FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin 2 asker tutuklandı

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında AK Parti Genel Merkezi yakınlarında darbecilere karşı direnen iki vatandaşın yaralanması ve bir kişinin şehit olmasına ilişkin 2 asker tutuklandı.

Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığındaki eylemlere ilişkin Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde 52 kişinin yargılandığı davanın tutuksuz sanığı uzman çavuşlar Burak Çakır ve Harun Bulut, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi.

Şüpheliler, ifadelerini alan cumhuriyet savcısınca, “Bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürme” ve “adam öldürmeye teşebbüs” suçlarından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Çakır ve Bulut, mahkemedeki ifadelerinin ardından tutuklandı.

Uzman çavuşların, darbe girişimi gecesi AK Parti Genel Merkezi yakınlarında seyreden bir tankta görev yaptıkları, o sırada iki vatandaşın yaralanması ve bir kişinin şehit edilmesinden sorumlu tutuldukları öğrenildi.

Muhabir: Zafer Fatih Beyaz,Barış Kılıç

'İslam farklı anlayışları huzur içinde yaşatmış tek medeniyettir'

MUŞ

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Muş Alparslan Üniversitesince (MŞÜ) düzenlenen “Bilgiden Bilince” konferansında yaptığı konuşmada, bundan 100 yıl önce Batı dünyasının milleti parçalamak için o günlerde hangi ırklar ön plandaysa onları birbirine kışkırtmaya çalıştığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Mesela Araplar. Bütün Arap dünyasını Türklere karşı kışkırttılar. Hatta bazı casuslar camilerin kürsülerine kadar çıktı, İslam dünyasını dolaştı. Bu milleti oluşturan o unsurları birbirine kötülemeye çalıştılar. Araplara dediler ki ‘bütün Türkler Hristiyanlaştı.’ O zaman ne bir telefon ne de bir internet vardı. Hiçbir şey yok. İnsanlar inandılar. Bir, iki veya kırkıncı kez söylediklerinde insanlar inandı. Sonra bu bölgelerde dolaşıp ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü. Peygamberimiz Arap. Kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır. Bizim için de İslam ve Müslüman olmamızla iftihar edebiliriz. Onun altında farklılıklarımız bizim zenginliğimiz. Kürt, Türk, Arap, Çerkez olabiliriz.”

“780 bin kilometrekare gözlerine büyük görünüyor”

Prof. Dr. Erbaş, 1920’lerden sonra 20 milyon kilometrekarelik Türkiye’nin, bir milyon, sonra da 780 bin kilometrekareye düştüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu da bugün birilerine büyük görünüyor. 780 bin kilometrekare gözlerine büyük görünüyor. Ötekiler 46 parça olanlar. Böyle parça parça olanları yutmuşlar. Büyük bir blok yutamıyorlar. Şimdi üzerimizde oyunlar oynuyorlar. Aman ha bu oyunlara gelmeyeceğiz. Şimdi bakıyorsunuz Irak, Suriye’de bir örgüt çıkıyor. Somali’de bir örgüt çıkarıyorlar. Şebab diye bir örgüt var. Bu örgüt bir gece dağlardan iniyor Somali’de fakirlikten yani içler acısı durum yaşayan o insanları gözünü kırpmadan öldürüyor. Mısır’da aynısını yaptılar. Bu ne caniliktir. Bunun arka planında bu örgütlere silah satan, onlar üzerinden para kazanan, ne kadar çok savaş olursa, ne kadar çok ırkçılık yapılırsa ve ne kadar çok mezhepçilik yapılırsa o kadar çok para kazanan güçler var. Biz ve gençlerimiz bu gerçeği gördü ve ‘dur’ diyoruz. Bu haksızlıklara ve bölünmemize zemin hazırlayan o planlara ‘dur’ diyoruz, demeye devam edeceğiz. İslam, farklı anlayışları, mezhepleri ve farklı ırktan insanları asırlar boyunca huzur içinde yaşatmış tek medeniyettir. Bu birliği ve farklılıkların zenginlik olduğu anlayışını bozmaya çalışan planlarla karşı karşı karşıyayız. Bu yeni değil, eskiden beri var. Ama son zamanlarda gerçekten çok arttı.”

