'Almanların Türkiye ilgisini sevinçle gözlemliyorum'

MUĞLA – Ali Ballı

Almanya’nın İzmir Başkonsolosu Rainer Lassig, “Almanların Türkiye’ye turist olarak gelme konusunda ilgilerinin çok yüksek olduğunu sevinçle gözlemliyorum.” dedi.

Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen etkinliğe katılan Lassig, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’yi ve özellikle Bodrum’u çok beğendiğini söyledi. Lassig, Bodrum’un tarihi ve doğasıyla çok güzel bir şehir olduğunu vurguladı.

Almanların da bu güzelliklerin farkına vardığını belirten Lassig, “Bodrum çok güzel bir şehir. Almanların da buna bizzat kendilerinin tanıklık ettiklerini, bu nedenle burayı çok beğendiklerini düşünüyorum.” dedi.

Türk insanının güleryüzlü ve açık kalpli olduğunu belirten Lassig, şöyle konuştu:

“İnsanların Türkiye’ye gelme amaçlarından biri, buranın ikliminin çok güzel olması. Türk insanının güleryüzlü, misafirperver olması da ikinci büyük etken. Almanlar Türk yemeklerini de çok beğeniyor. Bu da üçüncü etken. Her iki ülke arasında sürekli büyüyen bir ekonomik ilişki var. Ben Türklerin çok açık yürekli, çok sevecen ve misafirperver olduklarını düşündüğüm için Almanların mutlaka Türkiye’yi ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. Türkiye buna değer bir ülke. Türkiye tarihi ve kültürüyle muhteşem bir ülke olduğunu söyleyebilirim. Almanların bu güzellikleri görebilmeleri için Türkiye’yi ziyaret etmelerini özellikle istiyorum. Bu kültürü ve bu güzellikleri kendileri birebir görsün istiyorum.”

Almanya’da 3 milyona yakın Türk vatandaşının yaşadığına da dikkati çeken Lassig, “Türk ve Almanların arasındaki bu tarihi dostluğu hiç kimse yok etmemeli, etmez de. Her iki halkın arasında yıllardır süren bu dostluk ilişkisi, büyüyen ekonomik ve kültürel ilişkilerden kaynaklanıyor. Türkiye’nin sınırlarında yaşanan olumsuzluklar bu dostluğu etkilemez.” değerlendirmesini yaptı.

Alman vatandaşların bu yıl Türkiye’ye oldukça ilgi göstereceğini umduğunu, bunun işaretlerini de gördüğünü anlatan Lassig, “Erken rezervasyon sayılarına da bakacak olursak, Almanların, Türkiye’ye turist olarak gelme konusunda ilgilerinin çok yüksek olduğunu sevinçle gözlemliyorum.” diye konuştu.

DEAŞ'lıdan itiraf: Ruh halime göre eylem yerini belirleyecektim

HATAY – LALE KÖKLÜ

Hatay’da yaklaşık 6 ay önce “canlı bomba” eylemi hazırlığında oldukları iddiasıyla yakalanıp tutuklanan DEAŞ üyesi 8 kişi ile 2 tutuksuz sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 27 yıl hapis cezası istemiyle hazırlanan ve saldırı girişiminin detaylarının anlatıldığı iddianame kabul edildi.

Hatay MİT Daire Başkanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince Suriye’den kaçak yollarla Türkiye’ye giren ve “canlı bomba” eylemi hazırlığında oldukları gerekçesiyle 24 Haziran 2017’de Hatay’da yakalanarak tutuklanan Abdulkerim Biyesi, Ahmet Biyesi, Hakim Kurtaran, Ümit Alarslan ve Suriye uyruklu Amir Topal Ali, Cemil Tubal, Emced Hamdan ve Mustafa Ahmed Cebir ile tutuksuz sanık Ö.D.D. ve A.G. hakkındaki soruşturma tamamlandı.

Cumhuriyet savcısı, zanlılar hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma”, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma” suçlarından iddianame hazırladı.

Sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 27 yıl hapis cezası istenen iddianame, Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, Suriye’de terör örgütü DEAŞ içerisinde faaliyet yürüttükleri ve sansasyonel eylem yapmak üzere Türkiye’ye giriş yaptıkları belirtilen sanıkların 2’sinin üzerinde bellerine sarılı, patlatılmaya hazır, canlı bomba eylemlerinde kullanılan kemer bulunduğu bilgisine yer verildi.

Üzerlerinden sahte kimlik çıkan sanıkların yakalandığı tarih göz önüne alındığında, geçen yılki Ramazan Bayramı’nda Türkiye’de canlı bomba eylemi düzenlemelerinin kuvvetle muhtemel görüldüğü bilgisi de iddianamede paylaşıldı.

Canlı bomba düzeneğinin parça tesiri maksadıyla kalıp halinde metal bilyelerle güçlendirildiği anlatılan iddianamede sanıkların ifadeleri de yer aldı.

Üzerinde patlayıcı düzeneğiyle yakalanan sanıklardan Hakim Kurtaran iddianamede yer alan emniyet ifadesinde, memleketi Bingöl’deki dükkanını satmak amacıyla Türkiye’ye gelmek istediğini ve bunu örgüt içerisindeki bir kişiye ilettiğini belirtti. Kurtaran, bu kişinin de kendisine “Seni Türkiye’ye geçireceğiz, oraya geçtikten sonra sana vereceğimiz canlı bomba kemerini bizim irtibata geçireceğimiz şahsa vereceksin.” dediğini söylediği aktarıldı.

Bu teklifi kabul ettiğini ve yasa dışı yollarla Türkiye’ye geldiğini kaydeden Kurtaran, yakalandığı sırada üzerindeki düzeneğin patlatılmaya hazır olduğunu bildirdi.

Düzeneği patlatmak gibi bir düşüncesi olmadığını, belirtilen kişiye eylemde kullanması adına teslim etmek için üzerinde taşıdığını öne süren Kurtaran, “Eylemin nerede düzenleneceği konusunda bilgi sahibi değilim.” dedi.

“Ruh halime göre eylem yerini belirleyecektim”

Üzerinde patlayıcı düzeneğiyle yakalanan diğer sanık Ümit Alarslan ise örgüt içerisindeki üst düzey kişilere YPG’ye karşı eylem yapmak için canlı bomba olmak istediğini söylediğini ifade etti.

“Ebu Turab” isimli kişinin isteği üzerine eylemin Türkiye’de yapılmasına karar verildiğine dikkati çeken Alarslan, şöyle devam etti:

“Bu eylemi Türkiye’de nerede yapacağım ilk etapta bana söylenmedi. Eylem yapacağım yeri bilmiyordum ancak Türkiye’ye geçtikten sonra benimle irtibata geçerek eylemi nerede yapacağım hususları konusunda bilgi vereceklerdi. Bana nerede yapacağım konusunda Rakka’dan gelecek bilgi ışığında, benim seçenek hakkım vardı. Ancak bu eylem yerinin inisiyatifinin bana kalacağını düşünüyorum. İnisiyatif bana kalsaydı ben bu eylemi terör örgütü PKK’nın örgütsel çalışma yapan il ya da ilçe teşkilatlarına karşı yapmayı düşünürdüm. Bu doğrultuda aklımda herhangi bir il yoktu. Talimat gelmesi halinde o zamanki ruh halime göre eylem yapacağım yeri belirleyecektim.”

Alarslan, örgüt içerisinde canlı bomba eyleminde bulunacakların özellikle sağlık sorunları olan veya gönüllü kişilerden seçildiğini vurguladı.

Diğer sanıklar ise haklarındaki suçlamaları kabul etmedi.

Hatay MİT Daire Başkanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 24 Haziran 2017’de Suriye’den kaçak yollardan Türkiye’ye giren “canlı bomba” eylemi hazırlığındaki 2’si Türk, 3’ü Suriyeli 5 DEAŞ mensubunu kent merkezine ulaşamadan yakalamıştı. Teröristlerle ele geçirilen “canlı bomba” kemerlerinde yapılan ilk incelemede, patlayıcıların “parça tesirli el bomba fünyeli” olduğu açıklanmıştı. Daha sonra yakalanan 5 kişiyle şüpheli sayısı 10’a çıkmış, zanlılardan 8’i tutuklanmıştı.

