Kaçakları taşıyan bot Meriç Nehri'nde alabora oldu

EDİRNE

İddiaya göre, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu bot, Meriç Nehri üzerinden yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçmek isterken alabora oldu.

Sınırda nöbet tutan hudut askerlerinin yardım çığlıkları duyduklarını belirtmeleri üzerine olay yerine AFAD ekipleri çağrıldı. 

Görgü tanıkları lastik botta 8-10 kişilik bir grubun olduğunu anlattı.

Patlamış lastik bot bulundu

Ekipler, nehirde botlarla arama çalışması başlattı. Arama sırasında kaçaklara ait olduğu düşünülen patlamış lastik bot da bulundu.

Çocuk cesedine ulaşıldı

Nehirde su seviyesinin çok yüksek ve akıntının fazla olması nedeniyle AFAD ekipleri yaklaşık 12 kilometrelik bir alanda arama kurtarma çalışmalarını yürüttüğü sırada Dr. Mehmet Müezzinoğlu Köprüsü yakınlarında bir çocuk cesedine ulaşıldı.

Cesedin sabah saatlerinde battığı belirtilen kaçak grubundan olduğu düşünülüyor.

Muhabir: Salih Baran-Hakan Mehmet Şahin

Şehit çocukları 'devlet şefkati' ile hayallerine kavuşacak

ORDU – EYÜP ELEVÜLÜ

Ordu Valisi Seddar Yavuz, yüzlerini güldürmek istediği şehit ve gazi çocukları ile il genelinde belirledikleri yetim çocuklara isteklerini kendisiyle paylaşmaları için mektup gönderdi.

Çocukların mektuplarında kaleme aldığı, babaları hayatta olsaydı yapmak istedikleri aktivitelerden teknolojik ürünlere kadar çeşitli taleplerini inceleyen Vali Yavuz, tüm mektupların gelmesiyle istekleri yerine getirecek.

Vali Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, devletin ve hükümetin temsilcisi sıfatıyla özellikle vatan uğruna canlarını feda eden şehitler ile kahraman gazilerin ailelerine önem verdiklerini söyledi.

Şehit ve gazi ile ahirete intikal etmiş ailelerin çocuklarının devletin şefkatine emanet edildiğini vurgulayan Yavuz, “Acaba bu kardeşlerimizin gönlünü nasıl alırız, dedik. ‘Bu kardeşlerimizin babası olsaydı neyi gerçekleştirmek isterlerdi, hayalleri neydi, bugün acaba biz onlara ne yaparsak mutlu edebiliriz’ diye şehit, gazi çocuklarımıza ve yetimlerimize birer mektup yazdık.” dedi.

Söz konusu çocuklara yönelik “Yapmak istediğiniz hayallerinizi bizimle paylaşın ve vali amcanız bu hayallerinizi sizin için gerçekleştirsin” şeklinde mektup hazırladıklarını anlatan Yavuz, “Mektuplarımız çok şükür bahsettiğimiz kesimlere ulaştı. Şu anda dönüşleri başladı. Gruplandırıp kategorize edeceğiz. Dolayısıyla bu istekleri en güzel şekilde karşılayıp kardeşlerimizi mutlu etmek istiyoruz.” diye konuştu.

Yavuz, bu çalışmanın, toplumsal kucaklaşmayı daha da arttıracağını ümit ettiğini belirterek, “İnanıyorum ki bütün insanların yüzünde tebessüme sebep olmak gibi bir güzelliği de barındıracak. Mektup yazan, güzel dileklerini paylaşan kardeşlerimize teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.

Babalarıyla yapmayı hayal ettiklerini vali ile yapmak istiyorlar

İlginç ve güzel mektuplar gelmeye başladığına işaret eden Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelen mektuplar içerisinde özellikle şehit çocuklarımızın bir kısmının, hayatta olsaydı babasıyla yapmak istediği aktiviteleri bizimle yapmak istediği yönünde düşünceleri oldu. Ayrıca televizyon kanallarında terörle mücadele ile ilgili dizilerin setlerine gitmek isteyen, oyuncularıyla tanışmak isteyen ve babalarını oradaki kahramanlarla özdeşleştiren çocuklarımız oldu. Bunun dışında Vali Konağını milletin konağı haline dönüştürmemiz vesilesiyle gelen çok sayıda şehit eşi, bu çalışmaların devamı yönündeki mutluluklarını ifade ediyor. Bir şey istemeyip ‘Sadece yanımızda olmaya lütfen devam edin, çok mutluyuz’ diyen kardeşlerimiz var.”

