Eski yüksek yargı üyelerinin yargılanmasına devam edildi

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu’nda görülen duruşmada, Kahramanmaraş’ta saklandığı babasına ait bağ evinde yakalanan eski Danıştay üyesi Yunus Çetin hakim karşısına çıktı.

İddianamede, sanığın örgütün içerisinde yer aldığı, örgüt talimatıyla Danıştay üyeliğine seçildiği, örgütün çeşitli adlar altında düzenlediği toplantılarına katıldığı, örgüt talimatıyla kararlar verdiği, örgütün sivil kanadından gelen talimatları alt hücrelere aktardığı ve ByLock kullandığı belirtildi. Çetin’in, böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, stratejisi ve amaçları doğrultusunda sıkı bir disiplinle hareket ettiği ve “yönetici” konumunda bulunduğu savunuldu.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Yunus Çetin, 25 yıllık meslek hayatının ardından hiçbir somut delil ve gerekçe gösterilmeden tutuklandığını, usulsüz ve dayanaksız soruşturma yürütülerek tutuklama kararı verildiğini ve temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü.

Örgüt talimatıyla üye seçildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını öne süren Çetin, idari yargıda yaptığı görevlerin ardından 1999’da Danıştay tetkik hakimliğine atandığını, Danıştay 10. Dairesinde 12 yıl tetkik hakimliği görevinde bulunduktan sonra 2011’de üye seçildiğini anlattı. Çetin, meslek hayatı boyunca terfilerinin yüksek derecelerde olduğunu, Danıştay üyesi seçilmek için gereken şartları taşıdığını iddia etti.

Üye seçildikten sonra iş yükü fazlalığı gerekçesiyle yeni kurulan Danıştay 15. Dairesinde görevlendirildiğini belirten sanık Çetin, “Yargılama faaliyetim sırasında hak ve adaletten ayrılmadım. Kimsenin lehine veya aleyhine değil, hukuk kuralları çerçevesinde, bağımsız ve tarafsız karar verdim. Hiçbir örgütle irtibatım, bağım, iltisakım yoktur.” savunmasını yaptı. 

“Gülen’in yurt dışına kaçmadan önce son kaldığı yere gezi”

İddianamede ifadesine yer verilen eski Danıştay üyesi Vahit Bektaş’ın, “2013 yılında Danıştay’da görev yapan FETÖ yapılanması içinde bulunan kişilerle İstanbul’a geziye gittikleri, burada toplantılar yaptıkları, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in yurt dışına kaçmadan önce son kaldığı yerin de kendilerine gezdirildiği” şeklindeki beyanını da kabul etmeyen Çetin, böyle bir geziye gitmediğini, o yıllara ait telefon kayıtlarına bakılması halinde bunun ortaya çıkacağını savundu. Diğer tanık beyanlarını da kabul etmeyen Çetin, bu kişilerle yüzleşmek istediğini söyledi.

ByLock tespitini de reddetti

Örgütün gizli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu belirtilerek, bu program üzerinde yüksek yargının sivil imamı olduğu tespit edilen kişilerle yaptıkları yazışmalara da yer verilen Çetin, bu iddiaları da kabul etmedi.

“Kesinlikle ByLock kullanmadım, indirmedim, kullanmayı da bilmiyorum, teknoloji özürlüyüm.” diyen Çetin, yazıştığı iddia edilen sivil kişileri de tanımadığını ileri sürdü. Sanık Çetin, kullandığı telefon ile başkasına ait telefonun ID numaralarının karıştırıldığını, bu nedenle ByLock üzerinden yazışmış gibi yanlış tespit yapıldığını savundu.

Fatih Üniversitesi Hastanesi ile ilgili dava

Kapatılan Fatih Üniversitesi Hastanesinin Sosyal Güvenlik Kurumuyla (SGK) sözleşmesinin feshedilmesi ve MEDULA’dan (reçete onay sistemi) çıkarılmasıyla ilgili davada örgüt talimatıyla yürütmeyi durdurma kararı vermekle de suçlanan Çetin, bu suçlamayı da reddetti.

