Alperen Ocaklarından ABD'nin 'Sınır Güvenliği Gücü' kararına tepki

ANKARA

Alperen Ocakları Ankara İl Başkanlığı, ABD‘nin Suriye‘de sözde “Sınır Güvenliği Gücü” kurma planını protesto etmek amacıyla ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı.

Alperen Ocakları Ankara İl Başkanı Mehmet Zahid Ayan, burada yaptığı açıklamada, ABD’nin PYD’yi Suriye’de iç savaşın çıktığı günden beri silahlandırdığını ve kendisine müttefik kabul ettiğini belirterek, “Küresel terörist ABD, önüne yal koyduğu, boynuna tasma taktığı köpeklerini en son teknoloji silahlarla donatarak devletimize ve milletimize kafa tutmakta, sınırlarımız dibinde tehdit haline gelen terörist oluşumları alenen destekleyerek terör seviciliğini her fırsatta göstermektedir.” dedi.

ABD sözcüsünün 30 bin teröristle sözde sınır güvenlik gücü kuracağını açıklamasının teröristleri desteklediğinin açıkça göstergesi olduğunu ifade eden Ayan, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde terör bölgesi kurma çalışması olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin sınır güvenliği ve ülke menfaatleri için Suriye’nin kuzeyinde operasyonlar gerçekleştireceğini söyleyen Ayan, “Devletimizin ve hükümetimizin başta Afrin olmak üzere, sonrasında da tüm PYD bölgelerine kararlı bir askeri harekat gerçekleştirmesi elzem hale gelmiş ve bunun neticesinde şanlı ordumuz Afrin’i kuşatmıştır. Devletimizin ve hükümetimizin PYD-PKK bölgelerine yönelik yapacağı askeri hareketi destekliyoruz.” diye konuştu.

Açıklamanın ardından Ayan ve beraberindekiler, slogan eşliğinde ABD Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı.

Muhabir: Aykut Karadağ

NATOPA Türk Grubundan ABD'nin Suriye planına ilişkin açıklama

ANKARA

NATO Parlamenter Asamblesi (NATOPA) Türk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar,ABD’nin taahhüt ve beyanatlarıyla çelişen şekilde PYD/YPG’yle iş birliğinin sürdürülmesinin, bu çerçevede PYD/YPG komutasında sözde ‘Suriye Sınır Güvenlik Gücü’ oluşturulmasının ve aynı zamanda NATO’nun da sınırını oluşturan güneydoğu sınırlarımızın ötesinde hem ülkemizin ulusal güvenliğine hem de bu itibarla NATO’ya tehdit teşkil edeceği aşikardır.” ifadesini kullandı.

NATOPA Türk Grubu Başkanı Çonkar, yaptığı yazılı açıklamada, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan PYD/PKK güdümlü SDG’nin komutasında faaliyet gösterecek “Suriye sınır güvenliği gücü” oluşturulması amacıyla DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) son günlerde PYD/PKK ile çalıştığı yönündeki haberleri endişe ve esefle takip ettiklerini bildirdi.

Çonkar, “NATOPA Türk Delegasyonu olarak katıldığımız tüm toplantılarda ve ikili görüşmelerimizde ABD’li ve diğer müttefik ülkelerden muhataplarımıza PYD/YPG terör örgütüyle yapılan iş birliğinin büyük bir hata olduğunu ve bunun müttefik dayanışmasıyla asla bağdaşmadığını defalarca ilettik.” ifadesine yer verdi.

Terör örgütü PYD/PKK’ya verilen desteğin, NATO değerleriyle uyuşmadığını, bölgedeki terör ve istikrarsızlık ortamına çözüm olmayacağını ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne zarar vereceğini vurguladıklarını belirten Çonkar, şunları kaydetti:

“DMUK kararı olduğu belirtilmekle birlikte nasıl alındığı belli olmayan ve DMUK’un üyesi sıfatıyla Türkiye’yle danışılmayan bu kararla ABD’nin PKK uzantısı PYD/YPG’yi bölgede kalıcı hale getirmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu durum, ABD’li muhataplarımızın bugüne kadar tarafımıza ilettiği ve mütemadiyen reddettiğimiz, terör örgütü PYD/YPG’yle iş birliğinin sadece DEAŞ’la mücadele kapsamında olduğu ve mücadele sonunda iş birliğinin sonlandırılacağı yönündeki söylemlerinin dahi samimi olmadığını ortaya koymaktadır.

