ByLock'u muhbirlerle görüşmek için kullanmış

DENİZLİ

Denizli’de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) emniyet örgütlenmesine yönelik davada 10’u tutuklu, biri firari 17 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesince Denizli Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki salonda görülen davanın duruşmasına 10’u tutuklu 16 sanık ile yakınları ve avukatları katıldı.

Duruşmada, ByLock içerikleri gelen sanıkların tutanakları okundu, ByLock’a giriş tarihleri ile adresleri teyit edildi.

İddia makamı, esas hakkında verdiği mütalaada tutuksuz yargılanan 2 kişinin beraatını, diğer sanıkların terör örgütüne üye olmaktan cezalandırılmasını talep etti.

Sanıklardan bazıları savunmalarında ByLock programını kullanmadıklarını iddia etti.

Tutuklu sanık eski emniyet amiri Mustafa Taç, dünyada 1 milyon kişinin ByLock kullandığını, bunu kullanmanın suç olmadığını iddia ederek, “Ben bu programı muhbirlerle görüşmek için kullandım. Asayiş konularında muhbirlerimle görüştüm. Üç çocuğum var, eşim ev hanımı tutuksuz yargılanmak istiyorum.” dedi.

Tutulu sanık Mümtaz Macit ise HTS kayıtlarını ve ByLock kullandığı iddialarını kabul etmediğini belirterek, “IP çakışması ya da mor beyin uygulaması olabilir. Bankadan kredi çekmiştim. 2014’ün temmuz ya da ağustos ayında kalan 15 ayın kredi borçlarının tamamını peşin olarak yatırdım. Talimatla hesap açtırmadım. Kesinlikle kaçma şüphem yoktur. Üç çocuğum var, tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum.” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Muhabir: Mustafa Dermencioğlu

Akıncı Üssü davasında 29 tahliye

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü‘ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davada 29 tutuklu sanık tahliye edildi. Duruşma, 12 Şubat’a ertelendi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü‘ndeki salonda görülen duruşmaya sanıklar, avukatları, müştekiler ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray, duruşmaya verilen aranın ardından ara kararı açıkladı.

Mahkeme, sanıklar Ahmet Özçetin, Akın Öztürk, Bilal Akyüz, Gökhan Şahin Sönmezateş, Hakan Evrim, Kubilay Selçuk, Mehmet Dişli, Murat Koçyiğit, Mustafa Barış Avıalan, Muzaffer Düzenli, Ömer Faruk Harmancık, Turgay Sökmen ve Adnan Arıkan hakkındaki dava dosyalarının tefriki ve Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirme talebini kabul etti.

Kayseri’den kalkış yapıp Akıncı’ya inen iki “Gören” uçağına mühimmat ya da askeri malzeme yüklenip yüklenmediğine yönelik Kayseri 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığına müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, dosyanın sanıkları yönünden örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock listesi temini için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, mevcut ByLock listesinde yer alan sanıklar yönünden ise belirtilen telefon hattı ile IMEİ numaralarıyla kullanılan cep telefonlarının ve internet trafiğinin tespiti konusunda BTK’ya müzekkere yazılmasına hükmetti.

Mahkeme, tutuklu sanıklar İsmail Hakkı Özveren, Burcu Doğan, İbrahim Çalışkan, Metin Keleş, Yasin Çetin, İbrahim Yılmaz, Zafer Şinik, Sinan Sarı, Cumali Ünal, Abdullah Bingöl, Aydın Uyan, Faruk Altınok, Ümit Özdemir, Raif Fakı, Ümit İnce, Fatih Zeki Sungur, Mehmet Ateş, Erdal Ertural, Nuri Özcan, Hüseyin Görgülü, Serkan Alkaç, Mesut Üstüncan, Ali Kahrıman, Mehmet Özkul, Faruk Yayabaş, Murat Taşan, Ramazan Aytekin, İsrafil Bilir ve Faruk Yusufoğlu’nun adli kontrol şartı ile tahliyesine karar verdi.

Duruşmaya, sanık savunmalarıyla devam edilmek üzere 12 Şubat’a kadar ara verildi.

Muhabir: Ertuğrul Subaşı, Cemil Murat Budak

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin 2 asker tutuklandı

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında AK Parti Genel Merkezi yakınlarında darbecilere karşı direnen iki vatandaşın yaralanması ve bir kişinin şehit olmasına ilişkin 2 asker tutuklandı.

Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığındaki eylemlere ilişkin Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde 52 kişinin yargılandığı davanın tutuksuz sanığı uzman çavuşlar Burak Çakır ve Harun Bulut, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi.