Sanık Çetin, “Hastanede tedavi gören hastaların durumu düşünülerek, sağlık hizmetlerinin aksamaması için verilen bir karardı. Zaten Danıştay 10. Dairesinin, ‘SGK kendisine başvuran sağlık hizmet sunucuları arasında ayrım yapamaz’ şeklinde içtihatı vardı. Sonradan ilgili yönetmelikte bu konuda değişiklik yapıldı. Bu nedenle bizim kararımız ilgili mevzuat hükümlerine uygundu” savunmasını yaptı.

Çetin, örgüt üyeliği ve yöneticiliği suçlamasını kabul etmediğini belirterek, tahliyesine karar verilmesini istedi.

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Buna göre, sanığın tahliye talebi reddedilerek tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Sanık hakkında ifade veren eski Danıştay üyeleri Hamza Eyidemir, Vahit Bektaş, eski HSYK üyesi İbrahim Okur ve eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem ile Ankara İdare Mahkemesi Başkanı Abdullah Şahin’in tanık olarak dinlenmesi, duruşmanın 28 Mayıs’a bırakılması kararlaştırıldı.

Muhabir: Aylin Sırıklı

'Darbecilerin cezalandırılması milletimizin beklentisidir'

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili, sözde “yurtta sulh konseyi” üyelerinin de aralarında yer aldığı 221 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen Genelkurmay çatı davasının duruşmasına, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ile şehit yakınları katıldı.

Duruşmada, davaya katılma taleplerinin kabul edildiği kişi ve kurumların avukatlarına söz hakkı tanındı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, FETÖ’nün dini ve milli duyguları kullanarak mensuplarını amaçları için robot haline getirdiğini ifade etti.

FETÖ’nün ordu içine sızdırdığı elamanları vasıtasıyla 15 Temmuz 2016’da darbe girişimine kalkıştığını belirten Aydın, vatandaşlar ve vatansever kamu görevlilerinin çabalarıyla Türk tarihinde ilk defa darbecilerin suçüstü yakalandığı ve etkin bir soruşturma sürecinin ardından yargılamaların başlatıldığını dile getirdi.

Darbe girişimi esnasında milli iradeye sahip çıkmak üzere Boğaziçi Köprüsü, Akıncılar Üssü, Genel Kurmay Başkanlığı, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde toplanan halkın üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açıldığını anlatan Aydın, çok sayıda sivil vatandaşın yaşamını yitirdiğini, 2 binden fazla vatandaşın yaralandığını kaydetti.

Olaylar esnasında başta TBMM olmak üzere bir çok kamu kurumunun darbecilerce bombalandığını, işlenen suçlara ilişkin elde ciddi delillerin bulunduğunu vurgulayan Aydın, buna rağmen sanıkların ağız birliği yaparak gerçekleri çarpıtmaya çalıştıklarını söyledi.

Aydın, “15 Temmuz gecesinde millet üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır, vatanını ve devletini işgalci darbecilerden korumuştur. Bundan sonra görev bağımsız mahkemelere, yani sizlere düşmektedir. Suçluların mümkün olan en kısa sürede hak ettikleri cezaya çarptırılmaları milletimizin beklentisidir.” dedi.

Diğer müdahil avukatlarının da beyanlarının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Akıncı Üssü davasında 29 tahliye

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü‘ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davada 29 tutuklu sanık tahliye edildi. Duruşma, 12 Şubat’a ertelendi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü‘ndeki salonda görülen duruşmaya sanıklar, avukatları, müştekiler ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray, duruşmaya verilen aranın ardından ara kararı açıkladı.

