Konya'da PKK/KCK operasyonu: 11 gözaltı

KONYA

Konya‘da terör örgütü PKK/KCK‘ya yönelik operasyonda 11 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, terör örgütüne yönelik il merkezindeki 17 adrese şafak vakti eş zamanlı operasyon düzenledi.

Aralarında kadınların da bulunduğu şüpheliler, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra emniyete götürüldü.

Adreslerinde bulunamayan 6 şüphelinin yakalanması için çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Bingöl'de terör operasyonu: 1 asker şehit

BİNGÖL

 Bingöl‘ün Adaklı ilçesi kırsalında PKK‘lı teröristlere yönelik operasyonda bir asker şehit oldu, bir asker yaralandı.

Maltepe Vadisi’nde operasyon düzenleyen güvenlik güçleriyle terör örgütü PKK mensupları arasında çatışma çıktı. 

Çatışmada 2 asker yaralandı. 

Helikopterle Elazığ’daki Fırat Üniversitesi Hastanesine kaldırılan yaralı askerlerden biri müdahaleye rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. 

Operasyon devam ediyor.

Terör saldırısında "ihmalli davranışa" 20 yıl hapis istemi

ADANA – NEŞET KARADAĞ 

Otoparka park edilen bomba yüklü aracın 24 Kasım 2016’da uzaktan kumandayla infilak ettirilmesiyle ilgili sürdürülen soruşturmada, aracın otoparka konulması sırasında güvenlik noktasında görevli tutuksuz yargılanan polis memurları C.O. ve İ.Ç. ile valilik çalışanı F.K. ile ilgili evrak ayrıldı.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı, patlayıcı yüklü aracın hiçbir şekilde kontrol edilmeden terör örgütü PKK üyesi kadın tarafından otoparka bırakılması, daha sonra da uzaktan kumandayla infilak ettirilmesinde kasta varan ağır ihmalleri bulunduğu iddiasıyla 2 polis memuru ile valilik görevlisi hakkında “ihmalli davranışla kasten adam öldürme” suçundan iddianame hazırladı.

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanıklar hakkında 20’şer yıl hapis cezası istendi.

Güvenlik kamerası yok

İddianamede, valilik otopark girişinde araçların kontrolü görevinin F.K’ya ait olduğu, sanığın olay tarihinde saat 07.50 ya da 07.55’te işe geldiği belirtildi.

Emniyet Müdürlüğünün görevlendirme belgelerine göre, 4 numaralı noktada çalışan polis memuru C.O’nun saat 19.00’dan olay günü saat 08.00, diğer polis memuru İ.Ç’nin ise olay tarihinde saat 08.00’den aynı gün 19.00’a kadar nöbetçi olduklarının, olay tarihinde saat 07.50’de de nöbet devri yaptıklarının tespit edildiği iddianamede yer aldı.

İddianamede, otopark girişinde güvenlik kamera sistemi olmadığı belirtilerek, bundan dolayı patlayıcı yüklü aracın hangi saat ve dakikada giriş yaptığının net görüntülenmediği bildirildi.

“Aracı kontrol etmemiş sulama yapmış”

Patlamanın saat 08.04 ya da 08.05 sıralarında meydana geldiği dikkate alındığında aracın, sanıkların orada bulundukları sırada otoparka giriş yaptığı hususunda tereddüt olmadığı vurgulanan iddianamede, şunlar kaydedildi:

“Uzun süreden bu yana otopark girişinde giren araçların kontrolünü yapmakla görevli F.K’nin görevlendirme belgesinde bu husus yazılı olmasına rağmen otoparka giren araçları kontrol etmediği, sulama işiyle meşgul olduğu belirlenmiştir. 4 numaralı çevre koruma noktasında görevli polislerin de terör saldırısı olma ihtimali yüksek olmasına ve bu durum daha önce kendilerine bildirilmesine rağmen bu tehdidi hiçe sayarak gerekli kontrolleri yapmakta ve tedbirleri almakta ağır ihmalde bulunmaktadır. Görevli polisler, verilen görev talimatlarında da terör saldırıları karşısında alınacak tedbirler hususunda bilgilendirilmiştir.”

