Erdoğan Kudüs direnişinin sembolü Cuneydi'yi kabul etti

ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin’de ABD Başkanı Donald Trump‘ın Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanımasının ardından çıkan olaylarda direnişin sembolü olan Fevzi el-Cuneydi’yi kabul etti.

Cuneydi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen kabule, babası Muhammed el-Cuneydi ile geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kabulde yer alan Başbakan Binali Yıldırım, Cuneydi’yi yanaklarından öptü ve bir süre sohbet etti.

Erdoğan, Cuneydi’nin direnişinin yer aldığı, Anadolu Ajansının “Yılın Fotoğrafları” oylamasında haber kategorisinde birinci seçilen Wisam Hashlamoun’un “Direnişin sembolü 16 yaşındaki çocuk” başlıklı fotoğrafını göstererek, “Bu fotoğraf birinci seçildi. Bana ‘Hangisini seçiyorsun’ diye sordular. Ben de bunu seçtim.” ifadelerini kullandı.

Kabulün sonunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, Cuneydi ve babasıyla hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Muhabir: Enes Kaplan-Mümin Altaş

Başbakan Yıldırım, İbadi ile görüştü

ANKARA

Başbakan Binali Yıldırım, Irak Başbakanı İbadi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Irak ile ikili ilişkilerin ve bölgesel konuların ele alındığı görüşmede, başta PKK ve DEAŞ olmak üzere terör örgütleriyle mücadelede iş birliğine verilen önem vurgulandı.

Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Yıldırım, İbadi ile yaptığı telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki ilişkilerle bölgesel konular ele alındı.

Türkiye’nin başta PKK ve DEAŞ olmak üzere terör örgütleriyle mücadelede işbirliğine verdiği önem vurgulanırken, görüşmede iki komşu ve dost ülke arasındaki üst düzey temasların sürdürülmesi hususunda mutabık kalındı.

Maden faciası davasında yeni bilirkişi heyeti belirlenecek

MANİSA

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasına ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu yargılanan Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdür Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik, Teknik Müdür İsmail Adalı ve Teknik Nezaretçi Ertan Ersoy ile bazı tutuksuz sanıklar, mağdur aileleri ve taraf avukatları katıldı.

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayda alınan duruşmada, hayatını kaybeden madencilerin yakınları dinlendi, tutuklu sanıklar savunma yaptı.

Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, bugüne kadar hep şirketi adına savunma yaptığını ancak bugün ilk kez kendi şahsı adına savunma yapacağını belirtti.

Yönetim kurulu toplantılarında hep insana dayalı iş gücü maliyetlerinin yerine mekanize sistemlerinden yana olduğunu, bilirkişi raporlarında işverenin “ucuza kaçıp oksijen maskesi yerine karbonmonoksit maskesi kullanıldığını”nın belirtildiğini bunun da canını sıktığını öne süren Gürkan, “Bizim yaptığımız araştırmalarda oksijen tüpünün 3 kilogram civarında bir ağırlıkta olduğu için karbonmonoksit maskesini tercih ettik. Yoksa maliyetten ötürü herhangi bir kaçışımız yok.” dedi.

Türkiye’nin en büyük işveren ailelerinden biri olduğunu anlatan Gürkan, “Türkiye’de ilk kez Türkiye Kömür İşletmelerine (TKİ) başvurarak metanla mücadeleyi biz başlattık. Bunun için proje bedeli olarak 200 bin avro ödedik. Metan mücadelesi konusunda ciddi adımlar attık. Türkiye’nin en büyük ilk 5 işveren ailesi olarak bizi bu olaydan önce kimse tanımazdı, işimizde gücümüzdeydik.” diye konuştu.

İşletme Müdürü Akın Çelik ise herhangi bir can kaybına neden olabilecek projeyle ilgisi olmadığını, işletmede iş güvenliğiyle ilgilendiğini ileri sürdü.