Mektupların gelmeye devam ettiğini ve başka ihtiyaçlar da çıkabileceğini aktaran Yavuz, mektupların dönüşü tamamlandığında hayalleri gerçekleştirmek için faaliyete geçeceklerini kaydetti.

Yavuz, bir çocuğun, araba şeklinde yatak istediğini de belirterek, “Çocuğumuz, ‘Araba şeklinde yataklar var, bana ondan alabilir misin’ dedi. Onun talebini de inşallah en kısa sürede yerine getireceğiz.” dedi.

Rejim güçleri minik Şeyma'yı karanlığa hapsetti

GAZİANTEP – Özkan Beyer

Suriye‘nin Halep ketinden yaklaşık 2 yıl önce Türkiye’ye geldikleri sırada, rejim güçlerinin araçlarına roketle saldırması sonucu Tafili ailesinden 10 yaşındaki Abdulvahap olay yerinde hayatını kaybetti, 7 yaşındaki kardeşi Şeyma ise başına isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle görme yetisini kaybetti.

Saldırının ardından anne Beraim tarafından Kilis’e, ardından da Gaziantep’e getirilen Şeyma, o “kara günden” bu yana Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi görüyor.

Görme yetisini kaybetmesine rağmen hayat dolu duruşuyla dikkati çeken Şeyma, en çok okulunu ve arkadaşlarıyla oyun oynamayı özlüyor.

Elinden eksik etmediği oyuncak stetoskopuyla doktor olmanın hayalini kuran Şeyma, kendisi gibi hastalara şifa dağıtmak istiyor.

Anne Beraim Tafili, AA muhabirine yaptığı açıklamada, savaştan önce Halep’te yaşadıklarını ve çok mutlu bir hayatlarının olduğunu belirtti.

Şeyma’nın Gaziantep ve Kilis’te ameliyat olduğunu dile getiren Tafili, şunları anlattı:

“Saldırıda başı zarar görmüştü, iyileşti ancak ‘Gözleri için yapılacak bir şeyin olmadığı, Türkiye’de şu anda bir tedavinin olmadığı’ söylendi. Çocuğumun yurt dışında tedavi görmesi gerekiyor. ABD ve Kanada’daki yakınlarımız aracılığıyla birkaç hastaneye başvurduk, tetkiklerini gönderdik. Oradaki doktorlar iyileşme ihtimali olduğunu ama Şeyma’yı muayene etmeleri gerektiğini söylediler. Bu konuda Türk halkından ve hükümetinden kızım için yardım bekliyoruz. Kendim için kimseden yardım istemiyorum, sadece kızımın gözleri açılsın yeter. Kızım görmek istiyor. En çok da okula gitmeyi özlüyor. Arkadaşlarıyla beraber oyun oynamak istiyor. Onun koşup, yüzünün güldüğünü, mutlu olduğunu görmek istiyorum.”

Küçük Şeyma da gözlerini kaybettiği için çok üzgün olduğunu söyledi.

Artık görmek istediğini belirten Şeyma Tafili, “Arkadaşlarımla oyun oynamak istiyorum. En büyük hayalim, doktor olmak. Benim gibi hastaları iyileştirmek istiyorum.” dedi.

Darbeci polislere ceza artırımı

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Haymana İlçe Emniyet Müdürlüğünde darbecilere direnmek isteyen emniyet mensuplarını engelledikleri belirtilen 7 eski polisin cezalandırılmasına ilişkin gerekçeli karar açıklandı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince 2 Ekim’de verilen kararın gerekçesinde, sanıklar Eyüp Sami Duran ile Serdal Bilgin’e “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan müebbet hapis cezası verilirken, “terör örgütü üyeliği” nedeniyle sanıklar Tuncay Avcı 12 yıl, İhsan Taha Demirci 10 yıl 6 ay ve Hacı Ülger ile Talip Çolak da 9’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Firari sanık Seyit Ahmet Duman’ın dosyası ise ayırıldı.