İddianamede, sanıkların görevlerini tam ve eksiksiz yapmaları halinde patlayıcı yüklü aracın otoparka girişinin engelleneceğine işaret edilerek, “Şüphelilerin olayın meydana gelmesinde kasta varan kusurlarının olduğu, valilik 4 numaralı koruma noktası talimatının 4. maddesinde ‘nokta görevlileri korudukları yerlere her an saldırı olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, her şahıs ve araçtan şüphelenecek, buna göre daha dikkatli, duyarlı olacaktır.’ ibaresinin bulunduğu ve koruma noktasında bu uyarının yer aldığı belirlenmiştir.” ifadesi kullanıldı.

“Bariyer sabahları açık oluyordu”

İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından hazırlanan rapora da iddianamede yer verildi.

Raporda, Adana Valiliği otoparkında patlayıcı yüklü aracın infilak ettirilmesi suretiyle meydana gelen terör saldırısında kullanılan aracın, valilik personel açık otoparkına, personel ve araç kimlik kartı bulunmamasına rağmen girmesine izin verildiği, patlamada 2 kamu görevlisinin hayatını kaybetmesi, 33 kamu görevlisinin de yaralanmasına neden olunduğu anımsatıldı.

Adana İl Emniyet Müdürlüğünün, terör olayı öncesinde çeşitli tarihlerde, kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalara yönelik intihar eylemlerinin gerçekleştirileceği şeklinde istihbari bilgiler aldığı belirtilen raporda, bu bilgilerin hassas bölgeleri korumakla görevli personelle paylaşıldığı, şüpheli araç, paket, kişilere karşı içinde bulunulan günlerin hassasiyeti açısından daha dikkatli ve duyarlı olunmasının istendiği, denetim yapan amirlerden de muhtemel saldırılara karşı dikkatli olmaları istenilerek denetleme defterlerinde bu uyarıların yapıldığı anlatıldı.

Raporda, bilgisine başvurulan H.Ş, E.Ç, D.M, M.E.S, A.U, M.B, A.K, M.F. ve S.Ç’nin terör olayının olduğu gün personel otoparkına giriş sağlayan 4 numaralı nokta girişine ait demir kapı ve bariyerin açık olduğunu, sabah saatlerinde sürekli benzer durumun yaşandığını, görevlilerin bunu alışkanlık haline getirerek güvenlik açığı oluşturduğunu söyledikleri aktarıldı.

“Otopark girişi yol geçen hanı gibi kullanılıyor”

İddianamede, tutuksuz sanıkların savunmalarına da yer verildi.

Valilik otopark görevlisi F.K, iddianamede yer alan ifadesinde, her gün saat 07.55’te işe geldiğini, otoparka giriş yapan araçlardan görev kartı veya kimlik belgesi sorduğunu, bazen kendisine “Sen kimsin?” diye diklenenlerin olduğunu ileri sürdü.

Daha önce defalarca otopark girişine kamera sistemi ve kontrol cihazı konulmasını talep ettiklerini belirten F.K, “Ancak hiçbir gelişme olmadı. Yayalar da araçların girdiği yerden rahatça girebilmekte ve herhangi bir kimlik kontrolü yapılmamaktadır. Bu şahısların üzerinde silah ya da patlayıcı olup olmadığını tespite yarar bir cihaz da yoktur. Ben 21 yıldır otopark girişinde çalışırım. Görev yaptığım otopark girişinin tabiri caiz ise yol geçen hanı gibi kullanıldığını söyleyebilirim. Bu konuda gerekli hiçbir tedbir alınmamıştır.” şeklindeki iddialarını paylaştı.

F.K, görev yerine geldiğinde otoparkta birçok aracın park halinde bulunduğunu, saldırıda kullanılan aracın otoparkta olup olmadığına dikkat etmediğini vurguladı.