Mahkeme, sanıklar Ahmet Özçetin, Akın Öztürk, Bilal Akyüz, Gökhan Şahin Sönmezateş, Hakan Evrim, Kubilay Selçuk, Mehmet Dişli, Murat Koçyiğit, Mustafa Barış Avıalan, Muzaffer Düzenli, Ömer Faruk Harmancık, Turgay Sökmen ve Adnan Arıkan hakkındaki dava dosyalarının tefriki ve Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirme talebini kabul etti.

Kayseri’den kalkış yapıp Akıncı’ya inen iki “Gören” uçağına mühimmat ya da askeri malzeme yüklenip yüklenmediğine yönelik Kayseri 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığına müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, dosyanın sanıkları yönünden örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock listesi temini için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, mevcut ByLock listesinde yer alan sanıklar yönünden ise belirtilen telefon hattı ile IMEİ numaralarıyla kullanılan cep telefonlarının ve internet trafiğinin tespiti konusunda BTK’ya müzekkere yazılmasına hükmetti.

Mahkeme, tutuklu sanıklar İsmail Hakkı Özveren, Burcu Doğan, İbrahim Çalışkan, Metin Keleş, Yasin Çetin, İbrahim Yılmaz, Zafer Şinik, Sinan Sarı, Cumali Ünal, Abdullah Bingöl, Aydın Uyan, Faruk Altınok, Ümit Özdemir, Raif Fakı, Ümit İnce, Fatih Zeki Sungur, Mehmet Ateş, Erdal Ertural, Nuri Özcan, Hüseyin Görgülü, Serkan Alkaç, Mesut Üstüncan, Ali Kahrıman, Mehmet Özkul, Faruk Yayabaş, Murat Taşan, Ramazan Aytekin, İsrafil Bilir ve Faruk Yusufoğlu’nun adli kontrol şartı ile tahliyesine karar verdi.

Duruşmaya, sanık savunmalarıyla devam edilmek üzere 12 Şubat’a kadar ara verildi.

Muhabir: Ertuğrul Subaşı, Cemil Murat Budak

'Darbeciler, kursiyerleri polisle çatıştıracaklardı'

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü‘nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulunda yaşanan eylemlere ilişkin, 156’sı Kara Harp Okulu kursiyeri, 8’i rütbeli 164 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada sanıklar ve avukatları, cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Davanın öğleden sonraki bölümünde hakim karşısına çıkan sanık eski üsteğmen Hasan Ali Seyrek, kursiyerleri kullanmak isteyen cuntacılara karşı mücadele ettiğini savunarak darbe girişimde yer almadığını iddia etti.

Seyrek, darbe girişiminden dört gün önce Şırnak Uludere’den Kara Harp Okuluna atandığını, bu nedenle karargahtaki rütbelilerin büyük çoğunluğunu tanımadığını belirtti.

Ankara Merkez Orduevi’nde bulunduğu sırada, bölük komutanı Ahmet Önder Biberoğlu’nun kendisini arayarak karargaha gelmesi için emir verdiğini aktaran Seyrek, bunun üzerine okula gittiğini ifade etti.

Burada görüştüğü Biberoğlu’nun teçhizat ve silah almasını istediğini belirten Seyrek, emir üzerine o sırada yerdeki piyade tüfeklerden birini rastgele aldığını savundu.

Karargah bahçesinde bir süre bekledikten sonra daha önce görmediği bir albayın bütün askerleri içtima alanında topladığını anlatan Seyrek, söz konusu albayın kendisinin de aralarında bulunduğu takım komutanlarına görev verdiğini söyledi.

Rıdvan Bozdemir ile 4 No’lu nizamiyede bulundukları sırada askerin tören alanında toplanması için alarm verildiğini ifade eden Seyrek, buraya geldiklerinde kursiyer subayların on beşerli gruplar halinde helikopterlere bindirildiğini gördüğünü aktardı.

İsmini bilmediği bir yarbaya öğrencilerin nereye götürüldüğünü sorduğunu, yarbayın da “Çok fazla konuşma” diyerek kolundan tutup kendisini helikoptere zorla bindirdiğini iddia eden Seyrek, kursiyer öğrencilerle saat 03.00’te Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’na getirildiklerini kaydetti.

