FETÖ sanığı 'Ülkücü' görünümüyle örgüte hizmet etmiş

İZMİR – Ömer Süt

İzmir‘de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında yargılanmasının ardından 9 yıl hapis cezasına çarptırılan tutuklu sanığın, örgüt adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak kendini gizlemeye çalıştığı, ByLock mesaj içeriklerine yansıdı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle hakında dava açılan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mimarlık Fakültesi öğrencisi Ramazan Şahin‘in yargılamasının ardından İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince 9 yıl hapis cezası verildi.

FETÖ’nün gizli haberleşme programı “ByLock”u iki GSM hattına yüklediği ve yoğun bir şekilde kullandığı tespit edilen Şahin’in, ByLock’un istihbarat birimlerince deşifre olmasının ardından örgütün devreye aldığı Eagle programını örgüt mensuplarıyla iletişim kurmak için kullandığı belirtildi.

İki GSM hattından üç yılda ByLock’la yaklaşık 87 bin bağlantı kurduğu ortaya çıkan Şahin’in kendini gizlemek için eğitim gördüğü üniversitede Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının faaliyetlerine katıldığının ByLock yazışma içeriklerinde ortaya çıktı.

2016’nın ocak ayında örgütte “abi” olarak nitelendirilen bir mensuba ByLock üzerinden gönderdiği mesajda, “ülkücü öğrencilerin DEÜ Fen Edebiyat Fakültesinde toplantı yapacakları, kalabalık ve ilgi çekici bir toplantı olacağı” bilgisini veren Şahin, Ege Üniversitesi’nde 20 Şubat 2015’te öğrenciler arasında çıkan kavgada, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin İzmir Adliyesi’ndeki duruşmasına gidip ülkücü öğrencilerin arasına katılacağını belirtiyor.

FETÖ sanığı, ülkücüler arasına karışmış

Şahin’in, “Burada cevap almam gereken sorular var. Birincisi, teşkilata çağrıldığımda, hizmette olmam nedeniyle sıkıntı olur mu? Ülkücüler çünkü! Ocak ayında tansiyon yüksek olacak ve mahkemeye (Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin dava kastedilerek) gitmek zorunda kalacağım. Fotoğraf karelerinde olacağım.” ifadeleri yer alan mesaja benzer çok sayıda iletinin olduğu tespit edildi.

Yargılamanın yapıldığı İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasında ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını iddia eden Şahin, “Ülkücü bir gencim. İdolüm Alparslan Türkeş’tir. FETÖ gibi örgüte mensup değilim.” ifadelerini kullandı.

“Ülkücü görünümüyle örgüte hizmet”

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında, Şahin’in kendini kamufle etmek için ülkücü kimliğine büründüğüne dikkati çekerek, “ByLock yazışma içeriklerine göre, FETÖ/PDY adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak ülkücü görünümüyle örgüte hizmet etmesi dikkate alındığında, sanığın meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu göz önünde alınarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.” denildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY’nin Dokuz Eylül Üniversitesi yapılanmasına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Ekim 2016’da emniyet mensupları, üniversite öğrencisi şüpheli Ramazan Şahin’i gözaltına almıştı.

Van'da yeni açılan fabrika 300 kişiye iş imkanı sağladı

VAN

Türkiye genelinde temsilciliği bulunan bir tekstil firması Van’da açtığı fabrikasında 300 kişiye iş imkanı sağladı.

İstanbul’da 2011’de kurulan Blue Tekstil Moda, Van’da kurduğu fabrikasını törenle açtı. 2 milyon maliyetle kurulduğu belirtilen fabrikada, 300 çalışanla günlük 20 bin giyim malzemesi üretilmesi hedefleniyor.

AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, açılış töreninde yaptığı konuşmada, artık Van’ın da kendine ait bir tekstil kenti olduğunu söyledi.

Kayatürk, “Tekstilkent’e gidenler, burada çalışan kardeşlerimizin nasıl harikalar yarattığını ve ‘Bu iş burada olmaz, tutmaz’ diyen herkesi nasıl utandırdığını görecekler. Şu anda Ankara’dan, İstanbul’dan buraya tecrübelerini taşıyanlar sadece Van Tekstilkent’e değil, il genelinde yaklaşık 3 bin insanı çalıştırıyorlar. Bu 3 yıl önce bir hayaldi.” diye konuştu.

Yatırımcıları Van’a davet eden Tuşba Belediye Başkanı Fevzi Özgökçe ise yerel yönetimler olarak, tekstil sektörünü kente kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarına değindi.