Temizliğe başladıktan 5 dakika sonra patlama olduğunu bildiren F.K, “Ben geldikten sonra kartlı olan 6 aracı içeri almıştım. Patlayan aracın otoparka ne zaman bırakıldığını bilmiyorum. Oradaki görevim bahçe kısmının bakımı ve temizliğini yapmaktır. Benim kalmam ve oturmam için ayrı bir yerim yoktur. Polislere ait kulübede zaman geçiririm. Bir araç girmek istediğinde ben bariyerin yanına gidip kontrolümü yapmaktayım. Olayda ihmalim yoktur.” ifadelerini kullandı.

“Valiliğe gelen şahısların kontrolü görevi bize ait değil”

Polis memuru İ.Ç. de çevre güvenliğiyle görevli olduğunu, bariyeri açmanın ise F.K’nin sorumluluğunda bulunduğunu savundu.

Kendilerinin, F.K’ya zorluk çıkaran kişi olursa yardımcı olduklarını belirten İ.Ç, şu bilgileri verdi:

“F.K. olmadığı zaman bariyeri açıp kapama görevi belgesi ya da giriş kartı kontrolü görevini biz yapıyoruz. Mesai saatlerinde otopark girişinden valiliğe gelen şahısların kontrolü görevi bize ait değildir. Olay günü ben sivil kıyafetlerimi değiştirip resmi kıyafetlerimi giyerken F.K. geldi. İçeriden kumanda cihazını alıp dışarı çıktı. Yolun tozlanmaması için hortumla sulamaya başladı. O sırada C.O. da görev yerinden ayrıldı. Bu zaman saat 07.55 olabilir. Çelik yeleğimi giymiştim, devir defterini çekmeceye koymak için hareket etmiştim o sırada patlama oldu. Patlama saat 08.04-08.05 de olmuş olabilir. Bulunduğumuz yer patlayan aracın bulunduğu yeri görmemektedir. Çünkü, otoparkta bu görüşü engelleyecek araçlar var. Yoğun bir araç trafiği vardı. Patlayan aracın o sırada mı girip girmediğini bilmiyorum.”

Diğer sanık polis memuru C.O. ise patlamadan önce görevini devrettiğine dikkati çekerek, savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“F.K. gelinceye kadar araçlara bariyer açma kapama ve giriş kartı kontrol işini biz yaparız. Patlayan araba benim görev yaptığım sırada otoparka giriş yapmadı. Ben nöbeti devrettikten sonra öğrendiğime göre saat 07.57’de otoparka giriş yapmış. Benim girişine izin verdiğim araçlar içerisinde patlayan araç yoktur.”

Adana'da PKK/KCK operasyonu: 5 gözaltı

ADANA 

Adana İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, terör örgütü PKK/KCK‘ya yönelik merkez Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde 11 adrese şafak vakti eş zamanlı operasyon düzenledi.

Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin de destek verdiği operasyonda 5 kişi gözaltına alındı.

Adreslerinde bulunamayan 5 şüphelinin ise arandığı öğrenildi.

Bingöl'de terör operasyonu: 1 şehit, 1 yaralı

BİNGÖL

Bingöl kırsalında PKK’lı teröristlere yönelik yürütülen operasyonda çıkan çatışmada 1 güvenlik korucusu şehit oldu, 1’i yaralandı.

Alınan bilgiye göre, merkeze bağlı Alıncık köyü kırsalında operasyon yürüten güvenlik güçleriyle terör örgütü PKK mensupları arasında çatışma çıktı.

Çatışmada 1 güvenlik korucusu şehit düştü, 1 güvenlik korucusu yaralandı.

Helikopterle Bingöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralı korucunun tedavisi sürüyor.

Bölgede başlatılan operasyon devam ediyor.

Siirt'te teröristlerce yola tuzaklanan patlayıcı infilak ettirildi

SİİRT

Siirt‘in Pervari ilçesinde askeri aracın geçişi sırasında terör örgütü PKK mensuplarınca yola tuzaklanan patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu zırhlı araçta hasar oluştu.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, Doğan Askeri Üs Bölgesi‘nde mayın araması için görevlendirilen piyade timini taşıyan kirpi tipi askeri zırhlı aracının geçişi sırasında, teröristler yola tuzakladığı el yapımı patlayıcıyı infilak ettirdi.