Mahkeme Başkanı Salih Pehlivanoğlu’nun “Madem iş güvenliğinden sorumlusunuz, havalandırmalarda olan sıkıntılarla ilgili hiçbir öngörünüz olmadı mı?” sorusu üzerine Çelik, “Biz bütün güvenliği tam olarak aldık. Havalandırma sisteminin şekli, seri değil karma havalandırma sistemi dediğimiz biçimdeydi. Ben orada herhangi bir risk görmedim. Olayın oluş şekli, olayda gizlidir.” dedi.

Pehlivanoğlu, duruşmaya öğle arası verdi.

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, tutuklu sanıkların avukatları dinlendi.

Can Gürkan’ın avukatı, iddia makamının istediği tutukluluk hallerinin devamı kararını gayri hukuki olarak gördüklerini ifade etti. Ayrıca bilirkişi raporunun gerçekle bir bağı olduğuna inanmadıklarını dile getiren avukat, bilirkişi raporunu hazırlayanların kamuoyu ve basının etkisi altında kaldıklarını ve bu psikolojiyle raporun hazırlandığını iddia etti.

Avukatların dinlenilmesinin ardından oturuma 60 dakikalık daha ara verildi.

Ara kararın açıklanması üzerine yeniden başlatılan oturumda, itirazlar üzerine yeni bilirkişi heyeti belirlenmesi kararı alındı.

Sanıkların tutukluluk hallerine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 26 Mart’a erteledi.

Olay

Manisa’nın Soma ilçesi Eynez mevkisinde Soma Kömür İşletmeleri AŞ tarafından işletilen ocakta 13 Mayıs 2014’te çıkan yangında, galerilerin dumanla dolması sonucu 301 madenci yaşamını yitirmiş, 162 işçi kurtarılmıştı.

Açılan davada, tutuklu 6 sanık ile tutuksuz yargılanan vardiya amirlerinin “olası kasıtla öldürme” suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan da 162 kez, 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Tutuksuz 38 sanık hakkında ise “taksirle birden fazla kişinin ölümüyle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenirken, bunlardan 25’i hakkında da bu suçları “bilinçli taksirle” işledikleri iddiasıyla aynı aralıktaki cezanın üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması talep ediliyor.

Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının şirketlerin sahibi Alp Gürkan ile yöneticileri hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçlarından açtığı dava da ocak ayında ana davayla birleştirilmişti.

Davanın 19. duruşmasında tutuklu bulunan 6 sanıktan emniyet teknikeri ve vardiya amiri olarak görev yapan Mehmet Ali Günay Çelik’in adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.

Muhabir: Cemil Seval

MAZLUMDER'den '28 Şubat siyasi yargı kararları iptal edilsin' talebi

İSTANBUL

MAZLUMDER Genel Başkanı Ramazan Beyhan, 28 Şubat‘tan dolayı mağdur olan insanların bu durumunun devam ettiğini savunarak, “Biz sadece 28 Şubat’ın yargılanmasını değil, aynı zamanda 28 Şubat’ta mağdur edilen insanların da özgürlüğüne kavuşmalarını ve yeniden yargılanmalarını istiyoruz.” dedi.

MAZLUMDER üyeleri, “Adalet, her zaman, her yerde” pankartı taşıyarak Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplandı.

Burada açıklama yapan Ramazan Beyhan, 28 Şubat darbesinin halkın hür iradesine yapılan bir müdahale olduğunu söyledi.

Beyhan, 28 Şubat’tan dolayı mağdur olan insanların bu durumunun devam ettiğini belirterek, “Biz sadece 28 Şubat’ın yargılanmasını değil, aynı zamanda 28 Şubat’ta mağdur edilen insanların da özgürlüğüne kavuşmalarını yeniden yargılanmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Beyhan, söz konusu dönemde verilen bazı cezaların onanmaya başladığına vurgu yaparak, buna dikkat çekip yapılan yanlışa son verilmesini istediklerini dile getirdi.