Bursa'da iplik-boya fabrikasındaki patlamaya ilişkin dava

BURSA

Bursa‘nın Gürsu ilçesinde, 5 kişinin hayatını kaybetmesi, 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan iplik-boya fabrikasındaki patlamaya ilişkin iddianame kabul edildi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Cumhuriyet Savcısı Hüsnü Gür, bilirkişi raporunun ardından, tutuklu bulunan iş yeri sahibi Şükrü Demir hakkında “taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep olmak” suçundan 2 ila 15 yıl arasında hapis cezası talebiyle dava açtı.

Bilirkişi raporunun ardından serbest bırakılan iş güvenliği uzmanı hakkında ise kovuşturmaya gerek olmadığına karar verildi.

'Çaydanlık bombacısı'na iki kez ağırlaştırılmış müebbet istemi

HAKKARİ

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde çaydanlığa el yapımı patlayıcı tuzaklarken görüntüsü ortaya çıkan PKK’lı teröristin 2 kez ağırlaştırmış müebbet ve 156 yıla kadar hapisle cezalandırılması istemiyle dava açıldı.

Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı, ilçede 13 Mart 2016’da sokağa çıkma yasağıyla başlatılan “Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Gülle Operasyonu”nun ardından Yüksekova’daki polis kontrol noktasında yakalanan “Şoreş” kod adlı terörist Şivan Ş. hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.

Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Şivan Ş’nin “devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma”, “kasten öldürmeye teşebbüs”, 3 kez “nitelikli yağma”, “hürriyeti tehdit” ve “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından cezalandırılması istendi.

Sanığın daha önce terör örgütü PKK’dan kaçtığı, sonrasında ilçede örgüt için faaliyet yürüttüğü belirtilen iddianamede, operasyonlar esnasında teröristlerce kazılan çukur ve barikatların başında “nöbet” tuttuğu bildirildi.

Kürtçe şarkılar eşliğinde çaydanlığa el yapımı patlayıcı yerleştirirken görüntüleri bulunan sanığın, güvenlik güçleriyle de çatışmaya girdiğinin tespit edildiği kaydedilen iddianamede, PKK’lı terörist Şivan Ş’nin 8 Şubat 2016’da bir özel harekat polisinin şehit edildiği hain saldırıya da katıldığı aktarıldı.

İddianamede, farklı tarihlerde yakalanan bazı teröristlerin, Şivan Ş’nin bir polisi şehit ettiğine yönelik beyanlarına da yer verildi.

Sanığın, 12 Ocak 2016’da PTT kamyonu ile 28 Şubat’ta kuru yemiş yüklü aracın yağmalanması ve 11 Şubat’ta bir bankaya ait ATM cihazının yakılması olaylarına katıldığının da tespit edildiği belirtildi.

Sanık Şirvan Ş’nin ayrıca 6 Mart’ta un yüklü kamyonu yağmaladığı ve içindeki un torbalarını çeşitli mahallelerde bulunan teröristlere dağıttığı kaydedilen iddianamede, kaçan teröristin güvenlik güçlerince Yüksekova polis kontrol noktasında teşhis edilerek yakalandığı bildirildi.

İddianamede, sanığın soruşturmaya konu saldırılara katıldığı yönünde 27 teröristin teşhiste bulunduğu vurgulandı.

PKK’lı terörist Şirvan Ş’nin yargılanmasına ilerleyen günlerde Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak.

FFETÖ şirketlerinin içini el konulmadan önce boşaltmış

MUĞLA – DURMUŞ GENÇ

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanma’nın (FETÖ/PDY) ildeki çatı örgütlenmesi kapsamında mütevelli heyeti, dershane, yurt, pansiyon ve okullardan oluşan eğitim yapılanmasına yönelik 22’si tutuklu 41 şüpheli hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 360 sayfalık iddianame hazırlandı.