Şüpheliler, ifadelerini alan cumhuriyet savcısınca, “Bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürme” ve “adam öldürmeye teşebbüs” suçlarından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Çakır ve Bulut, mahkemedeki ifadelerinin ardından tutuklandı.

Uzman çavuşların, darbe girişimi gecesi AK Parti Genel Merkezi yakınlarında seyreden bir tankta görev yaptıkları, o sırada iki vatandaşın yaralanması ve bir kişinin şehit edilmesinden sorumlu tutuldukları öğrenildi.

Muhabir: Zafer Fatih Beyaz,Barış Kılıç

'Darbeciler, kursiyerleri polisle çatıştıracaklardı'

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü‘nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulunda yaşanan eylemlere ilişkin, 156’sı Kara Harp Okulu kursiyeri, 8’i rütbeli 164 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada sanıklar ve avukatları, cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Davanın öğleden sonraki bölümünde hakim karşısına çıkan sanık eski üsteğmen Hasan Ali Seyrek, kursiyerleri kullanmak isteyen cuntacılara karşı mücadele ettiğini savunarak darbe girişimde yer almadığını iddia etti.

Seyrek, darbe girişiminden dört gün önce Şırnak Uludere’den Kara Harp Okuluna atandığını, bu nedenle karargahtaki rütbelilerin büyük çoğunluğunu tanımadığını belirtti.

Ankara Merkez Orduevi’nde bulunduğu sırada, bölük komutanı Ahmet Önder Biberoğlu’nun kendisini arayarak karargaha gelmesi için emir verdiğini aktaran Seyrek, bunun üzerine okula gittiğini ifade etti.

Burada görüştüğü Biberoğlu’nun teçhizat ve silah almasını istediğini belirten Seyrek, emir üzerine o sırada yerdeki piyade tüfeklerden birini rastgele aldığını savundu.

Karargah bahçesinde bir süre bekledikten sonra daha önce görmediği bir albayın bütün askerleri içtima alanında topladığını anlatan Seyrek, söz konusu albayın kendisinin de aralarında bulunduğu takım komutanlarına görev verdiğini söyledi.

Rıdvan Bozdemir ile 4 No’lu nizamiyede bulundukları sırada askerin tören alanında toplanması için alarm verildiğini ifade eden Seyrek, buraya geldiklerinde kursiyer subayların on beşerli gruplar halinde helikopterlere bindirildiğini gördüğünü aktardı.

İsmini bilmediği bir yarbaya öğrencilerin nereye götürüldüğünü sorduğunu, yarbayın da “Çok fazla konuşma” diyerek kolundan tutup kendisini helikoptere zorla bindirdiğini iddia eden Seyrek, kursiyer öğrencilerle saat 03.00’te Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’na getirildiklerini kaydetti.

“Ateş ediliyordu”

Karargaha iniş yaptıkları sırada kendilerini çatışmanın ortasında bulduklarını belirten Seyrek, “İçeriden ve dışarıdan ateş ediliyordu. Rütbelilerden birine neler olduğunu sorduğumda, DEAŞ’ın karargahı basacağına dair istihbarat aldıklarını söyledi. Bu saldırıya karşı Genelkurmay’ın güvenliğini almak için getirildiğimizi düşündüm.” savunmasını yaptı.

Kursiyerlerle saat 04.30’a kadar beklediklerini, bilgi almak için karargah hizmet taburuna doğru gittiğinde Özel Kuvvetler Komutanlığından (ÖKK) bir askerin silah doğrultarak kendisine engel olduğunu savunan Seyrek, daha sonra yaşanan gelişmelerin bir terör saldırısı olmayabileceğini düşünerek kursiyerleri hizmet taburuna götürdüğünü anlattı.

Bu girişimiyle kursiyerlerin zarar görmesini engellediğini öne süren Seyrek, “Sanık üsteğmen Salim Başaran kursiyerleri hizmet taburuna götürdüğüm için beni tehdit etti. Bölgenin açıkta kaldığını, kursiyerlerin geri getirilmesini istedi. Ben de bu saatten sonra emirlerinin geçersiz olduğunu, yaptığının doğru olmadığını, kursiyerleri çekmeye devam edeceğimi söyledim. Bunun üzerine Başaran silahı göstererek bana engel olmak istedi.” dedi.

Bu tartışmadan sonra kursiyerleri silah ve mühimmatlardan arındırdığını ifade eden Seyrek, kursiyerlerden birinin aracılığıyla polise ulaşarak kandırıldıklarını, zorla Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda tutulduklarını söylediklerini aktardı.