Saldırıda can kaybı ve yaralanma yaşanmazken araçta hafif hasar meydana geldi.

El yapımı patlayıcılar imha edildi

Doğan Jandarma Karakol Komutanlığı sorumluluk sahasında yapımı devam eden Van-Şırnak karayolundaki çalışmaların güvenliğinin sağlanması için Gezer Tepe mevkisinde görevlendirilen güvenlik korucusu timi uzaktan kumandalı pil düzenekli el yapımı patlayıcı tespit etti.

Patlayıcıyı imha etmek üzere bölgeye gelen uzman ekip, aynı yerde yaptığı taramada uzaktan kumandalı 2 el yapımı patlayıcı daha belirledi.

Patlayıcılar kontrollü bir şekilde imha edildi. Bölgede başlatılan geniş kapsamlı operasyon devam ediyor.

5 kişi gözaltında

Siirt’in Baykan ilçesinde terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonda 5 kişi gözaltına alındı.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince terör örgütü PKK mensupları ile örgüte yardım ve yataklık yapanlara yönelik operasyon düzenlendi.

Operasyonda örgüte yardım ve yataklık yaptıkları belirlenen 5 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlardan birinin, 7 Temmuz’da Baykan Kaymakamı Mehmet Kocabey’e yönelik suikast girişimi ile 24 Temmuz’da Çukurca Jandarma Karakol Komutanı Jandarma Astsubay Üst Çavuş Yakup Akdağ’ın şehit edilmesi olayına karışan terörist grubun içinde faaliyet gösterdiği değerlendiriliyor.

Şanlıurfa'da terör operasyonu: 10 gözaltı

ŞANLIURFA

Şanlıurfa’da sosyal medyadan terör örgütü PKK/KCK‘nın propagandasını yapan ve eylem hazırlığında oldukları değerlendirilen 10 şüpheli gözaltına alındı.

Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ve Siber Suçlar Şubesi ekipleri, kent merkezindeki bazı kişilerin sosyal medya hesaplarından terör örgütünün propagandasını yaptığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiklerini belirledi.

Ekiplerce tespit edilen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonda, eylem hazırlığında olduğu değerlendirilen 10 şüpheli gözaltına alındı.

Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, 3 tabanca, tabancaya dönüştürülmüş 3 kuru sıkı tabanca, 126 mermi, bomba yapımında kullanıldığı değerlendirilen demir bilyeler, terör örgütü FETÖ’ye ait sızıntı dergileri, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf, örgüt üyelerinin giydiği giysiler, çok sayıda dijital materyal ve örgütsel doküman ele geçirildi.

Ekiplerin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

Ardahan'da terör örgütü propagandasına 5 tutuklama

ARDAHAN

Ardahan’da terör örgütü PKK/KCK‘ya yönelik operasyonda gözaltına alınan 5 kişi tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, ihbar üzerine kent merkezindeki farklı adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi.

Operasyonda, terör örgütü PKK/KCK adına faaliyet yürüttükleri iddiasıyla 5 şüpheli gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlılar, Ardahan Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edildi.

Zanlılar, savcılıktaki ifadelerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece, “Terör örgütü propagandası yapmak” suçundan tutuklandı.

Terörün katlettiği oğluna hasreti dinmiyor

DİYARBAKIR – Ömer Yasin Ergin / Yusuf Batı

Diyarbakır‘ın Silvan ilçesinde PKK’lı teröristlerce önceki yıl katledilen 13 yaşındaki Fırat Sımpil‘in annesi Kadriye Sımpil‘in evlat acısı dinmiyor.

Silvan Barajı inşaatı yolu olarak da kullanılan Bağlar Mahallesi Büyük Çeşme Caddesi’nde, 30 Ağustos 2015’te sebze almak için evden çıktığı sırada teröristlerin yola tuzakladığı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu hayatını kaybeden küçük Fırat’ın annesinin yası sürüyor.

Evladını kendisinden ayıran hain saldırının izini hafızasından silemeyen acılı annenin oğluna duyduğu özlem her geçen gün katlanıyor.