“Ateş ediliyordu”

Karargaha iniş yaptıkları sırada kendilerini çatışmanın ortasında bulduklarını belirten Seyrek, “İçeriden ve dışarıdan ateş ediliyordu. Rütbelilerden birine neler olduğunu sorduğumda, DEAŞ’ın karargahı basacağına dair istihbarat aldıklarını söyledi. Bu saldırıya karşı Genelkurmay’ın güvenliğini almak için getirildiğimizi düşündüm.” savunmasını yaptı.

Kursiyerlerle saat 04.30’a kadar beklediklerini, bilgi almak için karargah hizmet taburuna doğru gittiğinde Özel Kuvvetler Komutanlığından (ÖKK) bir askerin silah doğrultarak kendisine engel olduğunu savunan Seyrek, daha sonra yaşanan gelişmelerin bir terör saldırısı olmayabileceğini düşünerek kursiyerleri hizmet taburuna götürdüğünü anlattı.

Bu girişimiyle kursiyerlerin zarar görmesini engellediğini öne süren Seyrek, “Sanık üsteğmen Salim Başaran kursiyerleri hizmet taburuna götürdüğüm için beni tehdit etti. Bölgenin açıkta kaldığını, kursiyerlerin geri getirilmesini istedi. Ben de bu saatten sonra emirlerinin geçersiz olduğunu, yaptığının doğru olmadığını, kursiyerleri çekmeye devam edeceğimi söyledim. Bunun üzerine Başaran silahı göstererek bana engel olmak istedi.” dedi.

Bu tartışmadan sonra kursiyerleri silah ve mühimmatlardan arındırdığını ifade eden Seyrek, kursiyerlerden birinin aracılığıyla polise ulaşarak kandırıldıklarını, zorla Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda tutulduklarını söylediklerini aktardı.

Bu görüşmeyi yaptıklarına dair bir polis yetkilisinin mahkeme huzurunda tanıklık yaptığını söyleyen Seyrek, buldukları ilk fırsatta Polis Akademisi’ne sığındıklarını kaydetti.

Genelkurmay Karargahı’nda bulundukları sırada kimseye zarar vermediklerini öne süren Seyrek, iradesi dışında gelişen olayların içine çekildiklerini savundu. Seyrek, savunmasını şöyle tamamladı:

“Kursiyerlerle kandırılarak Genelkurmay’a götürüldük. Darbeciler, kursiyerleri polisle çatıştıracaklardı ancak buna mani oldum. Bugün burada bu kadar kursiyer hayatta ise bunda katkımın olduğu açık bir gerçektir. Zira savunma yapan kursiyerlerin tamamı beni doğrulamaktadır. Olaylardan habersiz kursiyerleri karargahtan uzaklaştırdım. Polisler bana ‘kahraman üsteğmen’ diyorlardı. O gece bu ifadenin hakkını verdiğime inanıyorum. FETÖ’cü olmadığımı her türlü şekilde ortaya koydum ve asla darbeci olmadığımı da ispat ettim. Beraatimi istiyorum.”

Duruşmaya yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.

Muhabir: Tanju Özkaya

Jandarmadan 2017'de uyuşturucu satıcılarına darbe vurdu

ANKARA

Jandarma ekiplerince, 2017’de düzenlenen operasyonlarda, 109 ton 279 kilo 2 gram uyuşturucu madde, 554 bin 272 adet uyuşturucu hap ve 15 milyon 839 bin 404 kök kenevir bitkisi ele geçirildi. Uyuşturucu imal eden ve satışını yapan 13 bin 131 kişi gözaltına alındı.

Jandarma Genel Komutanlığının resmi sosyal medya hesaplarından uyuşturucuyla mücadele kapsamında 2017’de yapılan operasyonlara ilişkin bilgi verildi.