“Bu sorunun çözülmesi, bizler için onur mücadelesidir”

Daha sonra basın açıklamasını okuyan MAZLUMDER Genel Sekreteri Avukat Kaya Kartal da 28 Şubat darbesinde, brifingli ya da paralel yapının elemanları olup kritik mahkemelerde görev yapan hakim ve savcıların ihraç edildiğini ya da tutuklandığını anlatarak, şunları kaydetti:

“28 Şubat tutsakları 20 yıldan uzun bir süredir içeride olup bu kişilerin aileleri halen cezaevi yollarında mağdur edilmektedir…Vurgulamak gerekir ki sürekli olarak çeşitli bahanelerle ucu açık ileri tarihlere ertelenen bu sorunun çözülmesi bizler için onur mücadelesidir. Dernek olarak söz konusu hukuksuzluğu kınıyoruz. Binlerce insanın hayatını karartmış olan 28 Şubat sürecinin ve bu sürecin bütün aktörlerinin aydınlatılmasını, 28 Şubat sürecindeki siyasi yargı kararlarının iptal edilerek 28 Şubat’ın brifingli-siyasi yargılamalarının yok sayılmasını ve 28 Şubat tutsaklarının hiçbir bahane ya da erteleme olmaksızın serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

“Mahkumlara yeniden yargılama yolu açılmalı”

“Umut davası”nda yargılanıp tahliye edildiğini belirten Mehmet Ali Tekin de kendilerine komplo kurup yargılayan polis, hakim ve savcıların şu anda tutuklu olduğunu belirterek, buna rağmen halen cezaevlerinde arkadaşlarının bulunduğunu söyledi.

Buna artık bir son verilmesini istediklerini anlatan Tekin, “Tıpkı Ergenekon ve Balyoz davalarına nasıl bir uygulama yapıldıysa 28 Şubat mağdurlarına ve FETÖ’cü hakimlerin ve laik Kemalist hakimlerin mağdurları olan tüm mahkumlara yeniden yargılama yolunun açılmasını istiyoruz.” dedi.

Muhabir: Murat Paksoy, Muhammed Enes Can, Murat Kaya

Zaman gazetesinin eski başyazarı Ali Ünal hakim karşısına çıktı

UŞAK

Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki FETÖ/PDY soruşturması kapsamındaki duruşmaya, halen İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Zaman gazetesinin eski başyazarı Ali Ünal ile kardeşi tutuklu Mustafa Ünal, sanık avukatları Gürkan Çakıroğlu, Ayşe Süeda Ünal’ın yanı sıra tanıklar Orhan Kılıç, Emre Mert ve sanıkların yakınları katıldı.

Duruşmada mahkeme heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mağdur sıfatıyla şikayetçi olduğu, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlarından hakkında 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile 29,5 yıla kadar hapis istenen Ali Ünal ve “terör örgütü üyesi olmak” suçundan yargılanan kardeşi Mustafa Ünal ile ilgili iddialar hakkında çeşitli sorular yöneltti.

Ali Ünal, Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer verilen kapatılan Zaman gazetesinde yayınlanan 17 köşe yazısı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

FETÖ/PDY’nin medya ayağında uzun yıllar görev yaptığına dair iddiaları kabul etmeyen Ali Ünal, uzun yıllardır FETÖ elebaşı Gülen’i tanıdığını, onun kitaplarını İngilizce’ye tercüme ettiğini, ayrıca Dalai Lama’ya yazılan mektup ile eski ABD Başkanı Bill Clinton’a başkanlığı kazanmasından dolayı ve Monica krizi sebebiyle yazılan mektupların tercümesini yaptığını söyledi.

FETÖ elebaşı Gülen ve örgüt üyelerinden talimat almadığını iddia eden Ali Ünal, örgüt üyesi olmadığını, hiç bir zaman örgütsel faaliyette bulunmadığını savundu.

