Erdoğan Kudüs direnişinin sembolü Cuneydi'yi kabul etti

ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin’de ABD Başkanı Donald Trump‘ın Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanımasının ardından çıkan olaylarda direnişin sembolü olan Fevzi el-Cuneydi’yi kabul etti.

Cuneydi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen kabule, babası Muhammed el-Cuneydi ile geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kabulde yer alan Başbakan Binali Yıldırım, Cuneydi’yi yanaklarından öptü ve bir süre sohbet etti.

Erdoğan, Cuneydi’nin direnişinin yer aldığı, Anadolu Ajansının “Yılın Fotoğrafları” oylamasında haber kategorisinde birinci seçilen Wisam Hashlamoun’un “Direnişin sembolü 16 yaşındaki çocuk” başlıklı fotoğrafını göstererek, “Bu fotoğraf birinci seçildi. Bana ‘Hangisini seçiyorsun’ diye sordular. Ben de bunu seçtim.” ifadelerini kullandı.

Kabulün sonunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, Cuneydi ve babasıyla hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Muhabir: Enes Kaplan-Mümin Altaş

Başbakan Yıldırım 'Ayla' filmini izledi

ANKARA

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye’nin Oscar‘a “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde aday adayı olan “Ayla” filmini, Kore gazileriyle izledi.

Başbakan Yıldırım, eşi Semiha Yıldırım ile Çukurambar semtinde bir alışveriş merkezindeki sinemaya geldi.

Alışveriş merkezine gelişinde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya tarafından karşılanan Yıldırım ve eşi Semiha Yıldırım, birlikte sinema salonuna geçti. 

Başbakan Yıldırım ve eşi, daha sonra salondaki 68 Kore gazisi ve yakınlarıyla Kore Savaşı sırasında yaşanan olaydan esinlenilerek çekilen “Ayla” filmini seyretti.

Filmi izleyenler arasında, yönetmen Can Ulkay, oyunculardan İsmail Hacıoğlu ve Murat Yıldırım ile Kore Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Cho Yun-soo da yer aldı.

Başbakan Yıldırım, filmi izledikten sonra beraberindekilerle sinemanın yan tarafındaki kafede çay içti.

Muhabir: Özcan Yıldırım

Askeri öğrencilere sahte sosyal medya hesabı açtırmışlar

KIRIKKALE 

Kırıkkale‘de düzenlenen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) operasyonunda gözaltına alınan, adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ve “terör örgütü üyesi olmak” suçundan hakkında soruşturma açılan “Konya asker abilerinden” stajyer avukat Ü.P, savcılıktaki ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istedi.

İlköğretim mesullüğü yaptıkları sırada örgütün kendilerine kumaş pantolon ve gömlek giymeyi yasakladığını belirten Ü.P, şu bilgileri paylaştı:

“Çocukların yanında asla çorap çıkarmamamız gerektiği söylendi. Üniversite öğrencisiyken kendi evlerimize okuldan arkadaşlar getirmemiz ve onlarla yemek yememiz, ilgilenmemiz istendi. Askeri lise öğrencilerinin bulundukları ile giderken biletlerini kendi ismimize almamamız, çocukları kesinlikle aramamamız söylendi. Askeri öğrencilere ima ile namaz kılmayı öğretmemiz gerektiği söylendi. Askeri lisedeki öğrenciler abdesti teyemmüm ile duvara dokunarak alacaklardı. Namazlarını kendi belirledikleri üç noktaya bakarak istedikleri pozisyonda kılabilecekleri, şüpheli durumlarda namazı bozabilecekleri anlatıldı. Bu çocuklardan, memleketlerindeyken de cuma ve bayram namazı dahil hiçbir namazı camide kılmamaları istendi. Kesinlikle diğer askeri lise öğrencileriyle bu konu hakkında konuşmaları da yasaklandı.”

Sosyal medyada sahte hesap kullandırılmış

İtirafçı Ü.P, askeri lisedeki öğrencilerin ziyareti için “ilçeye gitme” kodunu kullandıklarını, buralara giderken kot pantolon ve spor ayakkabı giymeleri konusunda talimat aldıklarını ifade etti.