Buna göre, jandarma ekiplerince, geçen yıl düzenlenen operasyonlarda, 37 ton 553 kilo kubar esrar, 69 ton 858 kilo toz esrar, bir ton 813 kilo eroin, 55 kilo 2 gram sentetik kannabinoid (bonzai), 421 bin 68 adet captagon hap, 133 bin 204 adet extacsy hap ve 15 milyon 839 bin 404 kök kenevir bitkisi ele geçirildi.

Operasyonlarda, uyuşturucu imal ve satışı yaptıkları değerlendirilen 13 bin 131 kişi gözaltına alındı.

Muhabir: Orhan Onur Gemici

Adana'da 'huzur ve güven' uygulaması

ADANA

Adana’da yılbaşı öncesi “huzur ve güven uygulaması gerçekleştirildi.

İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kent merkezindeki 33 noktada ve birçok iş yerinde, İstanbul Beşiktaş’taki bombalı saldırıda şehit olan polis memuru Adem Oğuz‘un adının verildiği “huzur ve güven” uygulaması yaptı.

Asayiş, terör, özel harekat, narkotik, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele ekiplerinin uygulamalarında, 13 bin 856 kişinin GBT’si sorgulandı, 6 bin 75 araç kontrol edildi.

İki gün sürecek uygulamanın ilk gününde, 14 ruhsatsız tabanca, bunlara ait 118 dolu fişek, 12 ruhsatsız av tüfeği ve bunlara ait 42 dolu fişek, 30 uyuşturucu hap, 218 gram esrar, 2 bin 716 kaçak sigara ele geçirildi.

Uygulamada ayrıca 71 aranan şahıs yakalandı ve 22 aranan araç ele geçirildi, 57 araca 59 bin 250 lira para cezası uygulandı.

İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, merkez Seyhan ilçesi Şehitlik Caddesi’ndeki yol uygulamasında incelemelerde bulundu.

Yıldız, daha sonra cadde üzerindeki bir kahvehanede vatandaşlarla sohbet etti.

İl Emniyet Müdürlüğünde açıklama yapan Yıldız, Adanalı şehit Adem Oğuz’un adının verildiği huzur ve güven uygulamasında toplam bin 850 polisin görev aldığını söyledi.

Adanalıların yılbaşını huzur ve güven içerisinde geçirmesi için uygulamaların yarın da devam edeceğini belirten Yıldız, “Uygulamamızda 14 ruhsatsız tabanca ve bu tabancalara ait mermi, 12 ruhsatsız av tüfeği ve uyuşturucu ele geçirildi. Uygulamamız Adanalı vatandaşlarımızın huzur ve güven içerisinde yaşamaları için devam edecektir. Daha huzurlu bir Adana için huzur ve güven uygulamalarımız devam edecek.” diye konuştu.

Terörün finansı uyuşturucuya Diyarbakır'da büyük darbe

DİYARBAKIR – Hasan Namlı

Diyarbakır’da 2016 ve 2017 yıllarında düzenlenen narkoterör operasyonlarında, 201 ton 660 kilogram esrar ile 81 milyon 433 bin 861 kök Hint keneviri ele geçirildi.

Terör örgütü PKK’nın saldırılarını şehir merkezine taşımasıyla yoğunlaşan operasyonlar, örgütün kent merkezlerinden kazınmasıyla kırsalda artmaya başladı. Güvenlik güçleri kırsal alanda teröristlerin hem sığınma ve barınma alanlarını tahrip etti hem de narkoterör operasyonlarıyla terör örgütünün finans kaynaklarına büyük darbe vurdu.

Güvenlik birimlerinin koordineli çalışması sonucu elde edilen bilgilerle uyuşturucunun özellikle Hani-Lice-Kulp-Hazro-Kocaköy kırsalındaki ekim ve depolama alanları tespit edildi. Aynı zamanda uyuşturucu sevk edilen güzergahlarda önlemler yoğunlaştırılarak, uyuşturucu il dışına çıkarılamadan operasyonlarla ele geçirildi.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 2016 yılında jandarma ekiplerince 39 ton 426 kilogram kubar, 25 ton 227 kilogram toz esrar, polis operasyonlarında ise 16 ton 284 kilogram kubar esrar, 2 ton 910 kilogram toz esrar olmak üzere 83 ton 847 kilogram esrar ele geçirildi.

