Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'li Pekşen hakkında suç duyurusu

ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon programındaki ifadeleriyle kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen hakkında suç duyurusunda bulundu.

Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede, Pekşen’in 9 Ocak 2018’deki “Türkiye Nereye” adlı televizyon programına katıldığı belirtildi ve Pekşen’in buradaki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili sözleri nakledildi.

Haluk Pekşen’in ifadeleriyle, Erdoğan’a alenen hakaret ettiği kaydedilen dilekçede şunlar kaydedildi:

“Şüphelinin, açıklamalarında geçen hususlar tamamen gerçek dışı olup hayal mahsulüdür. Bu tarz akıl ve mantık dışı iddialarla gündeme gelmek, şüphelinin siyasi alışkanlığı haline gelmiştir. Ancak konumu ne olursa olsun hiç kimsenin iftira atma ve hakarette bulunma özgürlüğü bulunmamaktadır. Başkalarının onur, şeref ve saygınlığı ifade özgürlüğünün sınırlarından biri olup, bu sınıra tecavüz edenlerin eylemlerinden sorumlu tutulması hukuk devleti olmanın bir gereğidir.”

Pekşen’in açıklamalarının Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun unsurlarını ihtiva ettiği belirtilen dilekçede, Anayasa’nın 104. maddesine göre Cumhurbaşkanının, devletin başı olduğuna ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletinin birliğini temsil ettiğine dikkat çekildi.

Dilekçede Pekşen’in açıklamalarının düşünce ve ifade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtildi.

Gerek ifade özgürlüğünün, gerekse bireyin şeref ve itibarının korunması haklarının, Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) düzenlendiğine yer verilen dilekçede, iç hukukta ve AİHS’de güvence altına alınan iki hak arasında hiyerarşi bulunmadığı bildirildi.

Bununla birlikte ifade özgürlüğünün sınırsız bir hak olmadığı ve AİHS’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen amaçlarla sınırlandırılabildiği kaydedilen dilekçede, “Başkalarının şöhret ve haklarının korunması, yani özel hayata saygı hakkı da ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasında meşru amaçlardan biri olarak hem sözleşme hem de Anayasa tarafından kabul edilmektedir.” denildi.

Dilekçede, bu doğrultudaki Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları örnek gösterildi ve Pekşen hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan kamu davası açılması istendi.

Muhabir: Zafer Fatih Beyaz, Barış Kılıç

'Taşerona fiilen son veren ilk kurum Cumhurbaşkanlığı'

ANKARA

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 819 taşeron işçisine sözleşmeli personel statüsü tanınmasıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin, taşeron uygulamasına fiilen son veren ilk kamu kurumu olduğunu açıkladı.

Kalın, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde taşeron uygulamasının sona erdiğini bildirdi.

Böylece Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin, taşeron uygulamasına son veren ilk kamu kurumu olduğunu vurgulayan Kalın, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği bünyesinde alt işveren taşeron işçisi olarak görev yapan 819 personelin bulunduğunu kaydetti.

Kalın, 1 Ocak 2018 tarihi itibarıyla bu kişilerin “hizmet sözleşmeli” statüde istihdam edilmeye başlandığını vurgulayarak, “İlgili çalışmaların tüm kamu kurumlarımızda en kısa zamanda tamamlanmasını bekliyoruz. 819 taşeron işçisine sözleşmeli personel statüsü tanınmasıyla birlikte Cumhurbaşkanlığı, taşeron uygulamasına fiilen son veren ilk kamu kurumu oldu.” ifadesini kullandı.

Kamu sektöründe taşeron uygulamasının kaldırılması için beklenen adım Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda atılmış, ilgili düzenleme 696 sayılı KHK ile yapılmıştı.

Bu çerçevede, taşeron işçilerinin kamu işçisi olması yönünde çalışmalar başlatıldı.