Yaklaşık 17 aydır tutuklu bulunduğunu anlatan Ali Ünal, tahliyesini talep etti.

Zaman gazetesindeki bazı yazılarının gazete yönetimi tarafından sansürlendiğini iddia eden Ali Ünal, “63 yaşındayım, 90’ı aşkın kitap yazdım, 30 dan fazla kitabım değişik dillere çevrildi, neden cezaevinde olduğumu bile bilmiyorum. 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt ile ilgili çeşitli yazılar yazdım, Mavi Marmara gemisine destek oldum, yazılarım suç ise neden benim hakkımda daha önce dava açılmadı, 1996 yılından itibaren bu yapıyı tanıyorum. Ben hayatım boyunca darbelere karşı olmuş biriyim.” dedi.

“Bildiklerimi devlete anlattım”

Tutuklandıktan sonra verdiği polis, savcılık ifadelerinde FETÖ/PDY ile ilgili bildiklerini samimiyetle anlattığını kaydeden Ali Ünal, ekonomik olarak zor günler geçirdiğini söyledi.

Bank Asya’daki parasının yazarlık yaptığı dönemden kazandığı para olduğunu, örgüt talimatıyla bankaya para yatırmadığını, engelli bir çocuğu bulunduğunu ifade eden Ali Ünal, “Etkin pişmanlıktan faydalanmak maksadıyla hareket etmedim. Bildiklerimi devlete anlattım. Gülen ile hususi tanıştırılmadım, değişik dönemlerde görüştüm evet, ancak bütün ilişkim yazarlıktan dolayıdır.” dedi.

Mahkeme heyetinin, yakalandığında üzerinde bulunan cep telefonunda örgüt üyelerinin kullandığı iddia edilen Kakao Talk programı yüklü olduğu yönündeki sorusu üzerine Ali Ünal, “Bu telefonu sadece saat olarak kullandım, o programı yüklemedim kullanmadım.” diye konuştu.

Ünal’ın kardeşi Mustafa Ünal ise ağabeyinin gözaltına alındığı anda yanında bulunduğunu, bu nedenle tutuklandığını iddia ederek FETÖ/PDY ile ilişkisi olmadığını savundu. Kendisinin öğretmen olduğunu, kapatılan örgüte ait Aktif-Sen üyeliği bulunduğunu belirten Mustafa Ünal, birikimlerinin bir bölümünün Bank Asya’da olduğunu, ancak örgüt adına hiç bir faaliyete katılmadığını iddia etti.

Tanıklar dinlendi

Tanık Emre Mert ise Ali Ünal’ın Uşak’ta FETÖ/PDY tarafından düzenlenen çeşitli sohbet toplantılarına konuşmacı olarak katıldığını söyledi.

17-25 Aralık sürecinden sonra düzenlenen bir toplantıda Ali Ünal’ın da bulunduğunu ifade eden Mert, Ali Ünal’ın konuşmasından hatırladıklarını anlattı.

Tanık Orhan Kılıç da kendisinin bir süre sohbet toplantılarına gittiğini bu toplantılarda Ünal’ı gördüğünü belirtti.

Cumhuriyet Savcısı Elif İkiz ise delillerin toplanmasını, sanıkların tutukluluk hallerinin devam etmesini istedi ve esas hakkında mütalaasını hazırlamak üzere mahkemeden süre talep etti.

Mahkeme heyeti 9 saat süren duruşmada verilen aranın ardından Ali Ünal ile Mustafa Ünal’ın yargılandığı dosyanın ayrılmasına, Ali Ünal’ın üzerinde bulunan cep telefonu ile ilgili iletişim kayıtlarının tespitine, Mustafa Ünal’ın adli kontrol kararıyla tutuksuz yargılanmasına, Ali Ünal’ın ise tutukluluk halinin devamına karar vererek davayı erteledi.

