Mahkeme Başkanından sanığa "provoke etme" uyarısı

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı belirlenen Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davaya sanık savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda görülen duruşmaya sanıklar, avukatları, müştekiler ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.

Duruşmaya Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli olan ve darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü’nde bulunduğu tespit edilen eski üsteğmen Raşit Öksüz‘ün savunmasıyla başlandı.

Öksüz, 15 Temmuz öncesinde Özel Kuvvetler Komutanlığı Destek Grup Komutanlığı Emniyet ve Muhafız Bölüğü’nde takım komutanı olarak görev yaptığını anlattı.

Darbe girişiminden birkaç saat önce eşiyle gezerken Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapan Serdar üsteğmenin kendisini aradığını ve gece tatbikat olacağını söylediğini öne süren Öksüz, “Serdar üsteğmen, ‘Tatbikat listesinde senin de ismin var.’ dedi. Ben de kendisine yarın nöbetim olduğunu, bu nedenle bana hiç kimsenin bir şey söylemediğini belirttim. Akşam 21.00 gibi Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na gitmem gerektiğini söyledi.” diye konuştu.

Öksüz, daha önce birçok tatbikata katıldığını, İç Hizmet Kanunu’na göre emirlerin sözlü de iletilebileceğini bildiğinden muhafız alayına gönderilmesini yadırgamadığını savundu.

Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na kendisine ait araçla gittiğini anlatan Öksüz, şunları söyledi:

“Gittiğimde alay bayağı kalabalıktı. Bizden önce gelenler silahlı, üniformalı ve teçhizatlıydı. Bu kişileri koordine eden bordo bereli, kısa boylu, gözlüklü bir albay vardı. Elinde akıllı telefonla sürekli birileriyle konuşuyordu. Daha sonra bana da hücum yeleği, silah, teçhizat ve bot verdiler, ben de bunları giydim. Ondan sonra hiçbir emir almadan kamelyada sabaha kadar bekledim.”

Sabah alaya iki helikopterin geldiğini ifade eden Öksüz, Akıncı Üssü’ne inene kadar Özel Kuvvetlere gittiklerini düşündüğünü öne sürdü. Sanık Öksüz, daha sonra helikopterdekilerden birinin, hava sahası kapalı olduğu için Akıncı Üssü’ne yönlendirildiklerini söylediğini iddia etti.

Sanık Öksüz’ün, savunmasına eski Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’ya yönelik suçlayıcı ifadelerle devam etmesi üzerine izleyiciler, “Dalga geçmeyin vatan hainleri. Vatansızlar.” diye tepki gösterdi. Sanık Öksüz de “Başkanım, savunma yapıyorum, bunları çıkartır mısınız?” ifadelerini kullandı.

İzleyicileri ikaz eden Mahkeme Başkanı Selfet Giray, sanık Öksüz’e, “Diğer kişiler hakkında suç duyurusu ve şikayette bulunabilirsiniz. Kendinle ilgili konuları, iddiaları anlat.” uyarısında bulundu.

Bu arada, diğer sanıkların izleyicilere bağırması üzerine Başkan Giray, “Eğer böyle devam ederseniz salonu boşaltır, sanıkların ifadesini tek tek alırım.” dedi.

Mahkeme Başkanı Giray, sanık Öksüz’ü, önceki ifadelerini tekrarlaması üzerine, “Özel Kuvvetler Komutanlığı davası devam ediyor, bizim davamızla ilgili bir boyutu yok. Esasa ilişkin savunmanı yap, provokasyon yapıyorsun şu an.” diyerek uyardı.

Eski Anayasa Mahkemesi üyeleri Altan ve Tercan hakkında fezleke

ANKARA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca eski Anayasa Mahkemesi üyeleri Alparslan Altan ve Erdal Tercan hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi oldukları suçlamasıyla ayrı ayrı hazırlanan fezlekeler, haklarında dava açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

‘Darbe teşebbüsü anayasal düzene en ağır saldırı’ Alparslan Altan ile Erdal Tercan ihraç edildi 

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Tamöz’ün hazırladığı fezlekelerde Altan ve Tercan’ın “FETÖ/PDY’nin yargı yapılanması içerisinde oldukları” ifade edildi.