İmam Hatip Spor Oyunları'nda kupa heyecanı yaşandı

İSTANBUL

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Öncü Gençlik ve Spor Kulübü tarafından organize edilen İstanbul İmam Hatip Liseleri Arası Geleneksel ve Modern Spor Oyunları’nda başarılı olan okullar kupalarını aldı.

Türkiye Atletizm Federasyonu Atletizm Salonu’nda gerçekleştirilen ödül törenine Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci’nin yanı sıra çok sayıda izleyici katıldı.

İki ay süren ve yaklaşık 500 öğrencinin 10 ayrı branşta yarıştığı oyunların ödül töreni çeşitli gösterilerle başladı.

Organizasyonda bir konuşma yapan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, imam hatiplilerin arasından şampiyonlar çıkmasını beklediğini anlatarak, “Biz gençlerimizle gurur duyuyoruz. İmam hatipli gençler arasından Avrupa, dünya ve olimpiyat şampiyonları çıkacak. Hem okuyacağız hem çalışacağız hem spor yapacağız. Okul sporlarının daha aktif olması için Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte çalışmalarımızı arttıracağız. Okul sporları için 65 milyon lira bütçe ayırdık, bu yıl bütçeyi iki katına çıkaracağız. Ortaokuldaki, lisedeki gençlerin spor yapmasını istiyoruz. Spor sizi uyuşturucudan, bağımlılıktan uzak tutacak. Bu tesisle geleceğin şampiyonları için yapıldı. Sizlerle gurur duyuyoruz. Milli manevi değerlere sahip gençlerimiz güçlü Türkiye için çalışmaya devam edecek.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem iyi bir sporcu hem de imam hatipli olduğunu belirten Bak, şunları kaydetti:

“Delikanlım işaret aldığın gün atandan, yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan. Size selam getirdim Recep Tayyip Erdoğan’dan. Cumhurbaşkanımız iyi bir sporcu ve imam hatipli. Sporu onun kadar bilen yok. Takım kaptanlığı yaptı, kulüp idareciliği yaptı. Hep sporun içindeydi. Türkiye’nin dört bir yanında futbol sahaları, kapalı spor salonları, yüzme havuzları, çeşitli spor tesisleri iktidarı döneminde ülkemize kazandırıldı. Belediye başkanı seçildiğinde bize talimat verdi, ‘bütün mahallelere, kulüplere spor tesisi yapacağız’ dedi. Spor tesisi önemli ama tesislerin içini doldurmak da önemli.” 

Canbey: “Okullarımızda lisanslı sporcu sayısını hızla artırmak zorundayız”

Öncü Gençlik ve Spor Kulübü Başkanı Mustafa Canbey de sporun hayatın bir parçası olması gerektiğinin altını çizerek, “İmam hatip okullarında yeşeren fidanlarıyla Türkiye yeniden ümmetin umudu ve sancaktarı haline geldi. Hepimiz imam hatipli bir Cumhurbaşkanı ile ulaştığımız refahın ve uluslararası itibarın farkındayız. Bu milletin fertleri olarak ülkemizin geleceği için çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Sporu hayatımızın olmazsa olmaz bir parçası haline getirmek zorundayız. Sporu yaşam kalitemizi yükselten bir değer olarak görmeliyiz. Okullarımızda lisanslı sporcu sayısını hızla artırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Başkanı Halit Bekiroğlu da gençlere sporla uğraşmalarını tavsiye etti.

Konuşmaların ardından şampiyonluk kazanan okullara ve sporculara kupaları verildi. 

Muhabir: Hüseyin Eroğul

Burak Akın'ın ardından teslim olan askerlerin sayısı 6'ya yükseldi

ANKARA

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in koruma subayı Burak Akın‘ın itirafçı olup adli kontrolle serbest bırakılmasının ardından teslim olan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) şüphelisi askerlerin sayısı 6’ya yükseldi.