“Oğlum paramparça olmuştu”

Anne Sımpil, oğluna hasret geçirdiği 2 yılı AA muhabirine Kürtçe anlattı.

Evde bulundukları sırada büyük bir patlama sesi duyduklarını, Fırat’ın dedesinin kendilerine, üzerinde yeşil tişört olan bir çocuğun patlamada hayatını kaybettiğini söylediğini belirtti.

Bunun üzerine olay yerine koştuğunu ve üzerindeki tişörtün renginden oğlunu teşhis ettiğini dile getiren Sımpil, “Eğer bilseydim oğlumun elinin yerde olduğunu, hemen onu yerden alırdım. Oğlum paramparça olmuştu. Evladımın ölümünden, gülemiyoruz. Bazen acımı unutmam için yakınlarım espri yapar ama benim hep içim yanıyor.” dedi.

“Saldırı sanki dün yaşanmış gibi hissediyorum, unutamıyorum”

“Fırat’tan bahsettiğimde bir küçüğü olan Ahmet bana onun cennete gittiğini söylüyor.” diyen Sımpil, saldırı sanki dün yaşanmış gibi hissettiğini, unutamadığını, evden her çıktığında patlamanın sürekli gözünde canlandığını kaydetti.

Sımpil, o günden sonra mahalleden uzaklaşmak istediğini ifade ederek, oğlunun katledildiği caddeden geçmekten büyük acı duyduğunu söyledi.

“Çorabını ve fotoğrafını sürekli çantamda taşıyorum”

Çocuklarına baktığında yitirdiği evladını hatırladığını aktaran Sımpil, yaşasaydı Fırat’ın bu sene 8’inci sınıfa gideceğini vurguladı.

Sımpil, “Fırat’ın bütün elbiselerini hayır için fakir ve yetim çocuklara dağıttım. Bir tek çorabı kalmıştı geriye. O çorabını ve fotoğrafını sürekli çantamda taşıyorum, kokluyorum, onlarla teselli olmaya çalışıyorum.” diye konuştu.

“Bu acıyı bize yaşatanlara Allah hakkımızı bırakmasın”

Sımpil, hislerini şöyle paylaştı:

“Bu acı içimden hiç çıkmıyor. Kapı çalındığında ‘Fırat şimdi içeri girecek’, çocuklar sokakta oyun oynarken, ‘Bu Fırat’ın sesi değil mi’, arkadaşlarını sokakta gördüğümde, ‘Fırat sağ olsaydı o da onlarla oynayacaktı’ diyorum. Bin yıl da geçse aradan ne kalbimden çıkar ne de unuturum oğlumu. İnşallah bundan sonra kimse bu acıyı yaşamaz. Bu acıyı bize yaşatanlara Allah hakkımızı bırakmasın. Allah devletin elini her daim uzun tutsun.”

SETA Fırat Kalkanı Harekatı'nın analizini yaptı

ANKARA – Enes Duran

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Fırat Kalkanı Harekatı‘nın 7 aylık fiili dönemini ve sonrasında gelişen olayları analiz eden “Fırat Kalkanı Harekatı: Harekatın İcrası, İstikrarın Tesisi ve Alınan Dersler” başlıklı rapor hazırladı

SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş, rapora ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl 24 Ağustos’da başlayan harekatı değerlendirdi.

15 Temmuz darbe girişiminden bir ay sonra gerçekleşen harekatın Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kapsamlı sınır ötesi askeri operasyonlarından birini temsil ettiğini ifade eden Yeşiltaş, harekatın gerek gelişim süreci gerekse ortaya çıkardığı sonuçlar bakımından Türkiye’nin teröre karşı bölgesel ölçekte yürüttüğü mücadelesinde önemli bir kırılmaya işaret ettiğini anlattı.

Yeşiltaş, hazırlanma aşamasına 2014 yılında başlanan harekatın birçok değişkenin bir araya gelmesiyle ve uygun konjonktürün oluşmasıyla gerçekleştiğini ifade etti.