Sanıklara verilen cezaların gerekçeleri hakkında ayrıntılı açıklamaların yer aldığı kararda, aynı zamanda FETÖ’nün yapısı, işleyişi, mali kaynakları, kamu kurumlarına sızma stratejisi ve 15 Temmuz darbe girişiminin nasıl yapıldığı ele alındı.

Örgütün öncelikli amacının kamu kurumlarında yer edinmek için her yolu “mübah” kabul ettiği vurgulanan kararda, örgüt mensuplarının deşifre olmamak için “tedbir” adı altında gizlendikleri, bulundukları ortama ayak uydurdukları ifade edildi.

Kararda, 15 Temmuz 2016’daki kanlı darbe girişiminin, FETÖ üyesi askerler tarafından yapıldığı, bu kapsamda Türkiye’nin birçok yerinde darbe girişiminde yer aldıkları belirlenen sanıklar hakkında davalar açıldığı, bu kapsamda Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince görülen bazı davaların karara bağlandığı hatırlatıldı.

Gerekçeli karara göre, “sivil imamlar Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek’in cuntanın merkez üssü Akıncı’da bulunmaları”, “kalkışmaya ilişkin mahkeme kararları”, “derdest dava dosyaları”, “yürütülen soruşturmalar”, “itirafçı beyanları” ve “resmi kurumların tespitleri” darbe girişiminin FETÖ’cü bir kalkışma olduğunu ortaya koydu.

Kararda, “15 Temmuz darbe teşebbüsünün uluslararası güç odaklarının desteği ile Türk Silahlı Kuvvetlerine sızan FETÖ/PDY mensuplarınca gerçekleştirildi.” tespitine yer verildi.

Örgüt üyelerinin kendi aralarında iletişim kurmak için özel programlar geliştirdiklerine de işaret edilen kararda, güçlü kriptolama özelliğine sahip ByLock’a ilişkin Yargıtay 16. Ağır Ceza Dairesinin, “ByLock örgüt üyeliği için delildir.” tespitine atıf yapıldı.

Söz konusu sanıkların da bu programın kullanıcısı olduklarına dikkat çekilen kararda, yazışma içeriklerine ulaşıldığı kaydedildi.

Sanıkların eylemi

FETÖ’nün emniyet birimlerine sızdırdığı polislerin, 15 Temmuz hain girişimine destek verdiği vurgulanan gerekçeli kararda, eski emniyet amiri Mithat Aynacı’nın İstanbul Emniyet Müdürlüğüne saldıran zırhlı aracın içinde askeri kamuflajla yakalandığı hatırlatıldı.

Eski emniyet müdürü Zeki Taşkın’ın da örgüt mensubu polislere, darbecilere destek olmaları için mesajlar gönderdiği tespit edildiği ifade edilen kararda, FETÖ’cü polislere, “darbecilere karşı direnilmemesi”, hatta “direniş çabalarının engellemesi” ve “silah alıp direnenlerin indirilmesi” şeklinde talimat verildiği belirtildi.

Bu talimatları içeren mesajların, FETÖ soruşturmaları kapsamında farklı yerlerde tutuklanan polislerin telefonlarında ele geçirildiği belirtilen kararda, “Mesajların içerikleri dikkate alındığında FETÖ/PDY, emniyet birimlerine sızdırdığı personeline örgütsel çağrı yaparak darbenin başarıya ulaşması ve darbeye karşı direniş hareketlerinin gerçekleşmemesi için çaba gösterildiği görülmektedir.” değerlendirmesine yer verildi.

Gerekçeli kararda, Haymana İlçe Emniyet Müdürlüğünde davaya konu olayın da bu kapsamda geliştiği kaydedildi.