Burak Akın’ın ardından 4 subay daha teslim olduYüzbaşı Burak Akın: Yakalanacağımı anladım ve teslim olmaya karar verdimGüler’in koruma subayı serbest bırakıldı

Alınan bilgiye göre, dün Kara Kuvvetleri Komutanlığında görevli bir yarbay ve bir binbaşı ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görevli 2 yarbayın polise teslim olmasının ardından bir subay ve bir astsubay daha FETÖ üyesi olduklarını beyan ederek savcılığa başvurdu.

Subay rütbesindeki askerin işlemlerin ardından emniyete gönderildiği, astsubayın ise adliyedeki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Muhabir: Cankut Taşdan

Şahin Alpay ve Mehmet Altan'a tahliye

ANKARA

Anayasa Mahkemesi, tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan‘ın bireysel başvurusunda hak ihlali kararı vererek oy çokluğuyla tahliyelerine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kapatılan Zaman gazetesi eski yazarlarından Alpay ve gazeteci-yazar Altan ile Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay’ın bireysel başvurularını görüştü.

Alınan bilgiye göre, Yüksek Mahkeme, 6’ya karşı 11 üyenin oy çokluğuyla başvurucularla ilgili ihlal kararı verdi.

Anayasa Mahkemesi, Şahin Alpay ile Mehmet Altan’ın tahliyelerine hükmetti.

Turhan Günay, Cumhuriyet gazetesi davasında daha önce tahliye edilmişti.

Muhabir: Aylin Sırıklı, Ferdi Türkten

HDP'li Paylan ifade verdi

ANKARA 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan‘ın, 20 Aralık 2017’de TBMM’de yaptığı basın açıklaması üzerine 22 Aralık 2017’de soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve avukatıyla Ankara Adliyesi’ne gelen Paylan, soruşturma savcısına “tanık” olarak 1,5 saat süreyle ifade verdi.

Çıkışta açıklama yapmayacağını bildiren Paylan ve beraberindekiler adliyeden ayrıldı.

Soruşturma

Garo Paylan, 20 Aralık’ta TBMM’de gazetecilere yaptığı açıklamada, Avrupa’da Alevi, Ermeni veya Kürt kökenli vatandaşların bulunduğuna dikkati çekerek, “Son dönemdeki baskıcı uygulamalar dolayısıyla binlerce akademisyen, gazeteci, siyasetçi, kanaat önderinin Avrupa’da yaşamak durumunda bırakıldığını” söylemiş ve “Türkiye merkezli bir yapının, bu kişilere yönelik suikastçıları harekete geçirdiğini” iddia etmişti.

Paylan, söz konusu istihbaratı aldığı kaynağı ve kimlerin hedef alındığını söyleyemeyeceğini belirterek, “Bu tip cinayetlerde mesele sansasyon yaratmaktır. Sizler de bunu tahmin edebilirsiniz. Hangi isimler üzerinden sansasyon yaratılabilecekse liste o yöndedir. Ellerinde bir liste olduğu iddiası var.” demişti.

MİT, emniyet ve ilgili bakanlara gerekli bilgileri verdiğini anlatan Paylan, “Ogün Samastvari 3 suikastçının devrede olduğuna ilişkin ham bir bilgi var. Bizim meselemiz o 3 tetikçi değil, o 3 tetikçiye ‘Öldür’ diyenlerin durmasını istiyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Muhabir: Zafer Fatih Beyaz,Barış Kılıç