Fezlekelerde, “FETÖ/PDY mensubu” olan, Anayasa Mahkemesi raportörlüğü de yapan eski yargı mensubu Recep Ünal’ın verdiği ifadede, “Anayasa Mahkemesi eski üyeleri Alparslan Altan ve Erdal Tercan’ın cemaat mensubu oldukları konusunda önceden bir bilgim yoktu. Bu üyelerle resmi görevim dışında cemaat mensubu olma çerçevesinde bir görüşmem olmadı. Ancak bu iki üyenin cemaat mensuplarının taraf olduğu bireysel başvuru dosyalarında hep muhalif olduklarını görünce cemaat mensubu olabilecekleri kanaatim kesinleşti. Ondan önce de cemaat mensupları arasındaki konuşmalarda bazı üyelerin cemaat mensubu olduğu kanaatini edinmiştim. Ancak kimler olduğunu bilmiyordum. Zamanla bu kararlardaki tavırları sebebiyle bu iki üyenin cemaat mensubu olabilecekleri kanaatim kesinleşti.” ifadelerini kullandığı belirtildi.

FETÖ/PDY’nin Anayasa Mahkemesindeki mensupları aracılığıyla kararlara ve bunların yazılımına etki ettiği anlatılan fezlekelerde, Recep Ünal’ın, “nasıl hareket edileceğini, örgütün Anayasa Mahkemesi abisi olan raportör Selami Er’in örgüt mensubu üyelere bildirdiğini, Er’in bu görüşmelerden önce Yüksek Mahkemesi ve yüksek yargı imamlarıyla irtibata geçtiğini bildiğini” beyan ettiği aktarıldı.

Gizli tanık “Defne”nin de Altan ve Ercan’ın “bu yapı” içinde olduğunu bilgisinin yer aldığı fezlekelerde, savcılığın, örgütün “sivil imamı”, “Tarık” kod adlı Ömer İnan’ın örgüt mensuplarının şifreli haberleşme programı ByLock yazışmalarının incelendiği, “sivil imam” İnan’ın, Yargıtay ve Danıştaydaki örgüt mensupları gibi Anayasa Mahkemesindeki örgüt mensuplarına da buradaki örgüt sorumlusu Selami Er aracılığıyla talimatlar verdiği vurgulandı.

Fezlekelerde, Altan’ın örgütteki kod isminin “Selahattin”, Tercan’ın kod isminin ise “Ertan” olduğu bildirildi.

“Cumhurbaşkanının yargılanması konusuna çalışın” talimatı

ByLock yazışmalarına göre, yüksek yargı sivil imamı İnan’ın, 13 Eylül 2015’te ByLock’tan, o dönemde Anayasa Mahkemesi raportörü olan örgüt yöneticisi Selami Er’e, “Cumhurbaşkanının yargılanması konusunda çalışılması gerektiğini, bu hususu örgüt mensubu olan ‘Bülent’ kodlu Anayasa Mahkemesi raportörü Bahadır Yalçınöz’e de bildirdiğini, bu hususta başka cezacıların da çalışacağını belirttiği” kaydedilen fezlekelerde, şu ifadeler kullanıldı:

“FETÖ/PDY’nin Türkiye’de mevcut Anayasal düzeni ortadan kaldırmak, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmak, görevini yapmasının engellemek, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak, görevini yapmasını engelleyerek hedeflerine ulaşma istekleri örgütün kuruluşundan itibaren var olduğu bilinmektedir. Örgüt mensuplarının 15 Temmuz 2016 tarihinde amaçlarını gerçekleştirmek için çok önceden hazırlıklar yaptıkları da bilinmektedir. Bu görüşmede de örgütün yüksek yargı yapılanmasından sorumlu sivil imam Ömer İnan’ın Cumhurbaşkanının yargılanması konusunda çalışılması için Anayasa Mahkemesinde görev yapan mensuplarına talimat verdiği görülmektedir.”

Altan’a örgütten “patates” hat

Fezlekelerde, FETÖ’nün talimatlarını yüksek yargı sivil imamlarına direkt olarak iletmedikleri belirtilerek, Altan ve Tercan ile irtibatın, örgütün Anayasa Mahkemesi abisi raportör Er aracılığıyla kurulduğuna dikkati çekildi.

