Köy köy dolaşıp kız çocuklarını okullu yaptılar

MUŞ – Mehmet Can Alkaş 

Muş’un Korkut ilçesinde bir grup eğitimci, çeşitli nedenlerle okula devam edemeyen 22 kız çocuğunu, ailelerini de ikna ederek okullu yaptı.

Korkut Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Remzi Sayılgan ve 4 öğretmen, kız çocuklarının okullaşması için ilçeye bağlı köyleri dolaşarak, çeşitli nedenlerle eğitimlerini yarıda bırakan kız çocuklarını belirledi.

İlçede bir yıl içerisinde 27 köyde gönüllü olarak çalışma yapan Sayılgan ve 4 öğretmen, 22 kız çocuğunu eğitime kazandırdı.

“Kız çocuklarının eğitimi çok önemli”

Okul Müdürü Sayılgan, AA muhabirine, tek bir kız çocuğunun eğitimden mahrum kalmaması için yoğun çalışma içerisinde olduklarını söyledi.

Bölgede özellikle kız çocuklarının okutulmasının önemini anlatan Sayılgan, şöyle konuştu:

“Bu yıl 27 köyde yaptığımız çalışmalarda 22 kız öğrencimizi eğitim öğretime kazandırdık. Bu öğrencilerimizin çoğunun ikinci kademeyi bitirmiş olmasına rağmen, okula devam etmediğini belirledik ve onlarla temasa geçtik. Çeşitli nedenlerle eğitimleri yarıda kalan çocuklara ve ailelerine eğitimin önemini anlattık, onları ikna ettik. Öğrencilerimizi okula kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.”

Rehber öğretmen Ruken Oğuz Bilgin, kız çocuklarını okula kazandırdıkları için gururlu olduklarını dile getirerek, “Öğretmen arkadaşlarımızla farklı gruplar şeklinde farklı günlerde gidip ikna çalışması yürüttük, öğrencileri alıp getirdik. Onları eğitime kazandırdık, onlar burada olmaktan çok mutlular. Kız öğrencileri okula kazandırdığımız için gururluyuz.” diye konuştu.

“Tasarımcı olmayı hedefliyorum”

Gönüllü eğitimcilerin çalışması sonucu eğitimine kaldığı yerden devam eden öğrencilerden Yasemin Çakır, “Ailem okumama izin vermiyordu. Öğretmenlerim köyümüze geldiler ve ailemle görüştüler. Öğretmenlerimin yardımıyla okula başladım. Okumayı seviyorum, okuyup tasarımcı olmayı hedefliyorum.” dedi.

Okulda mutlu olduğuna değinen Hilal Çelikel de “Öğretmenlerim sayesinde buradayım kendilerine ve okul müdürüme çok teşekkür ediyorum. İleride hemşire olup ülkeme faydalı olmak istiyorum. Bunun için elimden gelen bütün gayreti göstereceğime inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Öğretmenleri sayesinde yeniden okullu olduğunu anlatan Zehra Yıldız ise “Okul okumak istemiyordum, öğretmenlerim köye geldi ve beni ikna etti. Şimdi okuldayım, okulumu ve öğretmenlerimi çok seviyorum. Hemşire olmak istiyorum.” şeklinde konuştu.

Bahar nezlesinde, işitme kayıpları artabiliyor

Bahar nezlesinde, işitme kayıpları artabiliyor

İSTANBUL

KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, yazılı açıklamasında, bahar nezlesinin sık şikayetleri arasında, burun tıkanıklığı, sık hapşırık ve burun kaşıntısı ile birlikte, göz yaşarması ve şeffaf burun akıntısını geldiğini belirtti.

Bu hastalarda astım ve nefes darlığının da görülebileceğini dile getiren Ulusoy, şöyle devam etti:

“Polen alerjisi olan çocuklarda, burun ve geniz tıkanıklığına bağlı östaki tüpü de tıkanarak, kulakta sıvı birikimlerine ve nihayetinde işitme kayıplarına neden olabilir. Bu biriken sıvı, yapışkan kıvamında olup, orta kulakta çökme sonucunda ileride kulak zarında delinme ve kalıcı işitme kayıpları yapabiliyor. Bu durumda, genellikle alerjinin tedavisi, sakız çiğneme ve basit egzersizler gerçekleşiyor. İlkbaharda eğer işitme kaybı çok hızlı ilerlemiyorsa, mümkünse kulak zarına tüp takmak tercih edilmez. Bunun nedeni, ılıman ve sıcak havalarda üst solunum yolları direncinin düşmesine bağlı orta kulak sıvı birikimleri genellikle iyileşme eğiliminde olduklarının yanında, yazın denize girip kulağına su kaçırma riskinden dolayıdır. Fakat bazen kulakta, ısrarlı bir şekilde sıvı birikimi oluyor ve egzersizle birlikte ilaç tedavisiyle işitme kaybı düzelmiyorsa, kulak zarına tüp takmak gerekli olabilmektedir.”