Tuşba Belediyesi olarak “TUŞMEK” isimli proje geliştirdiklerini ifade eden Özgökçe, “Bu projeyle özellikle bayanlara altın bilezik niteliğinde meslekler öğreteceğimizi söyledik. Bu istihdama yönelik meslek edindirme kurslarımız sürecek. Hazır olan kardeşlerimiz de bu ortamlarda iş bulacaktır. Buraya yönelik olan bu avantajları kullanacakları için tüm yatırımcıları Van’a davet ediyoruz.”

Blue Tekstil Moda Yönetim Kurulu Başkanı Vadullah Çiçek de firması hakkında yaptığı bilgilendirmenin ardından, tekstil sektörünün ülkenin lokomotif taşlarından biri olduğunu söyledi.

Tekstilin ülkeye sağladığı katma değerin yanı sıra özellikle istihdam konusunda önemli katkı sağladığının altını çizen Çiçek, “Güzide şehrimize gerek mesleki, gerekse ekonomik olarak birçok katkımızın olacağını düşünüyoruz. Doğup büyüdüğümüz bu güzel şehrimize, insanımıza bir vefa borcumuz vardı. Bizler de bu sebeple bu şehri tercih ettik. Şirketimiz olarak burada 300 kişiyi istihdam edeceğiz.” diye konuştu.

Fabrika, duanın ardından açıldı. Açılışa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş da katıldı.

Muhabir: Önder Altınal

Bahar nezlesinde, işitme kayıpları artabiliyor

İSTANBUL

KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, yazılı açıklamasında, bahar nezlesinin sık şikayetleri arasında, burun tıkanıklığı, sık hapşırık ve burun kaşıntısı ile birlikte, göz yaşarması ve şeffaf burun akıntısını geldiğini belirtti.

Bu hastalarda astım ve nefes darlığının da görülebileceğini dile getiren Ulusoy, şöyle devam etti:

“Polen alerjisi olan çocuklarda, burun ve geniz tıkanıklığına bağlı östaki tüpü de tıkanarak, kulakta sıvı birikimlerine ve nihayetinde işitme kayıplarına neden olabilir. Bu biriken sıvı, yapışkan kıvamında olup, orta kulakta çökme sonucunda ileride kulak zarında delinme ve kalıcı işitme kayıpları yapabiliyor. Bu durumda, genellikle alerjinin tedavisi, sakız çiğneme ve basit egzersizler gerçekleşiyor. İlkbaharda eğer işitme kaybı çok hızlı ilerlemiyorsa, mümkünse kulak zarına tüp takmak tercih edilmez. Bunun nedeni, ılıman ve sıcak havalarda üst solunum yolları direncinin düşmesine bağlı orta kulak sıvı birikimleri genellikle iyileşme eğiliminde olduklarının yanında, yazın denize girip kulağına su kaçırma riskinden dolayıdır. Fakat bazen kulakta, ısrarlı bir şekilde sıvı birikimi oluyor ve egzersizle birlikte ilaç tedavisiyle işitme kaybı düzelmiyorsa, kulak zarına tüp takmak gerekli olabilmektedir.”

Bahar alerjisinde ilaç ve aşı tedavisi bulunuyor

Ulusoy, bahar alerjisi tanısının hastanın şikayetleri ve muayene bulgularıyla ortaya konulduğunu kaydederek, “Bahar allerjisinde, cilt veya kanda bakılan alerji testleri de tabloyu destekliyor. Tedavi olarak, bu çocuklara öncelikle alerjiye dönük burun spreyleri ve alerji şurup veya hapları yeterli olabilmektedir. Bunun bir alternatifi de, artık ülkemizde de ticari olarak satılabilen polen aşısı haplarıdır. Bunları henüz SGK kurumları ödemiyor ve 3-5 yıl süreyle kullanmak gerekiyor, ama uzun dönemde polene karşı bağışık kalmak için elimizdeki tek seçenektir.” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, söz konusu hastalığa karşı şu önerilerde bulundu:

“Polen zamanında dış ortamda, özellikle çim, çayır ve kavak ağacı gibi doğal ortamlardan uzak durmaya çalışın. Mecburen bu ortamlara gidecekseniz, gözlük ve maske kullanın. Her akşam duş alın. Tüm kıyafetlerinizi günlük değiştirin. Kıyafetlerinizi, yatak odanızda çıkarmayın. Bu dönemde, evinizin ve arabanızın camlarını kapalı tutun. Hem arabada, hem de ev ve iş ortamlarınızda, polen filtreli klimalar kullanın.”