ByLock yazışmalarında “sivil imam” Ömer İnan’ın Er aracılığıyla “Selahattin” kodlu Altan’a iletilmek üzere başkası adına tescilli telefon hattına (patates hat) ilişkin SIM kart gönderdiği bilgisinin paylaşıldığı fezlekede, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan araştırmada söz konusu hattın sadece internet veri aktarımı için kullanıldığı, hattın Altan’ın lojmanının bulunduğu yerden sinyal verdiği ve Altan’ın kullandığı telefon hattıyla aynı zaman aralıklarında aynı yerdeki baz istasyonundan sinyal verdiğinin tespit edildiği anlatıldı.

FETÖ üyeleri tarafından gönderildiği bildirilen telefon hattının Altan tarafından sadece internetten yapılan haberleşmede kullanıldığı belirtildi.

Muhabir: Barış Kılıç, Zafer Fatih Beyaz

FETÖ zanlıları Yunan adasına kaçmaya çalışırken yakalandı

MUĞLA 

Muğla‘nın Bodrum ilçesinde, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi oldukları iddiasıyla aranan 17 zanlı, Yunanistan’ın İstanköy Adası’na kaçmaya çalışırken yakalandı.

Sahil güvenlik ekiplerince Bodrum Karaada açıklarında durumundan şüphelenilen bir motor yata “dur” ihtarında bulunuldu.

Durdurulan yatta ekiplerce yapılan aramada organizatörlük yaptıkları iddia edilen 2 tekne kaptanı, 4 Suriye uyruklu ile 13’ü çocuk 30 Türk vatandaşı yakalandı.

Yunanistan’a kaçmaya çalışan 17 Türk vatandaşının, Ankara ve İzmir’de yaşayan emniyet, milli eğitim, TSK, TİB gibi farklı kurumlardan ihraç edilen ve arama kaydı bulunan FETÖ üyeleri olduğu belirtildi.

Türk uyruklu 2 organizatör ile Bodrum Limanı’na getirilen zanlılar polis ekiplerine teslim edildi.

Zanlıların Yunanistan’ın İstanköy Adası’na gitmek için kullandığı motor yata el konuldu.

Muhabir: Durmuş Genç, Ali Ballı

Adalet Bakanı Gül'den Büyükada davası açıklaması

ANKARA

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Büyükada’daki toplantıya ilişkin davadaki tahliyelere ilişkin, “Öyle bir iddianın gerçeklikle hiçbir alakası bulunmamaktadır. Türk yargısı bağımsız ve tarafsızdır. ‘Şu şekilde oldu, bu şekilde oldu, tahliyeler böyle gerçekleşti’ diye iddiaların kabulü asla mümkün değildir, doğru değildir. Türk yargısı dosya kapsamındaki delillere göre karar verir. Türkiye hukuk devletidir. Hakimlerimiz de bağımsız, tarafsız bir şekilde vicdani kanaatlerine, dosyadaki durumlara göre karar verirler. Türk yargısının hukuk çerçevesinde vermiş olduğu bir karardır.” dedi.

Muhabir: Yıldız Nevin Gündoğmuş

'Almanya 15 Temmuz'da demokrasiye destek olmadı'

KOCAELİ

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal İnat, “Aslında Almanya 15 Temmuz’da açık bir darbe girişimi olduğunu görmesine rağmen Türkiye’de demokrasiye destek olmadı” dedi.

Anadolu Ajansı’nın global iletişim ortağı olduğu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nce The Green Park Kartepe Otel’de düzenlenen Kartepe Zirvesi, devam ediyor.

Prof. Dr. İnat, moderatörlüğünü de üstlendiği “15 Temmuz: Küresel Etkiler” konulu oturumda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin NATO müttefiki olan Almanya’nın, 15 Temmuz darbe girişimi öncesi, sırası ve sonrasında müttefik gibi davranmadığını söyledi.

İnat, Almanya’nın AB üyeliği çerçevesinde, Türkiye’ye demokrasi konusunda baskı yapan ülkelerden biri olduğunu ancak teröre karşı gerekli dayanışmayı göstermediğini dile getirdi.