ABD’nin taahhüt ve beyanatlarıyla çelişen şekilde PYD/YPG’yle iş birliğinin sürdürülmesinin ve bu çerçevede PYD/YPG komutasında sözde ‘Suriye Sınır Güvenlik Gücü’ oluşturulmasının, aynı zamanda NATO’nun da sınırını oluşturan güneydoğu sınırlarımızın ötesinde hem ülkemizin ulusal güvenliğine hem de bu itibarla NATO’ya tehdit teşkil edeceği aşikardır.”

Çonkar, karar vericilere, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilere tamiri mümkün olmayan zararlar vermeden bu adımdan derhal vazgeçme çağrısında bulunarak, Türkiye’nin, ulusal güvenliğine yönelik her türlü tehdidi bertaraf etme kararlılığının ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlılığının altını bir kez daha altını çizdiklerini bildirdi.

Muhabir: Zuhal Demirci

Darbe girişiminden önce Öksüz'le görüşen astsubay tutuklandı

AYDIN

Aydın‘da, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) kripto yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 17 şüpheliden 13’ü daha tutuklandı.

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ’nün TSK’daki kripto yapılanması soruşturması kapsamında gözaltına alınan aralarında asker ve sivil imamların da bulunduğu 17 şüpheli daha emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

Aralarında FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden 3 gün önce örgütün sözde “hava kuvvetleri imamı” firari Adil Öksüz ile görüşen astsubay E.O’nun bulunduğu şüphelilerden 13’ü tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Gözaltındaki 6 şüphelinin işlemleri devam ediyor.

Operasyon

Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince FETÖ’nün TSK’daki kripto yapılanmasına yönelik Aydın merkezli 17 ilde 12 Aralık’taki operasyonda aralarında albay, yarbay gibi üst rütbeliler ve mahrem imamların da bulunduğu 30 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınan bir mahrem imam ve astsubayın, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden 3 gün önce örgütün sözde “hava kuvvetleri imamı” firari Adil Öksüz ile Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde görüştükleri belirtilmişti. 18 Aralık’ta adliyeye sevk edilen 7 zanlıdan 4’ü tutuklanmış, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Muhabir: Ferdi Uzun

FETÖ mensuplarının kaçış planı ByLock'ta

AYDIN – FERDİ UZUN – MEHMET ÇALIK

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Aydın “il imamı” tutuklu sanık Abdulbekir Kalkan ile örgütün Erzurum’daki kasası olarak bilinen tutuklu sanık Ünal Üneş’in gizlenme ve yurt dışına kaçma planı, ByLock yazışmalarına yansıdı.

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açılan 29’u tutuklu 60 sanığın yargılandığı davanın dosyasına, örgütün “il imamı” Abdulbekir Kalkan’a ait ByLock yazışmaları da eklendi.

2015-2016 yıllarına ait gizli yazışmalarda, örgütün “Erzurum kasası” olarak bilinen tutuklu sanık Üneş, saklanmak için neler yapması gerektiği konusunda Kalkan ile fikir alışverişinde bulunuyor.

Her iki sanığın da saklanmakta güçlük çektiğine yönelik yazışmaların dikkati çektiği ByLock mesajlarında, Üneş’in şapka ve top sakalla kamufle olduğuna yönelik ifadeler yer alıyor.

Üneş’in polisin peşinde olduğunu yazması üzerine Kalkan’ın “Gel deniz yolundan Yunanistan’a çıkaralım. Ankara tehlikeli olabilir. Sen toplu taşımalara binme. Son listelerde adın geçiyor. Tehlikeli olabilir. Ortalıkta görünme gerekirse bir arkadaş seni bıraksın” şeklinde cevaplar vermesi dikkati çekti.