Antalya’yada Yaşamak

Antalya’yada Yaşamak

Antalya escort ile heyecanlı anılarımı anlatıyorum gençler toplanın.Antalya gerekten şehir olarak mükemmel bir şehir. Deniz kum güneş kızlar falan tam anlamıyla cennet diyebileceğim kadar mükemmel. Ayrıca trafik derdinin olmaması paha biçilmez bir değer ancak adam akıllı araba kullanmasını bilen yok diyebilecek kadar zor. Buranın yerlisi eskiden sürekli traktörle tarla sürdüğü için medeniyet gelincede halen daha trafikte bile lüx arabaları traktör gibi kullanıyorlar. Evet yanlış duymadınız lüx araçları kullanıyorlar. Buranın yerlisi toprak zengini hepsinde para var ama beyin yok. Olanında beyni bacak arasında çalışıyor. Her neyse bu mevzulara girerek buranın yerlilerini yazdığımız makale ile boşu boşuna kızdırmanın bir anlamı yok. Trafikten söz ediyorduk araç kullanmayı bilen yok derken mesela sinyalsiz dönen bir çok davara raslamak mümkün bu canını yediğimin memleketinde yada ışıkları sallamayan yeşil sarı kırmızı her renkte bodozlama dalan tiplerde var ama benim favorim trafik ışıklarında zik zak şekline duran araçlar. Yani normal bir şehirde araçlar tek bir şerit halinde trafik ışıklarında beklerler ama burda bildiğim düzensiz mesela 2 şeritli bir trafik ışında yan yana 3 araç görebilmek mümkün. Başka bir şehirde yaşamak istemezdim yemin ederim. Hele ki motorsiklet sürücüsü iseniz on yedi kat daha dikkatli olmanız gerekiyor. Trafikte herkezi  gerizekalı olarak kabul etseniz bile kaza yapmanız bir yerde patlamanız içten bile değil. Mümkünse bakkala gidder iken bile motorsikleti full ekipman kullanmanız.

Antalya’da yaşamak demişken değinmeden edemeyeceğim bir husus daha var. “Usta bulmak” yemin ederim elektirikçisinden tesisatçısına mobilyacısından kartonpiyercisine kadar 13 senedir adam akıllı işinin hakını veren bir ustaya rastlamadım. Geçen gün bir tv ünitesi yaptırmak için ustanın biriyle anlaştım parasının yarısınıda ödedim tv ünitesinin bir parçası parlak bir parçası mat boyalı geldi. Ulan hiç mi özen göstermezsiniz yaptığınız işe hiç mi kontrol etmezsiniz. Çizilmiş falan gelmesine alışkınızda farklı boyalara eşyaların gelmesi ne alaka. Yemin ederim kafayı yemek üzereyim üstelik bu mobilyanın gelmesini 20 gün bekledim hangi birine sinirleneyim bilemedim. Mesela eve yeni musluk seti bağlatacam tesisatçı çağırıyorum servis ücreti 75 Türk Lirası alıyorlar musluğu takıyorlar ve bir bakıyorsunuz ki musluk damlatıyor yani severmisin okşarmısın durumu. Elektriki çağırıyorum eve televizyonu duvara astırmak için her seferinde yamuk taktığı için duvarda 6 tane delik olması gerekirken 24 tane delik var artık gerisini siz düşünün mallık top seviye.