Muhabir: Halil İbrahim Başer

Sabah hapşırmaları bahar alerjisine işaret

EDİRNE – Gökhan Zobar 

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehtap Yazıcıoğlu, özellikle sabah uyanıldığında arka arkaya hapşırmanın bahar alerjisinin işareti olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Yazıcıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bahar aylarının gelmesiyle, ağaçların, otların yeşerdiğini ve polenlerin yayıldığını, bu duruma bağlı olarak bahar alerjilerinin yoğun şekilde görülmeye başlandığını belirtti.

“Bahar alerjileri genetik”

Bahar alerjilerine bağlı rahatsızlıkların genetik yatkınlığı olduğunu, genel olarak 5 yaşından itibaren görüldüğünü vurgulayan Yazıcıoğlu, alerjinin erişkin dönemlerde de etkisini gösterdiğini, hastalığın uzun süreli bir tedavi süreci olduğunu aktardı.

Alerjik vakalarda buruna ve göze ait şikayetlerle doktorlara başvurulduğuna işaret eden Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

“Alerjik vakalarda, hapşırmalar, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kaşıntı gibi yakınmalar oluyor. Özellikle hapşırmaların sabah kalkıldığında arka arkaya 15-20 kez tekrarlaması bizim için çok önemli bir ipucu. Tabii ki bunun dışında burun kaşıntısına bağlı burun ortasında bir çizgilenme oluyor. Devamlı bir ağız solunumu yapan hastaysa yaşadığı burun tıkanıklığından dolayı biz hemen tanıyı koyabiliyoruz. Bu durumlara yol açan burun içindeki iltihaplar. Tıkanıklığa ve hapşırmaya neden oluyor. Bahar alerjileri daha çok mevsime bağlı olarak ve polenlerle ortaya çıkıyor.”

“Burun tıkanıklığı uyku kalitesinin bozuyor”

Yazıcıoğlu, burun tıkanıklığı nedeniyle en başta günlük performansın düştüğünü söyledi.

Gece yaşanan burun tıkanıklığından dolayı uyku kalitesinin bozulduğunu ve bu durumun uykusuzluğa neden olduğunu dile getiren Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

“Uyku sorununa bağlı olarak hasta iş veya okul yaşamında konsantrasyon bozukluğu yaşıyor. Hastalık uzun süre tedavi gerektiriyor. Örneğin bahar nezlesiyse polen mevsiminden 1 ay öncesinde koruyucu ilaçlara başlamasını öneriyoruz. Antihistaminik ilaçlarımız var, buruna kullanılan steroid ilaçlarımız var. Hastanın bunları polen mevsimi boyunca kullanmasını öneriyoruz.”

Yazıcıoğlu, hastalığın tanısı için kan, deri ve burun salgısının incelenmesi gibi testler yaptıklarını belirterek, “Bahar alerjisine dair bulguları olan kişilerin mutlaka bir alerji uzmanına gitmesi gerek. Bu hastalıktan korunmak biraz zor çünkü mevsime ve polenlere bağlı olduğu için dış etkenler devreye giriyor. Ev içlerinde ise camları kapalı tutup, klima kullanılabilir, hava filtreleri değiştirilebilir. Tabii bu hastalığın önlenmesi için ilaçların düzenli kullanılması gerek.” diye konuştu.

'Bahar alerjisini soğuk algınlığı ile karıştırmayın'

BURSA

Bursa Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi İbrahim Ocak, bahar alerjisi ile soğuk algınlığının birbirine karıştırılmaması gerektiğini bildirdi.

Ocak, yaptığı yazılı açıklamada, burun akıntısı, hapşırma ve öksürük gibi bulguların bahar alerjisinden de kaynaklanabileceğini belirterek, bunlar soğuk algınlığının belirtileri ile yakın olduğu için iki rahatsızlığın birbirine karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.

“Alerjik rinit”in tüm yıl boyunca süren tipi bulunduğunu ve “Perenial rinit” olarak adlandırıldığını vurgulayan Ocak, şunları kaydetti:

“Burada alerji yapan etkene yönelik spesifik alerjenler de artabilir. Doktora başvuru ile bilinen bölgesel alerjenler için test yapılarak tanı konulur. Genelde ılımlı bir klinik seyir gösterir. Polen mevsimi geçince rahatlama olur. Bahar alerjisi tanısı koymak için en az iki mevsimin geçmesi gerekir. Aynı şikayetlerin aynı dönemlerde tekrarlaması gereklidir. Bu iki hastalığı ayırt etmenin tek yolu bekleyip görmektir. Soğuk algınlığı genellikle kısa sürede geçer, alerjik bulgular ise aylarca devam eder.”