Bu yıl ise jandarma bölgesindeki operasyonlarda 25 ton 745 kilogram kubar, 66 ton 426 kilogram toz esrara el konuldu. Şehir merkezlerindeki çalışmalarda ise 20 ton 720 kilogram kubar, 4 ton 922 kilogramı toz olmak üzere 117 ton 813 kilogram esrar bulundu.

Öte yandan, 2016’da jandarma 72 milyon 647 bin 778, polis ise 1 milyon 13 bin 820 kök olmak üzere 73 milyon 661 bin 598 kök Hint keneviri ele geçirildi. 2017 yılında ise jandarma bölgesinde 7 milyon 564 bin 778 kök, şehir merkezlerinde ise 207 bin 485 kök olmak üzere 7 milyon 772 bin 263 kök Hint kenevirine el konuldu.

Uyuşturucudan büyük gelir elde ediyorlar

TOBB Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nihat Ali Özcan, terör örgütlerinin en önemli gelir kaynağının uyuşturucu ticaretinden elde edilen para olduğunu söyledi.

Terörle mücadelede son dönemde yapılan başarılı operasyonlara değinen Özcan, “Rakamların büyüklüğü polis ve jandarmanın en ücra yerlerde dahi operasyon yaptığını gösteriyor. Başarılı operasyonlarla güvenlik güçleri, tüm toplumu koruyor. Uyuşturucu sonuçta bütün topluma zarar veriyor. Uyuşturucudan elde edilen gelirlerin terör örgütüne gitmesini önleyerek, onlara darbe vuruyor.” dedi.

Operasyonlar sayesinde uyuşturucu ekimi azaldı

Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar ise son 2 yılda Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadelede büyük başarılar ortaya koyduğunu vurguladı.

Geçen yıl başlayan etkin mücadelenin 2017’de de kararlılıkla sürdürüldüğü, bu sayede ekim alanlarında büyük daralma olduğuna işaret eden Ağar, 2 yılda düzenlenen operasyonda çok miktarda uyuşturucu ele geçirildiğini kaydetti.

Ağar, son 2 yılda ele geçirilen 81 milyon 433 bin 861 kök Hint kenevirine dikkati çekerek, “Hint kenevirinden kök başına 100-200 gram esrar elde ediliyor. Zaten terör örgütü PKK, Hani-Lice-Kulp-Hazro-Kocaköy havzasını ana esrar üretim bölgesi olarak kullanmaya çalışıyor.” diye konuştu.

“Kirli parayı, kirli işlerini finanse etmekte kullanıyorlar”

Terör örgütü PKK ve yandaşlarının esrarın dışında eroin ve diğer kimyasal uyuşturucudan da gelir elde ettiğini anlatan Ağar, şöyle devam etti:

“İmalatını, ticaretini ve transferini yaptıkları başta eroin ve kokain olmak üzere diğer doğal ve kimyasal uyuşturucular üzerinden de milyarlarca dolar kirli parayı ceplerine indiriyorlar. Bu kirli parayı, kirli işlerini finanse etmekte kullanıyorlar ve elbette bu işte yalnız değiller. Başta PKK olmak üzere terör ve uyuşturucu baronları, dış istihbaratın kontrolünde Hani-Lice-Kulp-Hazro ve Kocaköy üzerinden kirli rant elde ediyor.”

