve şifreli cümleler kurarak temasa geçtiklerini anlatan G.V, şöyle devam etti:

“Abiler, eve kendi aralarında ’emniyet’ derlerdi. Mesela beni eve çağırdıklarında ’emniyete gel’ diyorlardı. Bu evin kod adı ’emniyet’ti. Erkan kod, dışarıda bir mevki verirdi ve o mevkide göz teması ile buluşur, gittiği yere peşinden giderdim. ‘Neden böyle yapıyoruz?’ diye sorduğumda ‘Bizi yan yana kimse görmesin’ veya ‘Bir güvenlik kamerasına takılmayalım. İrtibatımızı kimse bilmemeli’ derdi. Telefonları da sadece ankesörlü telefondan arardı. Kendi telefon numarasını hiçbir zaman bana vermedi. Bunları da tedbir olarak yaptığını söylerdi.”

“Halı saha maçı var, hafta sonu gel” şifresi

İtirafçı subaylardan Ş.B, TSK’da görev yaptığı illerde FETÖ’nün mahrem hizmetler sınıfında farklı abilerle görüştüğünü, bu görüşmelerin örgütün gizlilik ilkesine göre gerçekleştiğini kaydetti.

Ş.B, “Benden sorumlu ‘Emre’ kod adlı mahrem imam, ankesörlü bir telefondan arayarak görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda ‘halı saha maçı var, hafta sonu gel’ veya ‘halı saha maçı iptal oldu’ gibi şifreli konuşmalar yapardı. Bu konuşmalarda kesinlikle isim geçmemesi ve ‘abi’ kelimesinin de kullanılmaması gerektiği söylenirdi.” beyanında bulundu.

Diğer itirafçı subaylardan U.K. ise kendileriyle ilginin ve fen bilgisi öğretmeni olarak tanıdığı “Talha’ kod adlı “mahrem imam”la şifreli görüşmeler yaptıklarını belirterek, “Bizi ankesörlü telefondan aradığında şifreli olarak konuşurdu. ‘Kanka, bu hafta sonu halı saha maçı var.’ veya ‘bu hafta sonu çay içelim’ tarzı cümlelerle bizimle buluşmak istediğini anlatmaya çalışırdı.” dedi.

'Eklem sağlığını korumak elinizde'

ANKARA – YEŞİM SERT KARAASLAN

Tezgah yükseklikleri, sandalye tercihi, oturuş pozisyonu ve ayağı tam kavrayan ayakkabıların kullanılması gibi tedbirler, yürüme, eğilip doğrulma ve cisimleri kavramada güçlüğe yol açan eklem rahatsızlıklarının ilerlemesini engelliyor.

Uzmanlar, dik duruşla boyun, bel, kalça ve diz eklemlerinin korunabileceğini belirtirken, diz ve kalçaya fazla yük binmemesi için yüksek sandalyelerin tercih edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, vücuttaki eklemleri ve çevresindeki yapıları etkileyen, hafif rahatsızlık hissiyle başlayabilen ve ciddi sakatlıklara neden olacak kadar ilerleyebilen eklem hastalığının “osteoartrit” olarak tanımlandığını söyledi.

İleri yaş, kadın olmak, kilo fazlalığı, eklem yaralanmasına yol açan kaza geçirmek, adalede güçsüzlük ve eklemlerde gevşekliğin hastalık oluşumunda önemli faktörler arasında yer aldığını ifade eden Kutsal, ailesel yatkınlık ya da bazı romatizmal hastalıkların da rol oynadığını vurguladı.

Osteoartritli eklemde sertlik, tutukluk veya katılık hissi ve ağrı yanında bazen de şişlik gibi bulguların ortaya çıktığını dile getiren Kutsal, hastaların genellikle eklemlerinden gelen sesten yakındıklarına dikkati çekti. Kutsal, herhangi bir eklemde gelişebilen osteoartritin, bazı eklemlerde tutulumunun daha çok olduğuna, boyun, omurga, omuz, bel, sırt, kuyruk sokumu, bacaklar, leğen kemiği ve ellerde sık görüldüğüne işaret etti.

Cisimleri kavramada zorluk hastalık habercisi

Hastalığa bağlı el parmakları ve parmak eklemlerinin de genişleyebildiğine dikkati çeken Kutsal, özellikle başparmak kökündeki eklemin osteoartritli kişinin eşyaları kavramada zorluk çekmesine neden olduğunu vurguladı.

Kutsal, diz ve diz eklemindeki tutulumun ise yürümede, merdiven inmede ve çıkmada zorluğa yol açtığının altını çizerek, “Diz eklemine bağlanan adalede zayıflama varsa eklem daha fazla yük taşıyacağı için hastalık ilerler. Ayak parmakları ayak baş parmağı tutulumu da yürümede ağrıya yol açar.” bilgisini verdi.

Doğru duruş pozisyonu eklemleri koruyor

Prof. Dr. Kutsal, fizik tedavi ya da enjeksiyon uygulamaları ve cerrahinin yanı sıra eklemleri koruyarak hastalığın ilerlemesinin önlenebileceğini ve ağrının azaltılabileceğini söyledi.

Özellikle duruş pozisyonunun doğru olması gerektiği uyarısında bulunan Kutsal, dik duruşla boyun, bel, kalça ve diz eklemlerinin korunabileceğinin altını çizdi. Kutsal, şu önerilerde bulundu:

“Tezgah yükseklikleri, öne eğilmeye gerek kalmayacak şekilde ayarlanmalı. Alçak sandalye oturup kalkarken diz ve kalçaya fazla yük binmesine neden olacağından, kolçaklı ve yüksek sandalye tercih edilmeli.

Ağırlıklar, yerden gövdeye yakın tutarak kaldırılarak, bel bölgesine fazla yük binmemesi sağlanmalı. Yerden herhangi bir şey alırken dizler bükerek eğilmeli. Ayakta uzun süre herhangi bir iş yapılacaksa, tek ayağın altına bir yükselti konularak destek alınmalı. Parmak eklemlerinin fazla zorlanmaması için cisimler sıkıca kavranmamalı, sapları kalın aletler tercih edilmeli.

Ellerin uzun süre kullanılması gerektiğinde sık sık ara verilmeli. Uzun yolculuklarda sık mola verilerek yürünmeli. Kalça ve diz gibi vücut ağırlığını taşıyan eklemlerde sorun olduğunda baston kullanılmalı. Tam oturan, koruyan ve ayağı kavrayan, altı kaymayan ayakkabılar seçilmeli.”

Yeterli uykunun da ağrıları azalttığına ve eklemleri dinlendirdiğine vurgu yapan Kutsal, kafeinli içecekler ile alkolden uzak durulması gerektiğini bildirdi.