Olay tarihinde sanıklar Serdal Bilgin’in Haymana ilçe emniyet müdürü, Hacı Ülger’in emniyet amir yardımcısı, Eyüp Sami Duran’ın başkomiser, Talip Çolak, İhsan Taha Demirci ve Tuncay Avcı’nın ise komiser olarak görev yaptıkları belirtilen kararda, söz konusu isimlerin 17-25 Aralık kumpas soruşturmalarından sonra “örgüt üyeliği” şüphesiyle emniyetin kritik birimleri istihbarat, terörle mücadele ile kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele şubelerinden alınarak Haymana’ya atandıkları anlatıldı.

Gerekçeli karara göre, darbe girişiminin anlaşılmasıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü, cuntaya karşı mücadele etmeleri ve halkı bu yönde örgütlemeleri için bütün personeline çağrıda bulundu.

Bu gelişmeye rağmen sanık Serdal Bilgin, Haymana emniyetindeki görevli personeli toplayarak, ”Arkadaşlar, kimse ferdi hareket etmeyecek. Hepimizin çoluğu çocuğu var. Çayınızı için. Sabah sağ salim evimize gideceğiz.” diyerek, darbeyi destekleyen beyanlarda bulundu.

Bilgin, örgüt mensubu olmayan polislerin darbecilere karşı kullanmasını engellemek için uzun namlulu silahların bulunduğu dolabı kilitlemesi için sanık Eyüp Sami Duran’a talimat verdi.

Talimatı yerine getirdiği tespit edilen Duran da sanık Tuncay Avcı’ya WhatsApp’tan ”Eğer askerler gelirse karşılık vermeyin, çatışmaya girmeyin.” mesajını gönderdiği soruşturma aşamasında ortaya çıktı.

Hüküm

Kararda soruşturma savcısının, “Anayasal düzene karşı işlenen suçlara” ilişkin düzenlenen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 309, 311 ve 312. maddeleri gereğince sanıkların üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarını talep ettiği hatırlatıldı.

Serdar Bilgin ve Eyüp Sami Duran’ın eylemleriyle “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” düzenlemesini içeren 309. maddedeki bütün unsurları gerçekleştirdikleri vurgulanan kararda, sanıkların ayrıca söz konusu kanunun 311 ve 312. maddelerince cezalandırılmalarına imkan bulunulmadığı ifade edildi.

Bu kapsamda iki sanığa önce “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” veren mahkeme, TCK’nin 62/1 maddesince takdir indirimine giderek sanıkların cezasını “müebbet hapse” çevirdi.

Sanık İhsan Taha Demirci’nin ise “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından beraatine karar veren mahkeme, sanığın “silahlı terör örgütüne üye” olduğuna hükmetti.

Buna göre Demirci’nin 7 yıl hapisle cezalandırılmasına karar veren mahkeme, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) hükümlerince sanık hakkında yarı oranda artırım yaparak cezasını 10 yıl 6 aya çıkardı.

Sanık Tuncay Avcı’nın da “Anayasal düzene karşı işlenen suçlar” açısından suçsuz olduğunu kararlaştıran mahkeme, sanığa, “silahlı terör örgütüne üye” olmaktan TCK’nin 314/2. maddesi gereğince 8 yıl hapis cezası verdi. Yarı oranda artırım yapılmasıyla sanığın 12 yıl hapisle cezalandırılması kararlaştırıldı.

Sanık Hacı Ülger ve Talip Çolak’ın “anayasal düzene karşı suç işlediklerine” dair bir eylemin gerçekleşmediğine hükmeden mahkeme, her iki sanığın silahlı terör örgütü FETÖ üyesi olmaları gerekçesiyle 6’şar yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

Sanıklar hakkında takdir indirimine yer olmadığına hükmeden mahkeme, yarı oranda artırım yaparak bu cezayı 9 yıla çıkardı.

Ayrıca davaya katılan 65. Hükümet ile Emniyet Genel Müdürlüğün avukatlarının 7 bin 920 TL tutan vekalet ücretinin, sanıklar Serdar Bilgin ve Eyüp Sami Duran’dan tahsil edilmesine karar verildi.

Muhabir: Tanju Özkaya,Serdar Açıl,Ferdi Türkten