Bahar alerjisinde ilaç ve aşı tedavisi bulunuyor

Ulusoy, bahar alerjisi tanısının hastanın şikayetleri ve muayene bulgularıyla ortaya konulduğunu kaydederek, “Bahar allerjisinde, cilt veya kanda bakılan alerji testleri de tabloyu destekliyor. Tedavi olarak, bu çocuklara öncelikle alerjiye dönük burun spreyleri ve alerji şurup veya hapları yeterli olabilmektedir. Bunun bir alternatifi de, artık ülkemizde de ticari olarak satılabilen polen aşısı haplarıdır. Bunları henüz SGK kurumları ödemiyor ve 3-5 yıl süreyle kullanmak gerekiyor, ama uzun dönemde polene karşı bağışık kalmak için elimizdeki tek seçenektir.” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, söz konusu hastalığa karşı şu önerilerde bulundu:

“Polen zamanında dış ortamda, özellikle çim, çayır ve kavak ağacı gibi doğal ortamlardan uzak durmaya çalışın. Mecburen bu ortamlara gidecekseniz, gözlük ve maske kullanın. Her akşam duş alın. Tüm kıyafetlerinizi günlük değiştirin. Kıyafetlerinizi, yatak odanızda çıkarmayın. Bu dönemde, evinizin ve arabanızın camlarını kapalı tutun. Hem arabada, hem de ev ve iş ortamlarınızda, polen filtreli klimalar kullanın.”

Muhabir: Halil İbrahim Başer

Sabah hapşırmaları bahar alerjisine işaret

Sabah hapşırmaları bahar alerjisine işaret

EDİRNE – Gökhan Zobar 

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehtap Yazıcıoğlu, özellikle sabah uyanıldığında arka arkaya hapşırmanın bahar alerjisinin işareti olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Yazıcıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bahar aylarının gelmesiyle, ağaçların, otların yeşerdiğini ve polenlerin yayıldığını, bu duruma bağlı olarak bahar alerjilerinin yoğun şekilde görülmeye başlandığını belirtti.

“Bahar alerjileri genetik”

Bahar alerjilerine bağlı rahatsızlıkların genetik yatkınlığı olduğunu, genel olarak 5 yaşından itibaren görüldüğünü vurgulayan Yazıcıoğlu, alerjinin erişkin dönemlerde de etkisini gösterdiğini, hastalığın uzun süreli bir tedavi süreci olduğunu aktardı.

Alerjik vakalarda buruna ve göze ait şikayetlerle doktorlara başvurulduğuna işaret eden Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

“Alerjik vakalarda, hapşırmalar, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kaşıntı gibi yakınmalar oluyor. Özellikle hapşırmaların sabah kalkıldığında arka arkaya 15-20 kez tekrarlaması bizim için çok önemli bir ipucu. Tabii ki bunun dışında burun kaşıntısına bağlı burun ortasında bir çizgilenme oluyor. Devamlı bir ağız solunumu yapan hastaysa yaşadığı burun tıkanıklığından dolayı biz hemen tanıyı koyabiliyoruz. Bu durumlara yol açan burun içindeki iltihaplar. Tıkanıklığa ve hapşırmaya neden oluyor. Bahar alerjileri daha çok mevsime bağlı olarak ve polenlerle ortaya çıkıyor.”

“Burun tıkanıklığı uyku kalitesinin bozuyor”

Yazıcıoğlu, burun tıkanıklığı nedeniyle en başta günlük performansın düştüğünü söyledi.

Gece yaşanan burun tıkanıklığından dolayı uyku kalitesinin bozulduğunu ve bu durumun uykusuzluğa neden olduğunu dile getiren Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

“Uyku sorununa bağlı olarak hasta iş veya okul yaşamında konsantrasyon bozukluğu yaşıyor. Hastalık uzun süre tedavi gerektiriyor. Örneğin bahar nezlesiyse polen mevsiminden 1 ay öncesinde koruyucu ilaçlara başlamasını öneriyoruz. Antihistaminik ilaçlarımız var, buruna kullanılan steroid ilaçlarımız var. Hastanın bunları polen mevsimi boyunca kullanmasını öneriyoruz.”