“Ana tedarikçi PKK ve yandaşlarıdır”

Ağar, bu kirli parayı terör örgütü ve lobisinin kullandığını dile getirerek, “Uyuşturucu, sadece kullanan insanları değil, toplumların bugününü ve geleceğini zehirliyor. Bu nedenle uyuşturucu sadece Türkiye’yi değil, bütün insanlığı tehdit ediyor. Terör örgütüne sırf çıkarları için destek verenler küresel ölçekte ve kendi ülkelerinde yaşanan suça ortak oluyor. Avrupa’yı zehirleyen uyuşturucunun ana tedarikçisi PKK ve yandaşlarıdır.” ifadelerini kullandı.

Hakkari'de silah ve uyuşturucu ele geçirildi

HAKKARİ

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 9 kilogram 290 gram afyon sakızı ile 79 ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı görevlilerince PKK/KCK bölücü terör örgütünün finans kaynaklarına yönelik çalışmalar devam ediyor.

Bu kapsamda 20 Aralık’ta Yeniköprü yol kontrol noktasında şüphe üzerine durdurulan araçta yapılan aramada, 9 kilo 290 gram afyon sakızı bulundu, bir kişi gözaltına alındı.

Şüphelinin ilçeye bağlı Akpınar köyü Duranlar mezrasındaki ev ve eklentilerinde yapılan aramada ise 79 ruhsatsız av tüfeği, kurusıkı tabanca, 50 av tüfeği el kundağı, 71 av tüfeği dipçiği, 670 kutu tıbbi ilaç ve 28 çanak anten ele geçirildi.

Şüphelinin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

Sınırlarda ele geçirilen uyuşturucuda tarihi rekor

EDİRNE – Hakan Mehmet Şahin/Salih Baran 

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, gümrüklü sahalarda ve sınır kapılarında ele geçirilen uyuşturucu miktarında tarihi rekora imza atıldığını belirterek, “2017 yılı kasım itibarıyla ele geçirilen uyuşturucu miktarı 2016’nın aynı dönemine göre 11 kat artarak 2,3 tondan yaklaşık 26 tona yükselmiştir.” dedi.

Bakan Tüfenkci, AA muhabirine yaptığı açıklamada,Türkiye’nin 2023 hedeflerine uygun olarak bütün sınır kapılarını büyüterek yenilediklerini, teknik donanım bakımından da güçlendirdiklerini belirtti.

Dünyadaki en iyi uygulamaların Türkiye’de olması gerektiği anlayışıyla çalıştıklarını ifade eden Tüfenkci, Bakanlık olarak yaptıkları yatırım ve eğitimler sonunda bu yıl uyuşturucu ve kaçak yakalamalarında büyük başarılar elde ettiklerini vurguladı.

Gümrüklü sahalarda ve sınır kapılarında uyuşturucu yakalamalarında tarihi rekora imza attıklarını aktaran Tüfenkci, “Yakalama oranlarındaki artışın etkenlerinden birisi; son teknoloji cihazları kullanıyoruz. 2017 yılı kasım itibarıyla ele geçirilen uyuşturucu miktarı 2016’nın aynı dönemine göre 11 kat artarak 2,3 tondan yaklaşık 26 tona yükselmiştir.” diye konuştu.

“Dürüst ticaret erbabımızın rekabet gücü korunmuştur”

Sadece uyuşturucu değil, kaçakçılıkla mücadele konusunda da önemli başarılar elde edildiğini vurgulayan Tüfenkci, şöyle devam etti:

“2014 yılında yüzde 21 seviyelerine kadar çıkan kaçak sigara oranı, 2017 yılı itibarıyla yüzde 10 seviyelerine gerilemiştir. Bu yıl kasım itibarıyla ise 102 milyon toplam değerinde 11,5 milyon paket kaçak sigara yakalaması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 56 milyon TL değerinde elektronik eşya, 142 milyon lirayı aşan gıda maddesi ile 83 milyon lira değerinde tekstil eşyası yakalaması yapılmıştır. Böylece vergi kayıplarının önüne geçilerek, dürüst ticaret erbabımızın rekabet gücü korunmuştur.”