Programa Muş Valisi Aziz Yıldırım, MŞÜ Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, kurum amirleri, müftülük personelleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Muhabir: Şener Toktaş

'Orhanlı gişeleri' davasında 187 sanık hakim karşısında

İSTANBUL

Fetullahçı Terör Örgütü‘nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Tuzla Orhanlı Gişeleri ve Mehmetçik Vakfı‘nda biri polis 6 kişinin şehit edilmesi ve 42 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin 187 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması başladı.

İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatlar katıldı.

Müştekiler, sanık yakınları ve izleyicilerin de geldiği duruşmada, 780 kişilik salon tamamen doldu.

Duruşma sanıkların kimlik tespitiyle devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Tuzla Orhanlı gişeleri ve Mehmetçik Vakfı’nda meydana gelen olaylara yer verildi.

İddianamede, 4 subay, 176 Hava Harp Okulu öğrencisi ve 5 er “şüpheli”, aralarında yaralıların da bulunduğu 118 kişi “mağdur-müşteki” sıfatıyla yer aldı.

Yalova Hava Meydan Komutanlığı’ndan İstanbul’a intikal eden askerlerin Tuzla Orhanlı gişeler ile Sultanbeyli / Mehmetçik Vakfı bölgelerinde faaliyet gösterdikleri anlatılan iddianamede, olaylarda biri polis 6 kişinin şehit edildiği ve 42 kişinin yaralandığı hatırlatıldı.

İddianamede, Orhanlı gişelerinde darbecilerin tüm uyarılara rağmen teslim olmadıkları, bölgede görev alan kolluk kuvvetleriyle çatışmaya girdikleri anlatılarak, söz konusu çatışma sırasında darbeci subaylar Binbaşı Ferhat Güney ve Teğmen Emre Demirbilek’in etkisiz hale getirildiği kaydedildi.

İddianamede, 187 sanığın “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, ”TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs”, ”Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Bazı sanıkların ise “kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, silahla kasten yaralama, cebir ve tehdit kullanarak, silahla ve birden fazla kişi ile birlikte kişileri özgürlüklerinden yoksun kılma, mala zarar verme, iştirak halinde kamu malına zarar verme” suçlarından 10 yıl ila 5 kez müebbet hapis cezası arasında değişen oranlarda cezalara çarptırılmaları talep edildi.

Muhabir: Hüseyin Kulaoğlu-Yunus Ege

Hamilelikte alınan balık yağı bebeğin zekasını etkilemiyor

ANKARA

Güney Avustralya Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü tarafından yürütülen araştırma, hamileyken balık yağı almanın bebeğin beyin gelişimini üzerinde etkili olmadığını ortaya koydu.

Çalışma kapsamında 2 bin 500 kadın 10 yıl boyunca hamileliklerinden itibaren çocukları 7 yaşına gelene kadar izlendi.

Katılımcıların bir kısmına balık yağı takviyesi verilirken bir kısmına da plasebo verildi.

Erken doğumları nispeten azaltıyor

Araştırmanın sonunda bir omega-3 asidi olan ve katılımcılara 800 miligram dozda verilen dokosaheksaenoik asit (DHA) takviyesinin bebeklerin zekası üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı görüldü.

Araştırmanın yazarlarından Dr. Jacqueline Gould, “Hamile bir kadın sağlıklı ve dengeli besleniyorsa bebeğin beyin gelişimi balık yağı takviyelerinden etkilenmeyecektir.” dedi.

Balık yağı takviyesinin erken doğumları nispeten azalttığını söyleyen Gould, “Daha kapsamlı bir çalışma ile bu durumu teyit etmeye çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.

Çalışmanın sonuçları “Journal of the American Medical Association” dergisinde yayımlandı.

Muhabir: Dildar Baykan