Çocuklarla Bursa’da ve Konya’da buluştuklarında 40-50 metre mesafe bırakarak yürümelerinin istendiğini aktaran Ü.P, “İlçe görevindeyken gittiğimiz ev sahibine hiçbir konuda bilgi verilmemesi gerektiği söylendi. 2013-2014 yılında çocuklarla birlikte yakalanırsak bir hikaye uydurmamız söylendi. Benim, kredi ve yurtlar kurumunda kaldığım sürede evdeki arkadaşlara sahte Twitter hesapları açıp, ‘sosyal pencere’ isimli Twitter hesabının belirlediği gündem hakkında tweet atmaları istenmiş. Üzerimize telefon hattı almamamız da söylenmişti.” ifadelerini kullandı.

Başhekimin odasında toplantı yapmışlar

Ü.P, askeri öğrencilerle buluşma yerini “Selim” kod adlı S.E’nin ayarladığını, bir semt ya da mahallede aynı adı taşıyan hastanede buluştuklarını aktardı.

Bu hastanede kendilerine soru sormadıklarını anlatan Ü.P, “Öğle yemeklerimizi hastanenin yemekhanesinde yer, hastanenin mescidinde namaz kılardık. Başhekim odasında program yaptığımızda, bu odada örgütün kullandığı kitapların bulunduğunu biliyorum. Ayrıca çocukları, cumartesi ziyarete gidemediğimiz ve pazar günleri gitmek zorunda kaldığımızda Selim kod adlı S.E. tarafından hastanenin anahtarı bize verilirdi. Askeri öğrencilerin örgütün dershanesinde ya da okulunda olması tedbir gereği istenmezdi.” bilgilerini verdi.

Muhabir Fatih Gökmen

'Türkiye ile çalışmaya oldukça istekliyiz'

ANKARA – Dilara Zengin

Hitachi Sağlık İş Kolu Üst Yöneticisi Masaya Watanabe, kanser tedavisinde kullanılan parçacık ışın terapisinin Hitachi’nin sunduğu ileri teknolojilerden biri olduğunu belirterek, “Ülkenin ilk parçacık ışın tedavisi çözümünü tesis etmek için Türkiye ile çalışmaya oldukça istekliyiz.” dedi.

Merkezi Japonya‘daki Hitachi şirketi, Kurt & Kurt İthalat İhracat ve Mümessillik Anonim Sirketi’nin yüzde 75 hissesini satın almasıyla Türkiye’de sağlık alanındaki çalışmalarına hız verdi.

Türkiye’deki yatırımlarına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Watanabe, Türkiye’nin coğrafi konumuyla Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya için son derece stratejik bir önem taşıdığını, bunun yanı sıra bölgenin en büyük ve en güçlü sağlık hizmeti pazarı olduğunu söyledi.

Hitachi’nin Türkiye’deki son yatırımının hem şirket hem de Türkiye için çift taraflı bir kazanç olacağına inandıklarını vurgulayan Watanabe, “Türk hükümetinin vatandaşları için sağlık hizmetlerinde reform yapma konusundaki başarısı olağanüstü. Özellikle kamu-özel sektör iş birliğiyle Yozgat, Isparta ve Mersin’de 3 hastanenin açılmasındaki başarı, diğer ülkelerde Türkiye’deki uygulamalardan bir şeyler öğrenme isteği yaratmaktadır. Türkiye’nin uzmanlığını Bağımsız Devletler Topluluğu, Ortadoğu ve Afrika bölgelerine aktarmak için çok iyi konumlandığına inanıyoruz. Hitachi de bu hedefini desteklemek için Türkiye ile çalışmak istiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin sağlık turizmini güçlendirecek