Türkiye’nin özellikle DEAŞ tehdidi ortaya çıkmasıyla Suriye’ye yönelik bir müdahale yapmak istediğini ancak harekatın Rusya ile yaşanan uçak krizi nedeniyle geciktiğini belirten Yeşiltaş, DEAŞ ile birlikte PKK’nın da oluşturduğu güvenlik riskinin operasyonu zorunlu hale getirdiğine işaret etti.

Türkiye’nin harekata ilişkin öne sürdüğü askeri, siyasi ve stratejik düzeydeki gerekçelerin hukuki boyutta değerlendirilen gerekçelerden daha büyük bir öneme sahip olduğunu işaret eden Yeşiltaş, harekatla, Ankara’nın öncelikli hedefinin DEAŞ’ı sınır hattından temizlemek ve YPG/PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde doğu-batı hattını kontrol altına almasını engellemek olduğunu dile getirdi.

“Türkiye, Suriye’deki varlığını başta İran ve Rusya’ya gösterdi”

Yeşiltaş, Türkiye’nin bu harekatla Suriye’de de var olduğunu ve bölge için önemli bir aktör olduğunu başta İran ve Rusya’ya gösterirken aynı zamanda hem askeri hem de siyasi açıdan çok büyük tecrübe kazandığını söyledi.

Türkiye, sivil toplum örgütleriyle de koordineli çalışarak DEAŞ’tan temizlenen bölgelerde çok yönlü bir “inşa” süreci başlattığını kaydeden Yeşiltaş, şöyle konuştu:

“Türkiye açısından harekat sonrası ‘istikrarı sağlama’ çabaları en nihayetinde müşterek istikrar işlevlerinden oluşmaktadır. Bunlar en temelde güvenlik, insani yardım desteği, ekonomik istikrar, altyapı ve üst yapı hizmetleri, adli durum ve adaletin tesisi, gıda temini, barınma hizmetleri, sağlık yardımları ve eğitim hizmetleri gibi unsurlardan oluşmaktadır. Tüm bu yardımlar Türkiye’nin insani yardım konusunda profesyonel bir konuma evrildiğini göstermektedir.”

“Asıl tehdit, eğitim meselesi”

Türkiye’nin bu harekat ile birçok riskleri bertaraf ettiğini ancak bu durumun uzun vadeli olmayacağını da vurgulayan Yeşiltaş, şöyle devam etti:

“ABD’nin Rakka’da YPG ve PKK ile birlikte çalışması, verdiği askeri destek ve siyasi destek PKK’yı dönüştürüyor. Burada ABD’nin silah temini bir yere kadar önem arz ediyor ama asıl tehdit, eğitim meselesi. Yani ABD askerleri tarafından eğitilen bir PKK ordusuyla Türkiye yakın dönemde karşı karşıya kalabilir. Tabii bu riski bertaraf etmenin en önemli yollarından biri Fırat’ın batısındaki PKK varlığını ortadan kaldırmak.”

Söz konusu bölgede olası bir operasyon beklendiğini ancak bu harekatın boyutuyla ilgili tahmin yürütmenin kolay olmayacağını belirten Yeşiltaş, “Tel Rıfat bölgesine Türkiye müdahale edecek gibi gözüküyor. Menbic şu anda kalabilir. Türkiye, Tel Rıfat bölgesinden başlayıp sonra Afrin’in özellikle kuzey doğusu, doğu taraflarındaki sınır bölgelerini ve PKK’nın kontrol ettiği köyleri alarak Özgür Suriye Ordusu’nun o bölgeye yerleşmesini sağlayabilir. Bu bir müddet Türkiye’nin askeri olarak tavrını net bir biçimde ortaya koyar.” değerlendirmesinde bulundu.

SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş ile SETA Araştırmacısı Merve Seren ve Necdet Özçelik’in katkıda bulunduğu raporda, Fırat Kalkanı Harekat’ı her yönleriyle analiz ediliyor.

Raporun son kısımdaki “Harekattan Alınması Gereken Dersler ve Türkiye’nin Gelecek Yol Haritası” başlıklı bölüm, Türkiye’nin özellikle Kuzey Suriye bağlamında stratejik tercihlerine yönelik sınamaları ve alternatif seçenekleri dikkatlere sunuyor.

1 2 3 10