Zaman gazetesinin eski başyazarı Ali Ünal, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 11 Ağustos 2016 yılında Uşak’ın Eşme ilçesinde yakalanmış, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmış, hakkında 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve 29,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

FETÖ sanığı polislerin "usulsüz dinleme" davası salı günü devam edecek

KIRKLARELİ

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen aleyhinde kitap yazacağının duyulmasının ardından, kaçırılan ve cesedi denizde bulunan gazeteci Haydar Meriç ile belediye başkanları, STK temsilcileri ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu 70 kişinin usulsüz dinlenmesi ve takip edilmesine ilişkin Gülen’in de dahil olduğu 3’ü firari, 20’si tutuklu 33 sanığın yargılandığı dava, 2 Ocak Salı gününe ertelendi.

Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Halk Eğitim Merkezi’nde yapılan duruşmaya, tutuklu sanık eski istihbarat polisi Tolga Güzeltaş’ın savunması ile devam edildi.

Güzeltaş, hakkındaki suçlamaları reddederek, Kırklareli’ne ilk kez duruşma için geldiğini ve hiç bir suça karışmadığını öne sürdü.

Usulsüz dinlemeler ve gazeteci Haydar Meriç’in ölümüyle ilgili de hiç bir faaliyette bulunmadığını ileri süren Güzeltaş, beraatini istedi.

Tutuklu sanıklardan İbrahim Güneş, ceza infaz kurumu ring araçlarına bindirildiği sırada basın mensuplarına tepki göstererek, “O çektiğiniz fotoğrafları arşivleyin alacağım onları.” dedi.

Şu ana kadar 14 sanığın savunmasının alındığı duruşma, 2 Ocak Salı gününe ertelendi.

Muhabir: Özgün Tiran,Ufuk Ertop

Sözde 'sıkıyönetim komutanı' Arı'ya müebbet hapis

EDİRNE

Edirne’de Fetullahçı Terör Örgütü‘nün (FETÖ) darbe girişiminde sözde “sıkıyönetim komutanı” olarak listede adı bulunan dönemin 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Hidayet Arı’nın da aralarında olduğu eski 3 rütbeli sanığa müebbet hapis cezası verildi.

Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına, tutuklu sanıklar eski tuğgeneral Arı, Bülent Yılancı, Ali Soylu, Ramazan Altun, Ekrem Tekinaslan, Kağan Kaya ve İsmet Sezgin ile tutuksuz sanıklar ve avukatları hazır bulundu.

Karardan önce sanıklara son sözleri soruldu. Sanık Arı, “Kanunsuz emir almadım ve vermedim, Suç işlemedim. Vicdanınızın sesini dinleyerek cesur bir karar verin lütfen.” dedi.

Tekinaslan ise darbenin hiçbir şekilde parçası olmadığını ileri sürerek “Sadece mahkemenize hesap veriyorum, vicdanıma hesap vermiyorum. Adaletinizle bin yaşayın.” diye konuştu.

Diğer sanıklar da haklarındaki suçlamaları kabul etmeyerek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, sanıklardan Tuğgeneral Arı, Ramazan Altun ve Ekrem Tekinaslan’a “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçundan müebbet hapis cezası verdi.

Heyet ayrıca, İsmet Sezgin’e 7 yıl 6 ay, Sinan Çamur’a 6 yıl 3 ay, Bülent Yılancı, Kaan Kaya ve Ali Soylu’ya 1 yıl 6 ay, Furkan Avcı ve Oğuzhan Çevik’e 1 yıl 9 ay hapis cezası verilmesine hükmetti. Avcı ve Çevik’in etkin pişmanlıktan yararlandıkları için hüküm geriye bırakıldı.