Gelilim iş hayatına ulan koca koca kurumsal şirketlerde bile neredeyse çaycıya bir title birde kartvizit bastıracaklar. Çay Ocağı Sorumlusu. Mevzu tamamen traji komik. Şirket içi görev tanımları hazırlanıyor bir tane eleman yok herkez ya müdür müdür yardımcısı sorumlu şef hatta ben sorumlu yardımcısı bile gördüm diyebilirim. Zaten sorumlu ne demekse müdür maaşı vermemek için sorumlu tittle ile elemanları onure ederek 3 kuruşa çalıştırıyorlar. Hemde ne çalıştırma sanki şirketi o kurtaracak sorumlusun ya evdeyken bile uzak masa üstü çalışanına bile rastladım diyebilirim. Bu kadar çok tittle içerisinde elemanın olmaması işlerinde sağlıklı yürümesine izin vermiyor tabi olan zavallı stajyerlere oluyor. Çocuk daha üniversite son sınıf öğrencisi iş hayatında ilk günleri bir sürü saçma sapan unvanlı kişilerin oluyor getir götürcüsü oluyor. Ben esas otellerde çalışan garson ve komilere üzülüyorum adamlar sürekli antrak izinsiz çalışıyorlar. Hemde asgari ücrete fazla mesai ücret almadan. Zaten fazla mesai ücretinin tam olarak ne anlama geldiğini bilen adama denk gelmek imkansız. Fazla mesai talep edince sen bu şirketin adamısın şirketin durumu ortada ne mesaisi çalış tepkisi ile karşılaşıyorsun. Aslında bu konuyu yazarken o kadar çok mevzu aklıma geliyor ki kariyer hayatı ile ilgili her biri ayrı bir kitap konusu bile olabilir.Örneğin tazminat ben daha Antalya’da tazminatını alabilen adama rastlamadım alanda heralde 2-3 bin lirayı anca 74 ay taksitle falan alıyordur. Şaka değil yemin ederim gerçek. Kovulsan bile şirketten sana saçma sapan dokümanları imzalatarak tazminatını ödememek için her yolu deniyorlar. Ya o evrak’ı imzalamazsan ne olur ben kısaca özetliyeyim size kesinlikle iyi referans olmuyorlar ve iş bulabilme ihtimaliniz baya azalıyor. Yani zaten Antalya göt kadar yer lara’dan osursan konyaaltın’da duyuluyor sakat bir durum yani.

Gelelim Antalya Gece hayatına yaklaşık 2009 yılından beri aktif olarak barlarda sahne alıyorum çeşitli gruplar çeşitli tarzda müzikler çaldım. Her bir gruba dahil olduğumda tabi ki bir repertuvar hazırlama çalışması oluyor sürekli prova üzerine prova uykusuz geceler falan en sonunda bir barda sahne almaya başlıyorsun deli gibi rock repertuvar var adam geliyor senden osman aga çalar mısın diyor. Yemin ederim kaç defa gitarı karının kafasında parçalamak istedim tahmin bile edemezsiniz. Birde oldukça fazla müzik grup olmasına rağmen hepsi birbirinden kopya çekmiş gibi aynı şarkıları çalıp duruyor. Yani diğer şehirlerde barların bir tarz varır birine gidersen rock müzik dinlersin diğerine gidersin pop dinlersin vs. Burada rock dinleyeceğim diye rock bara gidiyorsun içeride osman aga çalıyor durum tam anlamıyla vahim. Aralarda duruşunu bozmadan kendi tarzını çalan gruplarda yok değil tabi ki pinhani manuş falan hepsi Antalya’nın leş barlarında duruş sergileyerek bir noktaya kadar geldiler diyebilirim.

Gelelim Antalya’nın kızlarına cinsel hayatına. Evet Antalya tam bir sex şehri diyebilirim. Yani Rus ve Ukraynalı bir hayli fazla. Yazın oteller caddeler ve sokaklar cıbıl cıbıl yabancı bayanlarla dolu. Yani tam anlamıyla günah işlemeden abdestiniz bozulmadan bu şehirde yaşamak mümkün değil. Bu yüzden çok sayıda hamam ve sauna var tabiki hepsi mutlu sonlu bir şekilde. Antalya Escort piyasasında bir hayli hareketli diyebilirim. Ancak yabancı bayanlar ile görüşme yapmadan önce dikkat etmeniz gereken husus çok sayıda çakma Rus ve Ukraynalı olduğu alayı Gürcü diyebilirim ve bilirsiniz ki Gürcü bayanlar kesinlikle oral sex yapmazlar. Yani paranızla bile bu konuda dahi rezil olmanız içten bile değil. Antalya’da yaşayan yerli malı yurdun malı bayanlara ne demeli günde 10 erkekle görüşme yapıyorlar. Bildiğin esnaf gibi işe gider gibi bu mesleği icra ediyorlar.Bazılarının kocası götürüp getiriyor tam bir rezillik ayrıca o karının kocasının da anasını avradını yedi ceddini okşayayım. Bildiğin godoşluk yapıyor tabi ki para tatlı para gelsin de karısını kim düdüklerse düdüklesin adamdaki zihniyete bak.