Bu görüşmeyi yaptıklarına dair bir polis yetkilisinin mahkeme huzurunda tanıklık yaptığını söyleyen Seyrek, buldukları ilk fırsatta Polis Akademisi’ne sığındıklarını kaydetti.

Genelkurmay Karargahı’nda bulundukları sırada kimseye zarar vermediklerini öne süren Seyrek, iradesi dışında gelişen olayların içine çekildiklerini savundu. Seyrek, savunmasını şöyle tamamladı:

“Kursiyerlerle kandırılarak Genelkurmay’a götürüldük. Darbeciler, kursiyerleri polisle çatıştıracaklardı ancak buna mani oldum. Bugün burada bu kadar kursiyer hayatta ise bunda katkımın olduğu açık bir gerçektir. Zira savunma yapan kursiyerlerin tamamı beni doğrulamaktadır. Olaylardan habersiz kursiyerleri karargahtan uzaklaştırdım. Polisler bana ‘kahraman üsteğmen’ diyorlardı. O gece bu ifadenin hakkını verdiğime inanıyorum. FETÖ’cü olmadığımı her türlü şekilde ortaya koydum ve asla darbeci olmadığımı da ispat ettim. Beraatimi istiyorum.”

Duruşmaya yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.

Muhabir: Tanju Özkaya

FETÖ'nün 'mahrem askeri yapılanması'na operasyon: 13 gözaltı

SAKARYA

Sakarya merkezli 11 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması‘nın (FETÖ/PDY) “mahrem askeri yapılanması“na yönelik soruşturma kapsamında 13 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ/PDY’nin “mahrem askeri yapısı” içerisinde bulunmuş, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisine sızmış şüphelilerin, ankesörlü ve sabit telefonlar üzerinden görüşme yaptığı bilgisine ulaşıldı.

Yapılan çalışmalar sonucunda 17 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Sakarya merkezli 11 ilde yapılan eş zamanlı operasyonlarda 13 şüpheli gözaltına alınırken, 4 zanlıyı ise yakalama çalışmaları devam ediyor.

İl Emniyet Müdürlüğüne getirilen şüphelilerin işlemleri sürüyor.

Muhabir: Emre Ayvaz

MAZLUMDER'den '28 Şubat siyasi yargı kararları iptal edilsin' talebi

İSTANBUL

MAZLUMDER Genel Başkanı Ramazan Beyhan, 28 Şubat‘tan dolayı mağdur olan insanların bu durumunun devam ettiğini savunarak, “Biz sadece 28 Şubat’ın yargılanmasını değil, aynı zamanda 28 Şubat’ta mağdur edilen insanların da özgürlüğüne kavuşmalarını ve yeniden yargılanmalarını istiyoruz.” dedi.

MAZLUMDER üyeleri, “Adalet, her zaman, her yerde” pankartı taşıyarak Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplandı.

Burada açıklama yapan Ramazan Beyhan, 28 Şubat darbesinin halkın hür iradesine yapılan bir müdahale olduğunu söyledi.

Beyhan, 28 Şubat’tan dolayı mağdur olan insanların bu durumunun devam ettiğini belirterek, “Biz sadece 28 Şubat’ın yargılanmasını değil, aynı zamanda 28 Şubat’ta mağdur edilen insanların da özgürlüğüne kavuşmalarını yeniden yargılanmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Beyhan, söz konusu dönemde verilen bazı cezaların onanmaya başladığına vurgu yaparak, buna dikkat çekip yapılan yanlışa son verilmesini istediklerini dile getirdi.

“Bu sorunun çözülmesi, bizler için onur mücadelesidir”

Daha sonra basın açıklamasını okuyan MAZLUMDER Genel Sekreteri Avukat Kaya Kartal da 28 Şubat darbesinde, brifingli ya da paralel yapının elemanları olup kritik mahkemelerde görev yapan hakim ve savcıların ihraç edildiğini ya da tutuklandığını anlatarak, şunları kaydetti:

“28 Şubat tutsakları 20 yıldan uzun bir süredir içeride olup bu kişilerin aileleri halen cezaevi yollarında mağdur edilmektedir…Vurgulamak gerekir ki sürekli olarak çeşitli bahanelerle ucu açık ileri tarihlere ertelenen bu sorunun çözülmesi bizler için onur mücadelesidir. Dernek olarak söz konusu hukuksuzluğu kınıyoruz. Binlerce insanın hayatını karartmış olan 28 Şubat sürecinin ve bu sürecin bütün aktörlerinin aydınlatılmasını, 28 Şubat sürecindeki siyasi yargı kararlarının iptal edilerek 28 Şubat’ın brifingli-siyasi yargılamalarının yok sayılmasını ve 28 Şubat tutsaklarının hiçbir bahane ya da erteleme olmaksızın serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

“Mahkumlara yeniden yargılama yolu açılmalı”

“Umut davası”nda yargılanıp tahliye edildiğini belirten Mehmet Ali Tekin de kendilerine komplo kurup yargılayan polis, hakim ve savcıların şu anda tutuklu olduğunu belirterek, buna rağmen halen cezaevlerinde arkadaşlarının bulunduğunu söyledi.