15 Temmuz’un açık bir darbe girişimi ve Türkiye’de demokrasiye yönelik bir saldırı olduğunu anlatan İnat, şöyle konuştu:

“Almanya, diğer Batılı ülkeler gibi aslında Türkiye’de ne olup bittiğini net bir şekilde görüyordu. Aslında bunun açık bir darbe girişimi olduğunu görmesine rağmen Türkiye’de demokrasiye destek olmadı. Teröre karşı dayanışma göstermedi. 15 Temmuz aynı zamanda terörist saldırıydı. ABD’nin 11 Eylül’üne benzer bir saldırıydı. Çok sayıda insanımız şehit oldu, binlerce insanımız yaralandı. 11 Eylül’den çok daha ağır bir saldırıydı aslında. Almanya Türkiye’nin güvenliğine ve demokrasisine destek verir bir tutum içerisinde olmadı.”

Darbe sonrasında Almanya’dan FETÖ’ye sahip çıkılabilecek açıklamalar da yapıldığını dile getiren İnat, “15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye’yi yeniden yörüngeye sokma konusunda önemli bir adım atmış olacaklardı. Kanaatimce Almanya 15 Temmuz darbe girişimine destek veren bir tutum içerisinde oldu. Darbe girişimi öncesindeki, sırasındaki ve sonrasındaki tutumlarıyla.” ifadelerini kullandı.

SAÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nebi Miş de gelişmişlik düzeyine bakıldığında, Türkiye denginde olabilecek ülkelerde darbelerin 1980’lerde sonlandığını aktararak, “FETÖ’nün 2010’dan itibaren aslında Türkiye’de bir darbenin mümkünlük şartlarını oluşturmak için uluslararası çevreleri kullanarak, iktidar partisine yönelik çeşitli muhalefet odaklarını örgütlemeye çalışarak, bir ortam oluşturmaya çalıştığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“İran darbeyi kınamakta ve karşı çıkmakta tereddüt yaşamadı”

SAÜ Öğretim Görevlisi Mustafa Caner ise 15 Temmuz darbe teşebbüsünde İran’ın Türkiye’nin müttefiki olan birçok ülkeden daha önce tepki gösterdiğini belirterek, “İran darbeyi kınamakta ve karşı çıkmakta tereddüt yaşamadı.” dedi.

Caner, İran’ın Türkiye’deki istikrarsızlığın ve ulusal güvensizliğin kendisini de etkileyeceğini düşündüğünü anlatarak, “Türkiye’nin ulusal güvenliği ile İran’ın ulusal güvenliği aslında birbirine bağlı diyebiliriz. Elbette Türkiye ve İran birbirine iki rakip ülke. Çatışmaya dönüşmeyen gerginlik içerisinde iki ülke. Sürekli rekabet halindeler ama bunun sınırları olduğunu düşünüyorum. İran meseleye rasyonel yaklaştı.” diye konuştu.

Muhabir: Kadir Yıldız

Antalya Escort Oryantal Yasmin

Merhaba oryantal kadın seven beyler. Ben deli dolu kıvrak bir bayan olarak Antalya’yı sallamaya geliyorum. Sizinle istekli bir şekilde sevişirken bir yandan da sizinle deli dolu anlara şahit olmak istiyorum. Ben görüşmeleri kendi evimde yapmaktayım ama düğün salonlarında genellikle dansöz olarak çıktığım için anca hafta sonları zamanım oluyor o da akşamları… 32 yaşında olmama rağmen hala ruhumun genç olduğunu gören beyler gayet iyi bir şekilde benimle arkadaşta kalmak istiyorlar, cinsel ilişkiyi de genç ruhlu bir kadınla yaşamak istiyorlar. Her yönden yanlarımda durmalarımı istiyorlar. Böylesine işte sevecen ruhu olan antalya escort Oryantal Yasmin bir bayanım. Ve aynı zamanda psikolojik destek veren bir bayanım da…