Ben kısaca Antalya’da yaşadığım gözlemlediğim olumsuzlukları kısa bir makalede yazmak yazarkende biraz rahatlamak istedim. Açıkçası bu yazıyı kaleme alırken belirli başlı konularda kitap yazma fikri bile aklımdan geçmedi değil. Bu şehir çok fazla dışarıdan göz aldığı için tam bir karma şehir diyebiliriz. Her şehrin insanının fark farklı karakteristik özellikleri vardır iyisiyle kötüsüyle ama anasını satayım bütün kötü özellikli şahıslar bu şehirde toplanmış gibi. Bana ilk bu şehir’e taşındığımda otogarda beni karşılamaya gelen buralı bir arkadaşımın ilk cümlesi salaklar şehrine hoş geldin olmuştu. Ben o zaman tam olarak ne demek istediğini anlamıştım ama zaman içerisinde çok iyi anladığımı ve burada gördüğün tüm salaklıkları bir kitap halinde yazmaya bile karar verdim diyebilirim. Yazımın sonunda gelmeden bu yazı eğer bir yerlerde okunursa ne mutlu bana.

FETÖ sanığı hakimin 'himmet hesabı' ByLock'ta

GAZİANTEP-Adsız Günebakan

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında yargılanan eski Kahramanmaraş hakimi Erdal Kılıç’ın, topladığı ve kendisinin verdiği himmetlerin hesabını örgüt “abisine” ByLock üzerinden bildirdiği ve bir örgüt mensubunun da Kılıç’tan 17-25 Aralık operasyonlarının firari eski savcısı Mehmet Yüzgeç ile eşine “Kakao” programını yüklemesini istediği yazışmalar ortaya çıktı.

8. Ağır Ceza Mahkemesinde “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanık Erdal Kılıç’ın, ByLock yazışma içerikleri deşifre edildi.

Sanığın şifreli haberleşme programında kullanıcı adının “ek46”, şifresinin de “qazwsx123” olduğu kaydedilen raporda, ByLock’ta FETÖ’nün 17-25 Aralık operasyonlarının firari eski savcısı Mehmet Yüzgeç’in de aralarında yer aldığı çok sayıda kişinin ekli olduğu bilgisi yer aldı.

Raporda, Kılıç’ın önemli yazışmaları ve e-postaları hakkında da bilgiler verildi.

Bu kapsamda Kılıç’a 27 Ağustos 2015’te Kahramanmaraş’ta bulunan bir örgüt mensubunca gönderilen mesajda, “Sa abi. Yüzgeç abinin hanımına, kendi şahsi telefonuna Kakao kurmanızı rica ediyorum abi. Bir de VPN kurunuz. Kakao’nun ID numarası oluyor onu da rica ediyorum. Yarın en geç saat 19.00’da bana bildiriniz ki Yüzgeç abiye de kuracağız, abla ile görüşsünler. Aynı mesajı Nuri abiye de atıyorum biriniz kurun abi.” ifadeleri dikkati çekti.

“Emin” isimli kişinin 25 Aralık 2015 tarihinde gönderdiği mesajda ise “Ya abi bir ses verin. Abi çatladık burada, hem Yüzgeç abi hem ben. Abi Nuri abi Yüzgeç abi ile eşini bağlantıya geçirsin. Abimiz çok endişeli.” ifadeleri yer aldı.

Himmet hesabı ByLock’ta

Kılıç’ın, topladığı ve kendisinin verdiği himmetlerin hesabını da örgüt abisine ByLock üzerinden bildirdiği yazışmalar da tespit edildi.

Sanık 24 Aralık 2015’te “Emin” isimli kişiye gönderdiği mesajda, “Abi ben 2000 TL, Murat abi 900 TL verdi, yalnız bunları Nuri abiye verdik. Aylık verilmesi gereken yerlere verildi. Hesap Nuri abide detaylar var. Selim abiden henüz alamadım.” bilgisini paylaşıyor.