Buna artık bir son verilmesini istediklerini anlatan Tekin, “Tıpkı Ergenekon ve Balyoz davalarına nasıl bir uygulama yapıldıysa 28 Şubat mağdurlarına ve FETÖ’cü hakimlerin ve laik Kemalist hakimlerin mağdurları olan tüm mahkumlara yeniden yargılama yolunun açılmasını istiyoruz.” dedi.

Muhabir: Murat Paksoy, Muhammed Enes Can, Murat Kaya

FETÖ sanığı 'Ülkücü' görünümüyle örgüte hizmet etmiş

İZMİR – Ömer Süt

İzmir‘de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında yargılanmasının ardından 9 yıl hapis cezasına çarptırılan tutuklu sanığın, örgüt adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak kendini gizlemeye çalıştığı, ByLock mesaj içeriklerine yansıdı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında “Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle hakında dava açılan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mimarlık Fakültesi öğrencisi Ramazan Şahin‘in yargılamasının ardından İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince 9 yıl hapis cezası verildi.

FETÖ’nün gizli haberleşme programı “ByLock”u iki GSM hattına yüklediği ve yoğun bir şekilde kullandığı tespit edilen Şahin’in, ByLock’un istihbarat birimlerince deşifre olmasının ardından örgütün devreye aldığı Eagle programını örgüt mensuplarıyla iletişim kurmak için kullandığı belirtildi.

İki GSM hattından üç yılda ByLock’la yaklaşık 87 bin bağlantı kurduğu ortaya çıkan Şahin’in kendini gizlemek için eğitim gördüğü üniversitede Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının faaliyetlerine katıldığının ByLock yazışma içeriklerinde ortaya çıktı.

2016’nın ocak ayında örgütte “abi” olarak nitelendirilen bir mensuba ByLock üzerinden gönderdiği mesajda, “ülkücü öğrencilerin DEÜ Fen Edebiyat Fakültesinde toplantı yapacakları, kalabalık ve ilgi çekici bir toplantı olacağı” bilgisini veren Şahin, Ege Üniversitesi’nde 20 Şubat 2015’te öğrenciler arasında çıkan kavgada, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin İzmir Adliyesi’ndeki duruşmasına gidip ülkücü öğrencilerin arasına katılacağını belirtiyor.

FETÖ sanığı, ülkücüler arasına karışmış

Şahin’in, “Burada cevap almam gereken sorular var. Birincisi, teşkilata çağrıldığımda, hizmette olmam nedeniyle sıkıntı olur mu? Ülkücüler çünkü! Ocak ayında tansiyon yüksek olacak ve mahkemeye (Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun ölümüne ilişkin dava kastedilerek) gitmek zorunda kalacağım. Fotoğraf karelerinde olacağım.” ifadeleri yer alan mesaja benzer çok sayıda iletinin olduğu tespit edildi.

Yargılamanın yapıldığı İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasında ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını iddia eden Şahin, “Ülkücü bir gencim. İdolüm Alparslan Türkeş’tir. FETÖ gibi örgüte mensup değilim.” ifadelerini kullandı.

“Ülkücü görünümüyle örgüte hizmet”

İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında, Şahin’in kendini kamufle etmek için ülkücü kimliğine büründüğüne dikkati çekerek, “ByLock yazışma içeriklerine göre, FETÖ/PDY adına ülkücü öğrenciler arasına karışarak ülkücü görünümüyle örgüte hizmet etmesi dikkate alındığında, sanığın meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu göz önünde alınarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.” denildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY’nin Dokuz Eylül Üniversitesi yapılanmasına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında Ekim 2016’da emniyet mensupları, üniversite öğrencisi şüpheli Ramazan Şahin’i gözaltına almıştı.

Van'da yeni açılan fabrika 300 kişiye iş imkanı sağladı

VAN

Türkiye genelinde temsilciliği bulunan bir tekstil firması Van’da açtığı fabrikasında 300 kişiye iş imkanı sağladı.

İstanbul’da 2011’de kurulan Blue Tekstil Moda, Van’da kurduğu fabrikasını törenle açtı. 2 milyon maliyetle kurulduğu belirtilen fabrikada, 300 çalışanla günlük 20 bin giyim malzemesi üretilmesi hedefleniyor.

AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, açılış töreninde yaptığı konuşmada, artık Van’ın da kendine ait bir tekstil kenti olduğunu söyledi.

Kayatürk, “Tekstilkent’e gidenler, burada çalışan kardeşlerimizin nasıl harikalar yarattığını ve ‘Bu iş burada olmaz, tutmaz’ diyen herkesi nasıl utandırdığını görecekler. Şu anda Ankara’dan, İstanbul’dan buraya tecrübelerini taşıyanlar sadece Van Tekstilkent’e değil, il genelinde yaklaşık 3 bin insanı çalıştırıyorlar. Bu 3 yıl önce bir hayaldi.” diye konuştu.

Yatırımcıları Van’a davet eden Tuşba Belediye Başkanı Fevzi Özgökçe ise yerel yönetimler olarak, tekstil sektörünü kente kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarına değindi.

Tuşba Belediyesi olarak “TUŞMEK” isimli proje geliştirdiklerini ifade eden Özgökçe, “Bu projeyle özellikle bayanlara altın bilezik niteliğinde meslekler öğreteceğimizi söyledik. Bu istihdama yönelik meslek edindirme kurslarımız sürecek. Hazır olan kardeşlerimiz de bu ortamlarda iş bulacaktır. Buraya yönelik olan bu avantajları kullanacakları için tüm yatırımcıları Van’a davet ediyoruz.”

Blue Tekstil Moda Yönetim Kurulu Başkanı Vadullah Çiçek de firması hakkında yaptığı bilgilendirmenin ardından, tekstil sektörünün ülkenin lokomotif taşlarından biri olduğunu söyledi.

Tekstilin ülkeye sağladığı katma değerin yanı sıra özellikle istihdam konusunda önemli katkı sağladığının altını çizen Çiçek, “Güzide şehrimize gerek mesleki, gerekse ekonomik olarak birçok katkımızın olacağını düşünüyoruz. Doğup büyüdüğümüz bu güzel şehrimize, insanımıza bir vefa borcumuz vardı. Bizler de bu sebeple bu şehri tercih ettik. Şirketimiz olarak burada 300 kişiyi istihdam edeceğiz.” diye konuştu.

Fabrika, duanın ardından açıldı. Açılışa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş da katıldı.

Muhabir: Önder Altınal

Bahar yorgunluğunun nedeni alerji

BURSA

Halk arasında “saman nezlesi” ya da “bahar alerjisi” olarak bilinen “alerjik rinit“in, polene karşı aşırı duyarlı kişilerde “burun akıntısı, öksürük, gözlerde yaşarma, kızarma ve kaşıntı” gibi belirtiler gösterdiği, bunun halsizlik ve isteksizliğe yol açan bahar yorgunluğunun da sebebi olduğu bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çocuk Alerji ve Astım Akademisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Nihat Sapan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mart ve nisan aylarından itibaren bitkilerden yayılarak havaya karışan polenlerin, alerjisi olan kişilerde çeşitli şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Nihat Sapan, “Polene karşı aşırı duyarlı ve hassas olan kişilerde özellikle bahar başlangıcında havada bulunan polen alerjenlerinin kişinin burnuna ve gözüne ulaşmasıyla burun akıntısı, öksürük, gözlerde yaşarma, burun tıkanıklığı, kızarma, kaşıntı gibi bulgular ortaya çıkıyor.” dedi. 

“Halsizliğe de neden oluyor”

Alerjinin kişide ‘bahar yorgunluğu’ denilen bir tablo ortaya çıkararak halsizlik ve isteksizliğe de sebep olduğunu belirten Sapan, “Bunun yanında bazı çocuklarda ve gençlerde astıma bile neden oluyor. Bu belirtiler polenlerin etkili olduğu 3-6 ay gibi uzun bir süre devam ediyor ve hastaların yaşam kalitesini düşürüyor.” bilgisini verdi.

Sapan, açıklamasında şunları kaydetti:

“Polen alerjisi olanlara önerimiz, fazla çayırlık ve ağaçlık bölgelerde piknik yapmamaları, ağaçlık bölgelerde pencerelerini fazla açık tutmamaları, evlerinin ve arabalarının havalandırmasını daha çok klima ile yapmaları ve polenlerin çok yoğun olduğu günlerde gerekirse maske takmalarıdır.”

Prof. Dr. Sapan, atmosferdeki polen yoğunluğunun, ekim ve kasım aylarına doğru azalarak kaybolduğunu ifade etti.

Muhabir: Batuhan Atik