Tutuksuz yargılanan sanıklar Ali Koç, Ayhan Atasoy, Ercan Çıkar, Harun Kiraz, İlhan Pekçur, Mehmet Sağlık, Mustafa Gençay, Oğuz Özcan, Özhan Yurduğüzel, Şeref Karataş, Tahsin Arda Karabiber ve Zafer Dağdeviren üzerine atılı suçları işlediklerine dair suç suç varlığını ortaya koyacak herhangi bir kasıtlarının varlığının saptanamadığından beraat etmelerine karar verildi.

Mahkeme Başkanı, Arı, Tekinaslan, Altun ve Sezgin’in, verilen ceza süreleri dikkate alınarak tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

Muhabir: Hakan Mehmet Şahin

Darbe girişiminden önce Öksüz'le görüşen astsubay tutuklandı

AYDIN

Aydın‘da, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) kripto yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 17 şüpheliden 13’ü daha tutuklandı.

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ’nün TSK’daki kripto yapılanması soruşturması kapsamında gözaltına alınan aralarında asker ve sivil imamların da bulunduğu 17 şüpheli daha emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

Aralarında FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden 3 gün önce örgütün sözde “hava kuvvetleri imamı” firari Adil Öksüz ile görüşen astsubay E.O’nun bulunduğu şüphelilerden 13’ü tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Gözaltındaki 6 şüphelinin işlemleri devam ediyor.

Operasyon

Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince FETÖ’nün TSK’daki kripto yapılanmasına yönelik Aydın merkezli 17 ilde 12 Aralık’taki operasyonda aralarında albay, yarbay gibi üst rütbeliler ve mahrem imamların da bulunduğu 30 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınan bir mahrem imam ve astsubayın, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden 3 gün önce örgütün sözde “hava kuvvetleri imamı” firari Adil Öksüz ile Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde görüştükleri belirtilmişti. 18 Aralık’ta adliyeye sevk edilen 7 zanlıdan 4’ü tutuklanmış, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Muhabir: Ferdi Uzun

FETÖ sanığı 'Ülkücü' görünümüyle örgüte hizmet etmiş

İZMİR – Ömer Süt

İzmir‘de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında yargılanmasının ardından 9 yıl hapis cezasına çarptırılan tutuklu sanığın, örgüt adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak kendini gizlemeye çalıştığı, ByLock mesaj içeriklerine yansıdı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle hakında dava açılan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mimarlık Fakültesi öğrencisi Ramazan Şahin‘in yargılamasının ardından İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince 9 yıl hapis cezası verildi.

FETÖ’nün gizli haberleşme programı “ByLock”u iki GSM hattına yüklediği ve yoğun bir şekilde kullandığı tespit edilen Şahin’in, ByLock’un istihbarat birimlerince deşifre olmasının ardından örgütün devreye aldığı Eagle programını örgüt mensuplarıyla iletişim kurmak için kullandığı belirtildi.

İki GSM hattından üç yılda ByLock’la yaklaşık 87 bin bağlantı kurduğu ortaya çıkan Şahin’in kendini gizlemek için eğitim gördüğü üniversitede Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının faaliyetlerine katıldığının ByLock yazışma içeriklerinde ortaya çıktı.

2016’nın ocak ayında örgütte “abi” olarak nitelendirilen bir mensuba ByLock üzerinden gönderdiği mesajda, “ülkücü öğrencilerin DEÜ Fen Edebiyat Fakültesinde toplantı yapacakları, kalabalık ve ilgi çekici bir toplantı olacağı” bilgisini veren Şahin, Ege Üniversitesi’nde 20 Şubat 2015’te öğrenciler arasında çıkan kavgada, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin İzmir Adliyesi’ndeki duruşmasına gidip ülkücü öğrencilerin arasına katılacağını belirtiyor.

FETÖ sanığı, ülkücüler arasına karışmış

Şahin’in, “Burada cevap almam gereken sorular var. Birincisi, teşkilata çağrıldığımda, hizmette olmam nedeniyle sıkıntı olur mu? Ülkücüler çünkü! Ocak ayında tansiyon yüksek olacak ve mahkemeye (Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin dava kastedilerek) gitmek zorunda kalacağım. Fotoğraf karelerinde olacağım.” ifadeleri yer alan mesaja benzer çok sayıda iletinin olduğu tespit edildi.