Bakan Tüfenkci, 22 Kasım 2017 itibarıyla gümrük muhafaza ekiplerince kaçakçılıkla mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda, toplamda 5 bin 302 olayda 2 milyar 168 milyon TL değerinde kaçakçılığın engellendiğini aktardı.

Bakanlık olarak kaçakçılıkla mücadele kapasitelerini arttırmak için var güçleriyle çalıştıklarını anlatan Tüfenkci, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Dedektör köpek sayımızı 131’e çıkardık. X-ray cihazlarını kara kapılarımızın tamamına, limanlarımızın ise önemli bir bölümüne yerleştirdik. Araç ve Konteyner Tarama Sistemi sayımız 59’a ulaştı. Yine tüm kapılarımızda ve birçok limanımızda yerli üretim Radyasyon İzleme Sistemlerini kullanıyoruz. Tren (X-Ray) Tarama Sistemleri ile demiryolu sınırlarımızda daha etkin bir gümrük ve kontrol mekanizması oluşturuyoruz. İlk olarak Van’da Kapıköy Sınır Kapısı’nda bu sistemi kurduk, şimdi Kapıkule Sınır Kapısı’na da kuruyoruz.” 

Van'da yeni açılan fabrika 300 kişiye iş imkanı sağladı

VAN

Türkiye genelinde temsilciliği bulunan bir tekstil firması Van’da açtığı fabrikasında 300 kişiye iş imkanı sağladı.

İstanbul’da 2011’de kurulan Blue Tekstil Moda, Van’da kurduğu fabrikasını törenle açtı. 2 milyon maliyetle kurulduğu belirtilen fabrikada, 300 çalışanla günlük 20 bin giyim malzemesi üretilmesi hedefleniyor.

AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, açılış töreninde yaptığı konuşmada, artık Van’ın da kendine ait bir tekstil kenti olduğunu söyledi.

Kayatürk, “Tekstilkent’e gidenler, burada çalışan kardeşlerimizin nasıl harikalar yarattığını ve ‘Bu iş burada olmaz, tutmaz’ diyen herkesi nasıl utandırdığını görecekler. Şu anda Ankara’dan, İstanbul’dan buraya tecrübelerini taşıyanlar sadece Van Tekstilkent’e değil, il genelinde yaklaşık 3 bin insanı çalıştırıyorlar. Bu 3 yıl önce bir hayaldi.” diye konuştu.

Yatırımcıları Van’a davet eden Tuşba Belediye Başkanı Fevzi Özgökçe ise yerel yönetimler olarak, tekstil sektörünü kente kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarına değindi.

Tuşba Belediyesi olarak “TUŞMEK” isimli proje geliştirdiklerini ifade eden Özgökçe, “Bu projeyle özellikle bayanlara altın bilezik niteliğinde meslekler öğreteceğimizi söyledik. Bu istihdama yönelik meslek edindirme kurslarımız sürecek. Hazır olan kardeşlerimiz de bu ortamlarda iş bulacaktır. Buraya yönelik olan bu avantajları kullanacakları için tüm yatırımcıları Van’a davet ediyoruz.”

Blue Tekstil Moda Yönetim Kurulu Başkanı Vadullah Çiçek de firması hakkında yaptığı bilgilendirmenin ardından, tekstil sektörünün ülkenin lokomotif taşlarından biri olduğunu söyledi.

Tekstilin ülkeye sağladığı katma değerin yanı sıra özellikle istihdam konusunda önemli katkı sağladığının altını çizen Çiçek, “Güzide şehrimize gerek mesleki, gerekse ekonomik olarak birçok katkımızın olacağını düşünüyoruz. Doğup büyüdüğümüz bu güzel şehrimize, insanımıza bir vefa borcumuz vardı. Bizler de bu sebeple bu şehri tercih ettik. Şirketimiz olarak burada 300 kişiyi istihdam edeceğiz.” diye konuştu.

Fabrika, duanın ardından açıldı. Açılışa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş da katıldı.

Muhabir: Önder Altınal