Kılıç, 1 Ocak 2016’da bir örgüt üyesine gönderdiği mesajda ise şu bilgileri veriyor:

“Aidatları (1000 TL himmet taksidi + 200 TL kahraman aidatı + 800 aidat olmak üzere toplam) 2000 TL benim ve yine (900 aidat + 20 TL sadaka olmak üzere toplam) 920 TL Murat bey olmak üzere 2920 TL aidat toplamını Nuri beye verdik. Ödemeler için kullanıldı. Bunun dışında geçen aydan bir miktar parayı yine Nuri beye verdik. Ayrıntılı doküman Nuri beyde var abi ondan isterse verecektir. Harcamaları Nuri bey yaptığı için ona verdik. Bir de Selim beyden Aralık ayı için bir ödeme alamadım.”

“İp boynunda olsun da biraz uzun tutun”

Bilirkişi raporunda, firari eski savcı Yüzgeç’in himmeti aksatan “Selim” isimli bir kişi hakkında da sanığı uyardığı mesaja işaret edildi.

Yüzgeç, 2 Şubat 2016’da sanığa gönderdiği mesajda, “Selim’in durumu nasıl, biraz sıkıntısı vardı, inşallah düzelmiştir. Görüşmelere geliyor mu, gelmiyor mu? Eşini bahane edip etmediğini iyi değerlendirin sakın kendi haline bırakmayın. Selim temeli sağlam biri, ondan sıkıntı olmaz. İp boynunda olsun da olmazsa biraz uzun tutun, sorun olmaz.” uyarısında bulunuyor.

Doğu Karadeniz'de kış turizminin adı: Zigana

GÜMÜŞHANE – Veysel Kara

Doğu Karadeniz’in ilk kayak merkezlerinden 2 bin 50 rakımdaki Zigana Kış Sporları ve Turizm Merkezi, kış turizminde adından söz ettiriyor.

Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarında bulunan ve 1991 yılında kış sporları turizm merkezi ilan edilen kayak merkezi, Trabzon Havalimanı’na 60, Gümüşhane kent merkezine ise 40 kilometre mesafede bulunuyor.

Kayak sezonunun aralıkta başlayıp martta sona erdiği merkezdeki 800 ve 600 metre uzunlukta iki pist, saatte 750 kişi taşıma kapasitesine sahip halat uzunluğu 850 metre ve kayak alanı 1,5 kilometre olan teleski ile saatte 300 kişi taşıma kapasiteli babylift, amatör ve profesyonel kayakçılara hizmet veriyor.

Kar kalınlığının dönem dönem 1,5 metreye kadar yükseldiği merkeze ulaşım otobüsler ve özel araçlarla sağlanıyor. Ziyaretçilerine kayak imkanının yanı sıra Zigana coğrafyasının eşsiz doğasını da sunan merkezde 150 kişilik otel ve 50 kişilik kayakevi hizmet veriyor.

Geçen sezon yerli ve yabancı 10 bini aşkın kişinin faydalandığı tesiste, ziyaretçilerin 4 bini otelde konakladı. Özellikle Arap turistlerin ilgi gösterdiği merkezde, kapasite artırımı için 54 bungalovun yapımı da sürüyor.

“En büyük pistimizin uzunluğu 800 metredir”

Gümüşhane Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Zigana Dağı Tesisler Amiri Hasan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Zigana Kış Sporları ve Turizm Merkezi’nin Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunduğunu söyledi.

Merkezin içerisinde faaliyet gösteren Gümüşkayak Tesisleri’nde ziyaretçilere konaklama imkanı da sunduklarını belirten Şahin, “Otelimizde 150 kişi konaklayabilmektedir. En büyük pistimizin uzunluğu 800 metredir. Kış aylarında merkezimizde kar kalınlığı 100 ile 150 santimetre arasında değişmektedir.” dedi.