Yargılamanın yapıldığı İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasında ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını iddia eden Şahin, “Ülkücü bir gencim. İdolüm Alparslan Türkeş’tir. FETÖ gibi örgüte mensup değilim.” ifadelerini kullandı.

“Ülkücü görünümüyle örgüte hizmet”

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında, Şahin’in kendini kamufle etmek için ülkücü kimliğine büründüğüne dikkati çekerek, “ByLock yazışma içeriklerine göre, FETÖ/PDY adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak ülkücü görünümüyle örgüte hizmet etmesi dikkate alındığında, sanığın meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu göz önünde alınarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.” denildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY’nin Dokuz Eylül Üniversitesi yapılanmasına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Ekim 2016’da emniyet mensupları, üniversite öğrencisi şüpheli Ramazan Şahin’i gözaltına almıştı.

Van'da yeni açılan fabrika 300 kişiye iş imkanı sağladı

VAN

Türkiye genelinde temsilciliği bulunan bir tekstil firması Van’da açtığı fabrikasında 300 kişiye iş imkanı sağladı.

İstanbul’da 2011’de kurulan Blue Tekstil Moda, Van’da kurduğu fabrikasını törenle açtı. 2 milyon maliyetle kurulduğu belirtilen fabrikada, 300 çalışanla günlük 20 bin giyim malzemesi üretilmesi hedefleniyor.

AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, açılış töreninde yaptığı konuşmada, artık Van’ın da kendine ait bir tekstil kenti olduğunu söyledi.

Kayatürk, “Tekstilkent’e gidenler, burada çalışan kardeşlerimizin nasıl harikalar yarattığını ve ‘Bu iş burada olmaz, tutmaz’ diyen herkesi nasıl utandırdığını görecekler. Şu anda Ankara’dan, İstanbul’dan buraya tecrübelerini taşıyanlar sadece Van Tekstilkent’e değil, il genelinde yaklaşık 3 bin insanı çalıştırıyorlar. Bu 3 yıl önce bir hayaldi.” diye konuştu.

Yatırımcıları Van’a davet eden Tuşba Belediye Başkanı Fevzi Özgökçe ise yerel yönetimler olarak, tekstil sektörünü kente kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarına değindi.

Tuşba Belediyesi olarak “TUŞMEK” isimli proje geliştirdiklerini ifade eden Özgökçe, “Bu projeyle özellikle bayanlara altın bilezik niteliğinde meslekler öğreteceğimizi söyledik. Bu istihdama yönelik meslek edindirme kurslarımız sürecek. Hazır olan kardeşlerimiz de bu ortamlarda iş bulacaktır. Buraya yönelik olan bu avantajları kullanacakları için tüm yatırımcıları Van’a davet ediyoruz.”

Blue Tekstil Moda Yönetim Kurulu Başkanı Vadullah Çiçek de firması hakkında yaptığı bilgilendirmenin ardından, tekstil sektörünün ülkenin lokomotif taşlarından biri olduğunu söyledi.

Tekstilin ülkeye sağladığı katma değerin yanı sıra özellikle istihdam konusunda önemli katkı sağladığının altını çizen Çiçek, “Güzide şehrimize gerek mesleki, gerekse ekonomik olarak birçok katkımızın olacağını düşünüyoruz. Doğup büyüdüğümüz bu güzel şehrimize, insanımıza bir vefa borcumuz vardı. Bizler de bu sebeple bu şehri tercih ettik. Şirketimiz olarak burada 300 kişiyi istihdam edeceğiz.” diye konuştu.

Fabrika, duanın ardından açıldı. Açılışa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş da katıldı.

Muhabir: Önder Altınal

1 2