Kanser tedavisinde kullanılan parçacık ışın terapisinin Hitachi’nin sunduğu ileri teknolojilerden biri olduğuna dikkati çeken Watanabe, “Ülkenin ilk parçacık ışın tedavisi çözümünü tesis etmek için Türkiye ile çalışmaya oldukça istekliyiz. Şu anda Bağımsız Devletler Topluluğu, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinde benzer çözümler bulunmadığı için parçacık ışın tedavisi çözümünün Türkiye’nin sağlık turizmindeki konumunu önemli derecede güçlendireceğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

Watanabe, parçacık ışın tedavisinin 15 yılı aşkın bir süredir Mayo Clinic, MD Anderson gibi dünyanın en ileri onkoloji kliniklerinde tedavi amacıyla kullanıldığını ve parçacık tedavisi sistemlerine olan ihtiyacın giderek arttığını aktardı.

Söz konusu teknolojiyi Türkiye’ye de getirmek için görüşmeler yaptıklarını kaydeden Watanabe, bu görüşmeler neticesinde Sağlık Bakanlığının da bu teknolojiye sıcak baktığını gözlemlediklerini anlattı.

1 milyon kişi evde sağlık hizmeti aldı

ANKARA – Duygu Yener

Türkiye‘de genelinde 7 yılda 1 milyon hastaya, 6 bin 500 personelle evde sağlık hizmeti verildi. Sağlık personelinin hafta sonları ve tatil günlerinde de hastaların ayağına gitmesi için çalışma yapılıyor.

Sağlıkta dönüşümün birinci fazında, 2010’da hayata geçirilen “evde sağlık hizmetleri”nden kimsesiz, engelli, yaşlı, felçli, yatağa bağımlı, kanserli, palyatif bakım gereken, hastaneden taburcu edilip idame tedavisi evde yapılacak hastalar ile kaza geçiren ve kısa süreli hemşirelik hizmetlerine gereksinim duyanlar yararlanabiliyor.

Ücretsiz verilen evde sağlık hizmetinden yararlananların, ilaç yazdırmak için aile hekimlerine gitmelerine gerek kalmıyor.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mustafa Uzun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllar içinde evde sağlık hizmetinin, nitelik ve personel anlamında hizmet kalitesi artırılarak verildiğini söyledi.

Uygulamanın başladığı 2010’dan itibaren Türkiye genelinde 1 milyon kişiye, 6 bin 500 personelle evinde sağlık hizmeti verildiğini belirten Uzun, 50 bin kişinin de evinde ağız diş sağlığı hizmetinden yararlandığını bildirdi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın talimatı üzerine, sağlıkta dönüşümün ikinci fazında evde sağlık hizmetlerinde yeniliğe gidileceğini anlatan Uzun, “Evde sağlık hizmetlerini hafta içi saat 08.00-17.00 saatlerinde veriyorduk. Bakanımızın talimatı üzerine, cumartesi, pazar ve tatil günlerinde verme anlamında da çalışmalarımızı yapıyoruz. Yakın zamanda bunu da yürürlüğe koyacağız.” dedi.

Ankara’da günlük 500 çağrıya yanıt veriliyor

Türkiye genelinde her ilde evde sağlık birimi ve bunun bağlı olduğu koordinasyon merkezleri olduğunu ifade eden Uzun, Ankara’daki koordinasyon merkezinin günlük 500 çağrıya yanıt verdiğini dile getirdi.

Uzun, evde sağlık hizmetinden yararlanmak isteyenlerin “444 38 33” telefonu aramaları gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bu hattı aradıklarında danışman hekim ve yardımcı sağlık personelimiz kendilerine yanıt veriyor. Evde sağlık hizmeti almasını gerektiğini düşündükleri hastalarımıza randevu veriyorlar. Hastalarımızın da müsait olduğu saatlerde anlaşılıyor ve evlerine bu hizmetleri götürüyorlar. Vatandaşlarımız, aile hekimleri ya da internet ortamından da başvuru yapabilirler.

Türkiye genelinde şu anda 320 bin aktif hastaya hizmet vermekteyiz. Hastalarımızdan 20 binine evlerinde ağız ve diş sağlığı hizmeti veriliyor.”