antalya escort olarak Yatakta ise adeta vahşi, hırslı ve tuttuğunu koparan bir kadınım. Her erkekle özel olarak cinsel ilişkiye girdikten sonra onları duşa sokar üstüne bir güzel köpüklü duş aldırdıktan hemen sonra birde duşun altında sevişirim böylelikle iki taraflı rahatlama yaşatırım karşımdaki erkeğime. Hadi bakalım benim gibi bir bayana hemen ulaşmak için ne duruyorsunuz direk arayın ve ilk başta evime davet edip yemek eşliğinde arkadaşça konuşmalar yaparken bir yandan da yatağa geçmeden duş altında sevişip size kucak dansları ve evime özel olarak yaptırdığım direk dansı diktirerek saatlerce dans eşliğinde sizi boşaltayım. Her türlü cinsel deneyimi yaşayacağımız için çok mutluyum ve istekliyim açıkçası sevgili beyler.

Atakum Belediyesine operasyon iddiası yalanlandı

SAMSUN

Samsun Valiliği, “AKP’li belediyeye polis baskını” başlığıyla yayımlanan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, bir internet sitesinde “AKP’li belediyeye polis baskını” başlığıyla yayımlanan haberde, “Samsun Emniyet Müdürlüğü KOM ekiplerinin Atakum İlçe Belediyesine operasyon düzenlendiği” yönünde ifade yer aldığı belirtildi.

Atakum Belediyesine yönelik bir operasyonun söz konusu olmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Samsun Emniyet Müdürlüğümüz KOM Şube Müdürlüğünce Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde FETÖ/PDY terör örgütü ile mücadele kapsamında 24 Ekim’de yapılan planlı operasyonda ikametinde yakalanan şüpheli Atakum Belediyesinde taşeron firma işçisi olarak çalışmaktadır. Belediyedeki ofiste kendisinin kullandığı bilgisayarın bulunduğunu beyan etmesi üzerine belediyede sadece bu bilgisayarın hard diskine el koyma işlemi yapılmıştır.”

Muhabir: İlyas Gün

Adalet Bakanlığından vize açıklaması

ANKARA

Adalet Bakanlığı‘ndan, “ABD’ye gidecek heyete vize verilmediği” iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında yer alan “ABD, Adalet Bakanlığı heyetine vize vermedi” başlıklı habere ilişkin açıklama yapılmasına gerek görüldüğü belirtildi.

Adalet Bakanlığından bir heyetin, 29 Ekim-4 Kasım tarihlerinde ABD resmi makamlarınca yapılan bir davet üzerine, bu ülkeye çalışma ziyareti planladığı hatırlatılan açıklamada, “Ancak iki ülke arasında son dönemde yaşanan vize krizi nedeniyle adı geçen ziyaret, Bakanlığımızca iptal edilmiştir. Doğal olarak Bakanlığımız mensuplarının şahsen veya onlar adına resmi kanallardan yapılmış herhangi bir vize başvurusu da bulunmamaktadır. Dolayısıyla ‘Adalet Bakanlığı heyetine vize verilmediği’ne ilişkin haberler gerçeği yansıtmamaktadır.” ifadelerine yer verildi.

Muhabir: Sinan Uslu

Mahkeme başkanından sanığa 'laubalilik yapma' tepkisi

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü‘nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016‘daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı belirlenen Akıncı Hava Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılanmasına, sanık savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda yapılan duruşmaya sanıklar, avukatları, müştekiler ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, darbeye hazırlık toplantılarının yapıldığı Tandoğan’daki ofisin kira kontratında kefil sıfatıyla adı bulunan sanık Murat Bayrakçeken, savunmasını yaptı.

Üniversiteden mezun olduktan sonra Sivas’ta özel bir dershanede çalıştığını kaydeden Bayrakçeken, 2007’de evlenince yeni iş aradığını, sigorta ve maaş avantajı nedeniyle 2008’de örgüte bağlı Selçuk Fen Dershanesi’nde çalışmaya başladığını anlattı. Ardından, yine örgüte bağlı Çorum’daki Ahi Dershanesi’nde 5 yıl görev yaptığını ifade eden Bayrakçeken, dershane kayıt sıkıntısı çekince işten çıkarıldığını, Çorum’da iş bulamayınca çocuğunun eğitimini de düşünerek Ankara’ya taşınmaya karar verdiklerini belirtti.