“Silahlı terör örgütü yöneticisi ve üyesi olmak”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” ve “Bankacılık Kanununa muhalefet” suçlarından yargılanmaları istenen şüpheliler hakkındaki iddianame, Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Mali yapılanmalarına ilişkin delillerin sunulduğu iddianamede, örgütün taşınmazları nasıl elden çıkarmaya çalıştığı hakkında bilgiye de yer verildi.

İddianamede, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu raporunda Bereket Özel Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketinin, 2012’de genel kurul kararıyla 2 milyon 460 bin lira olan sermayesini 7 milyon 1 bin 350 liraya çıkardığı belirtildi. İddianamede, bu raporun “değerlendirme” kısmında, şirketin ortaklık yapısı ve finansal durumu nedeniyle sermaye artırımının yapılmasının mümkün görünmediği ancak sermaye artırımının yapıldığı tarih itibarıyla mevzuat gereğince kişilerin servet sorgulamasının yapılamadığı aktarıldı.

Aynı raporda Bereket Özel Eğitim Hizmetleri AŞ’nin 7 milyon 12 bin 350 lira olan ödenmiş sermayesinin serbest muhasebeci mali müşavir Hasan Hüseyin Kaşlı tarafından hazırlanan rapor ve yönetim kararı ile 1 milyon liraya indirildiği aktarılan iddianamede, sermayenin indirilen kısmının ortaklara nakit olarak dağıtılmasının kararlaştırıldığı yer aldı.

Şirket tasfiye ediliyor gibi gösterilmiş

Vergi Denetim Kurulu raporunda Bereket Özel Eğitim Hizmetleri AŞ adına kayıtlı taşınmazlarının 2016 yılında farklı zamanlarda satıldığı ve devredildiği vurgulanan iddianamede, şu bilgilere yer verildi:

“Raporda bu satışlardan toplam 6 milyon 240 bin lira gelir elde edilmesi gerektiğinin ancak her birinin muvazaalı (danışıklı) olduğunun ve bu konuda muvazaa raporlarının tanzim edildiğinin ayrıntılarına yer veriliyor. Bereket Özel Eğitim Hizmetleri AŞ bünyesinde bulunan taşınmazların örgütün Türkiye’de eş zamanlı olarak uyguladığı bir takvim içerisinde güvendiği kişi veya kuruluşlara devretmesinden ibaret olduğu kaydediliyor. Her ne kadar söz konusu devirlerde nakit para, senet, çek gibi ödeme unsurları mevcut olsa da bu durumun muvazaayı gizlemek amacıyla kurgulandığı anlaşılıyor.”

Raporda, Bereket Özel Eğitim Hizmetleri AŞ’nin, Şubat 2016’da tasfiye ediliyormuşçasına taşınmazlarını elden çıkarmaya başladığı, bu işlemin aynı tarihte Türkiye çapında ve örgüte bağlı tüm organizasyonlarda gerçekleştiği ifade edildi.

Örgüte yönelik operasyonların hız kazanmasının ardından bağlı şirketlerde mal kaçırmaya yönelik faaliyetlerin arttığı anlatılan raporda, bu kapsamda 7 milyon 12 bin 350 lira tutarındaki ödenmiş sermayesi olan ve sürekli zarar beyanında bulunan bir şirketin inandırıcı olmayan gerekçelerle sermaye azaltımına gitmesi ve azaltılan sermaye tutarı olan 6 milyon 12 bin 350 lirasının ortaklara dağıtılmasının ironik olduğu aktarıldı.

“Soruşturmaları önceden haber almışlar”

Bereket Özel Eğitim Hizmetleri Ticaret AŞ’ye yönelik soruşturma işlemlerinin önceden haber alınmasına ilişkin tespitler kısmında ise soruşturma kapsamında bu şirkete ait birimlerde adli arama işlemlerinin yapılmasının kararlaştırıldığı aktarılan iddianamede, şirket binasında yapılan bazı adli arama işlemleri sırasında 2 bilgisayar güç kablosu, bir yazıcı kablosu, lazer yazıcı, bir monitör, bilgisayar bağlantı kabloları olduğu görülmesine rağmen, bu bilgisayarların kasalarına rastlanılmamış olmasının dikkat çekici olduğu ifade edildi.