Evleri öğleden sonra havalandırın

Prof. Dr. Ocak, bahar alerjisinin başlıca belirtilerinin sık nezle, burun akıntısı, peş peşe hapşırma, burun ve damak kaşıntısı, arada burun kanaması, gözlerde sulanma ve kaşıntı, sık öksürük ve nefes darlığı olduğunu aktararak, bu rahatsızlığa sahip çocukların kokulara aşırı hassas hale geldiklerini, burun tıkanıklığı nedeniyle rahat uyuyamadıklarından yorgun olduklarını, bunun da okuldaki başarılarını olumsuz etkileyebileceğini bildirdi.

Bahar alerjisinden korunmak için en önemli etkenlerden olan, polen mevsiminde ev havalandırmasının, havada yoğunluğun azaldığı öğle saatlerinden sonra yapılmasını tavsiye eden Ocak, şunları kaydetti:

“Dışarıya sabah saatlerinde çıkılmamalıdır. Özellikle rüzgarlı ve lodoslu havalarda mümkünse hiç dışarı çıkılmamalıdır. Güneş gözlüğü, eldiven ve maske kullanılabilir. Sokaktan eve dönüldüğünde kıyafetler değiştirilmeli ve yatak odasına sokulmamalıdır. Duş alınıp burun deliklerine kadar iyice temizlenmelidir. Gözlükler bol su ile yıkanmalı, ev ve araç camları kapalı tutulmalıdır. Araçlarda polen filtreli klima kullanılmalıdır. Mümkünse gezmek için deniz kenarları tercih edilmelidir. Parfüm, deodorant kullanılmamalıdır. Bahar alerjisi genetik geçiş gösterebilir. Ailede özellikle anne ve babada varsa çocuklarda da görülme ihtimali yükselir.”

Ocak, bahar alerjisi tanı ve tedavisi için ise mutlaka hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.

Bahar yorgunluğunun nedeni alerji

BURSA

Halk arasında “saman nezlesi” ya da “bahar alerjisi” olarak bilinen “alerjik rinit“in, polene karşı aşırı duyarlı kişilerde “burun akıntısı, öksürük, gözlerde yaşarma, kızarma ve kaşıntı” gibi belirtiler gösterdiği, bunun halsizlik ve isteksizliğe yol açan bahar yorgunluğunun da sebebi olduğu bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çocuk Alerji ve Astım Akademisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Nihat Sapan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mart ve nisan aylarından itibaren bitkilerden yayılarak havaya karışan polenlerin, alerjisi olan kişilerde çeşitli şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Nihat Sapan, “Polene karşı aşırı duyarlı ve hassas olan kişilerde özellikle bahar başlangıcında havada bulunan polen alerjenlerinin kişinin burnuna ve gözüne ulaşmasıyla burun akıntısı, öksürük, gözlerde yaşarma, burun tıkanıklığı, kızarma, kaşıntı gibi bulgular ortaya çıkıyor.” dedi. 

“Halsizliğe de neden oluyor”

Alerjinin kişide ‘bahar yorgunluğu’ denilen bir tablo ortaya çıkararak halsizlik ve isteksizliğe de sebep olduğunu belirten Sapan, “Bunun yanında bazı çocuklarda ve gençlerde astıma bile neden oluyor. Bu belirtiler polenlerin etkili olduğu 3-6 ay gibi uzun bir süre devam ediyor ve hastaların yaşam kalitesini düşürüyor.” bilgisini verdi.

Sapan, açıklamasında şunları kaydetti:

“Polen alerjisi olanlara önerimiz, fazla çayırlık ve ağaçlık bölgelerde piknik yapmamaları, ağaçlık bölgelerde pencerelerini fazla açık tutmamaları, evlerinin ve arabalarının havalandırmasını daha çok klima ile yapmaları ve polenlerin çok yoğun olduğu günlerde gerekirse maske takmalarıdır.”

Prof. Dr. Sapan, atmosferdeki polen yoğunluğunun, ekim ve kasım aylarına doğru azalarak kaybolduğunu ifade etti.

Muhabir: Batuhan Atik