Yazıcıoğlu, hastalığın tanısı için kan, deri ve burun salgısının incelenmesi gibi testler yaptıklarını belirterek, “Bahar alerjisine dair bulguları olan kişilerin mutlaka bir alerji uzmanına gitmesi gerek. Bu hastalıktan korunmak biraz zor çünkü mevsime ve polenlere bağlı olduğu için dış etkenler devreye giriyor. Ev içlerinde ise camları kapalı tutup, klima kullanılabilir, hava filtreleri değiştirilebilir. Tabii bu hastalığın önlenmesi için ilaçların düzenli kullanılması gerek.” diye konuştu.

'Bahar alerjisinin nedeni polen değil sahra tozları'

'Bahar alerjisinin nedeni polen değil sahra tozları'

ANKARA – Yıldız Nevin Gündoğmuş

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Cemal Saydam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yurdun özellikle bahar aylarında lodosla taşınan sahra tozlarına fazlasıyla maruz kaldığına dikkati çekti.

“Her lodos hadisesi olduğu zaman bilin ki sahra tozu da beraberinde geliyor.” uyarısında bulunan Saydam, bunu anlamanın yollarından birinin “gökyüzünün sisli, puslu görünmesi” olduğunu ifade etti.

O günlerde özellikle ev ve araba camlarında sarı tozların biriktiğine işaret eden Saydam, şöyle devam etti:

“Bu tozlar aslında doğanın bereketi. Yağmura rahmet sıfatı katan ögeler onlar. Bunlar rahmet sıfatı katarken, toplumda bazı kişileri de olumsuz etkiliyor. Lodos olduğu zaman ‘başım ağrıdı, migrenim tuttu, tansiyonum oynadı, böbrek taşlarım azdı’ gibi hadiseler, bu tozların etkilerine bağlı. Bizim bilimsel olarak gösterdiğimiz şu, tozlarla beraber bakteri ve mantarlar da geliyor. Bunlar, suyla temas ettiklerinde oksalik asit çıkarıyor. Kuru olarak biz bunları solusak da burnumuzda, yutağımızda, nefes borumuzda tutulsa da belli bir kısmı ciğerlerin iç kısmına kadar ulaşıyor o zaman suyla temas etmiş oluyor. Suyla temas eden bakteri, mantar orada canlanıyor.”

“Alerjinizin tuttuğu günlerde havada sahra tozu vardır”

Lodosta ağrı çekip, rahatsızlanan kişilerin, poyraz olan günlerde rahatladığına değinen Saydam, bunun da adını kendisinin verdiği “poyrazmatik” sistemi ile çözülebildiğini belirtti.

Saydam, “Poyrazmatik, basit bir akvaryum sistemi. Bir hava motoru ucunda bir hava taşı bağlı, bulunduğunuz odadaki havayı emip, o suyun içinden geçiriyor. Böylece büyük ölçekte lodostan poyraza geçişte ortaya çıkan temiz havayı odanızda yaparsınız. Bir daha bu ağrılardan, rahatsızlıkların hiçbirinden etkilenmezsiniz. ‘Akvaryum rahatlatıyor’ fikri de buradan geliyor. Suyun içerisine bol hava verdiğiniz zaman, ortamdaki havayı temizliyorsunuz.” diye konuştu.

Piyasaya çıkan su hazneli elektrik süpürgelerinin de poyrazmatik görevini üstlendiğine vurgulayan Saydam, şunları kaydetti:

“Bahar aylarında karşılaşılan alerji, migren, tansiyon oynamaları gibi bütün rahatsızlıkların bence yegane nedeni sahradan gelen tozlu günler. Polenler masum. Hiçbir etkisi olmadığını burada kesinlikle iddia edebilirim. Örneğin kavak ağaçlarının polenleri vardır havada ama o gün alerjiniz tutmaz. Kavakların polenleri çok büyüktür, ancak sahra tozları çok küçük olduğu için vücudunuza girebilirler. Bu yüzden alerjinizin tuttuğu günlerde mutlaka havada sahra tozu vardır. Bunu da poyrazmatik gibi çok basit bir yöntemle gidermek mümkün.”