Şahin, merkezdeki teleskinin saatte 750 kişi taşıma kapasitene sahip olduğunu ifade ederek hafta sonları bini aşkın ziyaretçinin çevre illerden kayak merkezine geldiğini vurguladı.

Arap turistlerin Karadeniz’e olan ilgisinin Zigana Dağı’ndaki kayak tesislerinde de hissedildiğine dikkati çeken Şahin, “Arap turistlerimiz de son dönemde buraya özel ilgi göstermektedir. Yıllık bazda 10 bini aşkın ziyaretçiye burada hizmet sunmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Doğu Karadeniz’in ilk kayak merkezi

Zigana Gümüşkayak Tesisleri İşletme Müdürü Abdullah Eroğlu da Zigana Kış Sporları ve Turizm Merkezi’nin Doğu Karadeniz’de inşa edilen ilk kayak merkezi olduğuna dikkati çekti.

Eroğlu, ziyaretçilerin aralık, ocak ve şubat aylarında tesislere yoğun ilgi gösterdiğine işaret ederek “Bu yıl kar yağışı şu ana kadar istediğimiz seviyeye ulaşamadı. Önceki yıllarda daha güzel kar potansiyeli vardı. Önümüzdeki günlerde kar seviyesinin istenilen düzeye ulaşmasını bekliyoruz.” dedi.

Arap turistlerin ilgisinden mutlu olduklarını dile getiren Eroğlu, genellikle çocuklu turistlerin tesislerini konaklamalı olarak tercih ettiğini ve tesislerde eğlenceli zaman geçirdiğini kaydetti.

Türk Telekom baskını davasında karar duruşması

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Ulus’taki Türk Telekom binasının kontrol altına alınmasına ilişkin davada, 27’si Kara Harp Okulu Komutanlığı subay adayı kursiyeri 30 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki mahkeme salonunda görülen duruşma, sanık eski kursiyer teğmen İbrahim Çok’un esasa ilişkin savunmasıyla başladı.

Astsubayken girdiği sınavlardan başarılı olup subaylığa geçiş yaptığını belirten Çok, olay tarihinde Kara Harp Okulunda subaylık temel eğitimi gördüğünü söyledi.

Sanık Çok, hafta sonu Afyonkarahisar’a yapılacak harp tarihi gezisi için Kara Harp Okulunda kalmaları yönünde emir aldıklarını ifade etti.

Rütbesi gereği komutanlarının verdiği emirleri sorgulama ve karşı gelme konumunda olmadığını ifade eden Çok, okuldan evlerine gönderilmemeleri üzerine sanık durumuna düştüklerini savundu.

FETÖ’nün darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi firari sanık eski kurmay yarbay Ömer Ergenekon’un emrine verildiklerini aktaran Çok, daha sonra bir grup kursiyer teğmenle Türk Telekom binasına götürüldüklerini anlattı.

Ergenekon’un kursiyerlere, “Ülke karıştı, kaos var. Bize de bir binanın emniyet görevi verildi. Polis de bizimle beraber.” dediğini aktaran Çok, yaşanılanların darbe girişimi olduğunu öğrendikten sonra diğer kursiyerlerle Ergenekon’un emirlerine uymadıklarını iddia etti.

Bu tavırları nedeniyle Ergenekon’un Türk Telekom binasından kaçtığını belirten Çok, bu gelişmeye Türk Telekom çalışmalarının şahit olduğunu kaydetti.

FETÖ üyesi olmadığını öne süren Çok, beraatını talep etti.

Çok’un savunmasının ardından, sanıklar ve avukatlarının esasa ilişkin savunmaları tamamalndı.

Duruşmaya verilen aradan sonra mahkeme kararını açıklayacak.

Öte yandan 4 Aralık 2017’deki duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, 28 sanık hakkında “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası, tutuksuz sanık er Orçun Tink’in ise beraatını talep etmişti.

1 2 3 4 5 885