İddianamede, örgütün sözde il imamı olarak görev yapan “Ertuğrul” kod isimli şüpheli İlker Kaya’nın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan ettiği ek ifadesine de yer verildi.

Kaya “Genel önlem olarak şirkete ait dershane ve okuldaki bilgisayarlarda herhangi bir suç unsuru bulunmamasını söyledim. Ancak dershane müdürü Mustafa Aktaş bunun da ötesine geçerek herhangi bir suç unsuru içermemesine rağmen bilgisayarları tamamen kaldırmış. Ayrıca bir arama işleminden önce Mehmet Akif Ören bana arama yapılacağını söylemişti. Kendisinin bu bilgiyi kimden aldığını bilmiyorum. Belirttiğim üzere zaten teyakkuz halinde idik ve genel olarak dikkatli olunması gerektiğini okul ve dershane müdürlerine söylemiştim.” ifadelerini kullandı.

İddianamede, örgüt üyelerinin, kamu çalışanları arasında bulunan örgüt üyeleri ve ByLock, Eagle gibi gizli haberleşme sistemleri ile haklarında yapılacak olan soruşturma işlemlerinden önceden haberdar olma ve önlem alma imkan ve kabiliyetlerinin de olduğunun anlaşıldığına yer verildi.

'Komiserlik sınav sorularını bize verdiler'

KAHRAMANMARAŞ

Kahramanmaraş‘ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılanan tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları hazır bulundu.

Dosyaya eklenmek üzere mahkemeye gönderilen bazı belgelerin okunmasının ardından sanıklar savunma yaptı.

Tutuklu sanıklardan meslekten ihraç edilen Komiser Yardımcısı E.U. etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtti.

E.U, bu yapının devlet aleyhine çalıştığını düşündüğünü, samimi olarak beyanda bulunacağını söyledi.

“Bu soruları almanız caizdir, bizim gibi insanlar bu makamlara gelmeli”

Polis memuru olduktan sonra bu yapının evlerinde kaldığını belirten E.U, şunları anlattı:

“Cemaat sohbetlerinde bizlere Fetullah Gülen’in vaazları izlettirildi. 2013 yılında komiser yardımcılığı imtihanlarına girecektim. Bize Tokat’ta sohbet abiliği yapan Davut Yüce beni daha önce hiç gitmedim bir cemaat evine götürdü. Burada Samsun’da sınava girmeden önce Tokat’ta bize sohbet veren Davut Yüce isimli öğretmen olan kişi, beni Samsun bölge abisi olan ismini bilmediğim bir kişi ile görüştürdü. Bu görüşmede Samsun’dan gelen kişi bana önce yemin ettirdi. Daha sonra komiserlik sınavlarında çıkma ihtimali olan 300’e yakın soru verdi. Soruları veren kişi bana ‘Bu soruları almanız caizdir. Bizim gibi insanlar bu makamlara gelmeli.’ diye söyledi. Bu verilen soruların 70 tanesi girdiğim sınavda çıktı. Komiserlik sınavını kazandım. Aynı gün soruları alan 3 arkadaşım da komiserlik sınavını kazandı.”

“17-25 Aralık’tan sonra sohbetlere katılanlar azaldı”

Ankara’nın Elmadağ ilçesinde 9 ay eğitim gördüğünü dile getiren, E.U, “Bu sırada 17-25 Aralık 2013 olayları oldu ancak biz o olayları fazla takip edemedik.17-25 Aralık’tan sonra cemaat sohbetlerinden ayrılan kişiler olmuş ancak bunları bize hiç söylemediler çünkü bu olayları duysaydım, bende sohbetlere katılmazdım.” dedi.

İhraç edilen polis memuru E.K. ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini dile getirdi.

E.K, “17-25 Aralık 2013 yılında yaşanan olaylardan dolayı sohbet toplantılarına katılmak istemediğimi söyledim. Sohbet abisi Allah rızası için sohbet yaptıklarını, hiçbir cemaat adına yapmadığını belirtmişti. Ayrıca benim cep telefonuma ByLock isimli programı da dini bilgileri paylaşmak için indirdiğini söylemişlerdi.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Ersoy Sevinç