Atanamadığı için FETÖ’ye ait kurumlarda öğretmen olarak görev yaptığını belirten Bayrakçeken, FETÖ ile bir bağının olmadığını, bu kurumlarla işçi işveren hukuku dışında başka bir ilgisinin bulunmadığını savundu.

“Sürmen ile samimiyetimiz ilerledi”

İş ararken Hoşdere Caddesi’ndeki eğitim ve danışmanlık bürosunda Ahmet Sürmen ile tanıştığını aktaran Murat Bayrakçeken, “Kendisi bana özel ders vermediklerini ancak zaman zaman bu yönde taleplerin geldiğini, özel ders isteyen olursa beni arayabileceğini söyledi ve telefonumu bırakmamı istedi. Telefonumu bıraktım, zaman zaman Sürmen’i aradım. Bürodan bana yönlendirilen kişilere kurs veriyordum, ücreti firmayla paylaşıyorduk. Bu süreçte Sürmen ile samimiyetimiz ilerledi.” dedi.

“Ofisi hiç görmedim”

Ahmet Sürmen’i tesadüfen tanıdığını, herhangi bir kişinin Sürmen ile tanışmasına referans olmadığını öne süren Bayrakçeken, “Sürmen’in örgüt bağlantısı olup olmadığını bilme imkanım yoktur. Tandoğan’daki ofisin danışmanlık üzerine tutulacağını biliyordum. Sözleşmeye kefil olmam tamamen hatır icabı gerçekleşti. Ofisi hiç görmedim. Kiralanması, kullanılması aşamasında hiç bulunmadım.” dedi.

Darbe girişiminin ardından kaçmadığını, 4 ay sonra evinde gözaltına alındığını belirten Bayrakçeken, savunmasına şöyle devam etti:

“Süreci bilsem Ahmet Sürmen ve Fatih Baştürk gibi kaçardım. Fatih Baştürk bu soruşturmada sanık bile değil. Onlar biliyorlardı ki hala bulunamadılar. Ben kaçmadım. Darbeden 4 ay sonra evimde gözaltına alındım. Hiçbir şeyden haberim yoktu, suçsuzdum. Akıncı iddianamesinde sanık olduğumu gazeteden öğrendim. Sırf imzam ve daha önce KHK ile kapatılan dershanelerde çalıştığım için bu dosyaya eklendiğimi düşünüyorum. Darbeden 4 ay önce imzalanan kira sözleşmesinde 2. kefilin darbecilikle suçlanması hukuki değil. Kaldı ki darbe toplantılarının Ümitköy’deki bir villada gerçekleştiği söyleniyor. Tandoğan’daki bu yerde böyle bir toplantı yapıldığına ilişkin bilgi yok. Kendi halinde ekmeğinin peşinde koşan biriyim. Darbeyle bir ilgim yok.”

Tanık beyanları ve ByLock kullanıp kullanmadığı sorulan Bayrakçeken, ByLock’un hukuki delil olamayacağına ilişkin uzun süre savunma yaptı. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selfet Giray, sanıktan sadece kendisine yöneltilen sorulara cevap verip, üzerine atılı suçlamalarla ilgili savunma yapmasını istedi, ByLock’un delil olup olamayacağının bu yargılamanın konusu olmadığını hatırlattı.

Giray, uyarısına espriyle karşılık veren sanığa, “Laubalilik yapma. Sabrımı zorlama, zorlarsan farklı şekilde muamele ederim. Laubaliliğe gerek yok. Bize hukuk dersi verme.” diye tepki gösterdi.

ByLock kullanmadığını, kimsenin telefonuna bu programı yüklemediğini öne süren sanık, örgüt mensubu olduğuna dair aleyhinde ifadesi bulunan Şükrü Kaya’nın beyanlarını da reddetti.

Sanıklardan Yüzbaşı Mustafa Altunay ve Timur Özgen’in savunmalarının ardından mahkeme heyeti, duruşmayı, yarın devam etmek üzere tamamladı.

Muhabir: Serdar Açıl, Cemil Murat Budak

1 2