FETÖ sanıkları Üneş ve Kalkan arasında geçen diyaloglar şöyle:

Üneş: Ben yurt dışına çıkamıyorum. Yurt içinde saklanacağım yer arıyorum. Ankara, Antalya yer arıyorum…

Kalkan: Olabilir. Gel deniz yolundan Yunanistan’a çıkaralım

Üneş: Kimseyle irtibatım olmayacak. Telefon yok. Sen nerede kalıyorsun. Yarın müsait mi? Hafta sonu 2 günlüğüne gelirim müsaitse

Kalkan: Hafta içi yeni hafta sonu eski yerdeyim. Yarın Denizli’de olacağım ama hafta içi görüşebiliriz. Sen toplu taşımalara binme. Son listelerde adın geçiyor

Üneş: Ya ne yapayım neye bineyim

Kalkan: 150 kişilik büyük abiler listesine 30 kişi daha eklemişler. O 30 kişilik listede varsın. Seni haberdar etmediler mi

Üneş: Biliyorum çatı dava içine atmışlar

Kalkan: Yani ortalıkta görünme. Gerekirse bir arkadaş seni bıraksın. Normal telefon kullanma. İnternet üzerinden görüş

Üneş: Şapka ve top sakalla çıkıyorum

Kalkan: Güzel. Çok ortalıkta görünme

Yunanistan’a kaçma hazırlığı yaparken yakalanmışlardı

Muğla’nın Marmaris ilçesinde 4 Kasım’da, Söğüt ve Bozburun mahallelerinde tekneyle Yunanistan’a kaçma hazırlığı yapan, aralarında FETÖ’nün “Aydın il imamı” Abdulbekir Kalkan ve örgütün Erzurum’daki kasası olarak bilinen “Habbab Hoca” lakaplı Ünal Üneş’in de bulunduğu 9 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

Manisa'da 'gaybubet evi'nde 2 FETÖ firarisi yakalandı

MANİSA

Manisa‘da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturmalar kapsamında örgütün “gaybubet evi” diye nitelendirdiği ikamette, aranan 2 kişi gözaltına alındı.

Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, Terörle Mücadele ile İstihbarat Şubesi ekiplerinin çalışmaları sonucunda, örgüt tarafından “gaybubet evi” olarak nitelendirilen bir adres tespit edildi.

Bu adrese düzenlenen operasyonda, daha önceki FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan ve firari oldukları belirlenen F.Ö. ve E.Ö. gözaltına alındı.

Zanlılar, Manisa Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Muhabir: Zekeriya Güneş

Manisa merkezli 9 ilde FETÖ operasyonu: 10 gözaltı

MANİSA

Manisa merkezli 9 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 10 kişi gözaltına alındı.

Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde FETÖ/PDY’ye yönelik “ışık evleri” soruşturması kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri tarafından Manisa, İzmir, İstanbul, Aydın, Bursa, Kocaeli, Tokat, Konya ve Denizli illerinde düzenlenen operasyonlarda 10 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüphelilerin öğrenci oldukları, aralarında “ByLock” kullanıcıları ve “mahrem yapı”nın üst düzey yöneticilerinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan hakkında yakalama kararı bulunan 1 kişinin ise Kuzey Irak’a kaçtığı bildirildi.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Muhabir: Haluk Satır

Bakanlıktan 'patlayan' uçan balonlara önlem

ANKARA – Deniz Çiçek Palabıyık

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri, son dönemde uçan balon kaynaklı patlama ve yaralanmaların sıkça gerçekleşmesi üzerine konunun taraflarıyla İstanbul’da bir araya geldi. 

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü koordinesinde yapılan toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Ticaret Odası, düğün-parti organizasyonu, gaz dağıtım ve laboratuvar firmalarının temsilcileri katıldı. Toplantıda, balon üretimi, dolumu ve perakende ticaretini yapan sektörün tüm paydaşlarıyla görüş alışverişinde bulunuldu.

Patlayan gazlara önlem

Yapılan değerlendirmeler sonucu, uçan balon kaynaklı alev alma, patlama ve yangın olaylarının, yanıcı olmayan helyum gazı yerine daha düşük maliyetli asetilen gibi patlayıcı gazların kullanılmasından kaynaklandığı belirledi. Toplantıda, bu gazlarla dolum yapılarak, çoğunlukla sokak satıcıları tarafından çocuklara satılan balonlara ilişkin basına yansıyan birçok kaza ve yaralanmaya dikkat çekildi. Belediye ve zabıta yetkilileriyle de riskli uçan balonların satışını yapan sokak satıcılarına yönelik yapılabilecekler değerlendirildi.

Bakanlığın, katılımcıların önerilerini de dikkate alarak, balonların dolumunda helyum gazı kullanılmasının zorunlu olmasına yönelik düzenleme yapması konusunda fikir birliğine varıldı. Buna göre, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca konuya ilişkin mevzuat düzenlemesi hazırlanacak.

Bakanlık, sorunun çözümü için sertifika ve logo uygulamaları, kullanıcıların ve son satıcıların bilgilendirilmesi, kamu spotu hazırlanması, helyum takip sisteminin kullanılması, teknik analiz çalışmaları, zabıtayla iş birliği ve ceza uygulanması gibi konuları da gündemine aldı.

Raf denetimleri artırılıyor

Söz konusu ürünlere yönelik raf denetimlerine ağırlık veren Bakanlık yetkilileri, tüketicinin bilinçlenmesi için de uyarılarda bulundu. Yetkililerce, tüketicilerin merdiven altı dolum yapılan uçan balonların oluşturacağı tehlikelere maruz kalmamaları için güvenilir satış yerlerinden alışveriş yapması tavsiye edildi. Çocukların okul bahçesi, park gibi yerlerdeki seyyar satıcılardan balon almaması uyarısında bulunuldu. Parti ve düğün organizasyonu yaptıracak tüketicilerle mağaza açılışı gibi etkinlikler gerçekleştirecek işletme sahiplerinin de balonların dolum işleminde helyum kullanılıp kullanılmadığını mutlaka sorgulaması istendi.

Felç tedavisine örümcek zehri

ANKARA

Avustralya’da yürütülen bir araştırma örümcek zehrinin felç tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koydu.

Yerel medyada yer alan haberlere göre, Avustralyalı bilim insanları, örümcek zehrindeki bir proteinin, beyni felç sonrasında oluşabilecek hasardan koruyabileceğini saptadı.

Queensland ve Monash üniversitelerinden araştırmacılar, Avustralya’nın kuzeyinde yer alan Queensland eyaletine bağlı Fraser Adası’nda dünyanın en zehirli örümcekleri arasındaki 3 “huni yuvalı örümcek” yakaladı.

Zehirdeki protein felç sonrasında beyinde hasar oluşmasını önlüyor

Laboratuvar ortamında örümceklerin zehirlerini çıkaran araştırmacılar, pipet yardımıyla aldıkları zehirde bulunan Hi1a proteininin örneğini üretti.

Üretilen protein örneğini farelere enjekte eden araştırmacılar, proteinin, felç sonrasında beyinde hasar oluşmasının temel etkeni olan beyindeki asit algılayan iyon kanallarını tıkadığını belirledi.

Queensland Üniversitesi’nde görevli Glenn King, çalışmayla ilk kez felç sonrasında beyinde oluşan hasarı azaltmanın yolunu bulduklarını söyledi.

King, Hi1a’nın, felç nedeniyle beynin oksijensizlikten en çok etkilenen ve hızlı hücre ölümü nedeniyle genellikle tedavisinin zor olduğu bölgesini de koruduğunu ifade etti.

Araştırmanın sonuçları, merkezi Washington’da bulunan Ulusal Bilimler Akademisi (PNAS) dergisinde yayımlandı.

Muhabir:Büşra Selvi Öğütcen